*e'lir'den alfhéim'e;
sevgili erâ,
Geçen sene bugün Berlin'i terk edeceğini söylemiştin, sana inanmamıştım lâkin evvelsi gün seni ne evinde ne de üniversitedeki kütüphanede gördüm. İtiraf edeyim, bütün bunlara rağmen ümidimi yitirmemiş ve önümdeki uzunca birkaç ay boyunca en sevdiğin yerleri pek çok bahaneyle ziyaret etmeye devam ettim.
Çoğu mevsim bitkisine alerjim olmasına rağmen Bay Kermit'in bahçesine, oraya yaptığım ufak yolculuklarda çalınan şarkılarının saçmalıktan ibaret olduğuna kanaat getirdiğim Bayan Michelle'nin kafesi ve daha nicesi. Bayan Michelle ne zaman onun sokağın en ücra köşelerindeki ufak ve mütevazi, (*bana sorarsan karamsar,) kafesine gitsem bana şekerli bir kahve ve çikolatalı bir pasta verirdi. Pasta her zaman taze ve kahve de yeterince şekerli değildi. Kimseyle sohbet etmedim.
Neticesinde yara bere içerisinde olan ellerim bomboş kalmıştı. Ortalardan kaybolmuştun, tıpkı bir devrin sonu gibiydi ve kederlenmiştim.
Bay Kermit bana senin hakkında zamanla azalan, günün birinde de öylece suyu çekilen pek çok soru sordu; nereye gittiğin, kiminle olduğun ya da rüzgârın adını hâlâ öğrenip öğrenmediğim üzerine beni çokça yaralayan konulara da değindi. Saçlarımı kesmeyi ne zaman düşündüğümü sorduğu zamanlarda sadece sinirlendim.
Genelde sorduğu soruların cevaplarını bilmiyordum fakat zannımca bu cevapları zamanla öğrendim.
Bana gönderdiğin yemek kitabını ve posta kodunu aldım, hayır, peşinden Berlin'i terketmeyeceğim. Hayır; hâlâ yemek yapmayı bilmiyor ve yine, yemek yapmanın mantığını kavrayamıyorum.
Körleşmeye başladım, doktor bana bir gözlük verdi. Bilmem biliyor musun lâkin revir seksen yıl önce gözlerden nasıl katarakt alınacağını keşfetti, bunu yapmayı öğrenmeleri, daha önce hiç göremeyen insanların görmesini sağlayabilecekleri anlamına geliyordu. Bu insanlar kör olmamış, kör doğmuşlardı.
Bu insanlar görebilir hale geldikten sonra onlara çeşitli nesneler gösterildi: bir masanın üzerinde duran bir top, bir küp ve bir piramit. Sonra hekimler hastalara üç objeden hangisinin yuvarlak olduğunu sordular. Hastalar sadece nesnelere bakarak cevap veremediler. Önce onlara dokunmaları gerekti. Ancak topa dokunduktan sonra onun yuvarlak olduğunu bilebildiler.
Gözlüğümü takıyor ve Bay Kermit'in yerine gidiyorum, dokunduğum çiçeklerin hangi çiçekler olduğunu kestiremiyorum.
Bana bir yemek tarifi kitabı göndererek yaptığın şerefsizlik yüzünden sana "diktatörlerin akşam yemeği." kitabını ve Bay Kermit'den aldığım bir adet selase çiçeğini yolluyorum.
Güçlü sarmaşıklardan yetişen koyu kırmızı bir çiçek, yaprakları narindir. Nadir bulunur, ölmüş olmasına rağmen ona dikkat edesin.
Bana cevap vermek zorunda değilsin, soru sormadım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
benim adım algol
RandomBütün bunları yalnızca senin için yazdım. Petrichor için üzülmeyesin, onu emin ellerde; kalbimde yaşatıyorum. Eskisi kadar huzurlu ve hâlâ daha insanlara anlam veremiyor. Sahilde turlarken yaşlı Japon hanım için içli içli bir kere daha ağladı, anne...
