Birden boş bulunup gerçeği söylediğimi anladım. Ayağa kalkıp sürükledim fadiki benim odama.

“ lütfen kimseye bir şey söyleme. Calib duyarsa bana kızar. Beria da perişan olur.”

Peçesini indirip öfkeyle “ sen farkında mısın abim evli bir adam beriayı çok seviyor. Nasıl böyle bir şeye müsaade edersin.”

Fadikin elini avucuma aldım “canım ne olduğunu biliyorum. Yalnız abinin beriaya olan aşkını da biliyorum. O yüzden geçen gün yalan söyledim. Abin benimle evlenmek istediğini söyledi.”

İyice hayretlenmişti “ ciddi değilsin değil mi ? iyi de o daha dün evlendi neden senle evlenmek istesin.”

Çaresizce mırıldandım söylesem mi diye düşünürken “ fadik … şey abin benimle yattı. Ve beria o gece den sonra yalnız kalmış. Sabahta onu bulmak umudu ile koridorlarda geziyordu. Abin bana kızıp öfkeyle çıkınca beria gördü.”

Fadik ummadığım bir hareketle yüzüme tokat attı. “ bunu nasıl kimseye söylemememi tembihlersin. Utanmadın mı abimle yatarken.”

“ hayır yanlış anladın. Sandığın gibi olmadı.”

Ayaklarına diz çöktüm. O ise durmadan koşarak gitti.

Dışarı adımımı atmadım aşağıda ki düğün telaşına da katılmadım.

Yalnız odamdaki pencereyi açıp karanlıkta rüzgara bıraktım kendimi. Annemi özledim babamı. Gidebilsem burada bir kuş olup uçabilsem. Doğduğum topraklara yüzümü sürebilsem sıcacık yatağımda huzurla uyuyabilsem. Ne zaman geleceği bilinmeyen kader bu sanırım.

Kapım aralandı sessizce ismim fısıldandı “ kızım tuğçe.” Sesin geldiği yöne döndüm. Asıfe hanımdı bu. Yüzüme baktı bir adım daha yaklaştı. “ doğru mu bunlar ?” ayaklarına diz çöktüm. “ doğru.” Beni yerden kaldırdı beklenmeyen hareketle yüzüme tebessümle baktı. “ üzülme..”

Sonra gitti. Anlamadım bu rüyamıydı. Yüzüme soğuk bakan vicdansız davranan kadın birden melek kesildi.

Perdeyi çekip soyundum. Üzerimde ne varsa savurdum. Bitkindim halsizdim. Geceliğimi giydim incecik askısını geçirip aynadan süzdüm kendimi. “ üzülme” diyip uzandım.

Gece uykumda sıcaklık hisettim. Birden hafif bir okşanma ile döndüm. Sanırım rüzgar esmeye başladı. Tekrar döndüm. Birden birinin elini omuzlarımda hisettim ağzımı kapattı sarhoştu sanırım ve ve gözyaşları aktı sessiz gözyaşı ile uyuya kaldım.

Uyandığım da sadece sızı hissediyordum. Herşeyin sadece bir rüyadan ibaret olduğunu diliyordum. yatağımdan doğrulduğumda calibin çıplak bedeni ile yatağın köşesinde uyuduğunu fark ettim.

İçimde ki nefreti artırdı. Ona nefret duydum benim masumiyetim evli bir adamın kollarında son erdi. Çarşafa sarılarak kalktım yerimden kendime baktım hırpalanmış tenime.birden diz çöktüm dinmeyen gözyaşları başladı.

Calib yataktan doğrulup beni bulamayınca ayaklanmış kapıda diz çöktüğümü görünce beni tutup kaldırdı. “ ağlama lütfen.” Omuzuma dokunmaya çalıştı. Ateş saçan gözlerimi diktim üstüne. “ bana sakın bir daha dokunma pislik.”

Dün gece ne olduğunu anlamamiş gibi bir bana bir kendiye baktı. Yatağa ilerleyip yorganı çekti bir damla kanı gördü. Deliye döndü öfkelendi kendisine. Bana bakamadı yerimden kaldırmaya çalıştı ikna edemedi. Sözleri uğultu gibi geldi geçti. Oradan kalktım  ve sadece “git..” diyebildim.

O gittiğinde dünyam simsiyah olmuştu.

Ruhum bedenden çıkıyorcasına acıyor bedenim
Titriyor ellerim tremora yakalanmışcasına
titriyor vücudum
Ve düşüncelerim..
Kahrolası yalnızlığın verdiği o muazzam acı

Giyindim ve kahvaltıya indim. Asıfe hanım ile gözgöze geldi. O bana soğuk bakışlarından sundu. Ben ona sadece sitemli baktım. Kahvaltı da herkes neşeli idi. Bir beria sessiz birde ben. Beria’ya baktım solgun yüzünde sadece endişe vardı.  İç çekti

“ calib ile kısa bir tatile gidiyoruz.”

Herkesin soru sualine tutuldu. Asife hanım ise “ nereden çıktı bu tatil şimdi.” Omuzuna şalını astı. “ bilmem calib istedi biraz tatil bize iyi gelir diye düşünmüş.”

Fadik ise bana bakarak “ çok sevindim yengeciğim. Şimdiden iyi tatiller.”

Beria tebessüm ile başını salladı. Kahvaltımı bitirip salondan çıktım.  Işıl ışıl parlayan avizenin altında duraksadım nereye gideceğini bilmeyen biri gibi bir ileri bir geri döndüm. Soluğu bahçede aldım.

Yanıma yaklaşan krem renkli dişdaşa giymiş ahmedi gördüm. “ selamünaleyküm tuğçe.” “ vealeykümselam.” Ahmed çiçeklerin önündeki taşı çekti. “ şimdi koklayabilirsin.” Ahmede baktığımda heyecanla gülümsedi. “ Tuğçe seninle konuşmak bir türlü denk gelmiyor. Calib ile aranda bir şey var mı ?”

Şaşkınca döndüm sabah ki olayı aklımdan çıkarmak için vahçeye çıkmıştım ama ahmed hepten yarama su bastı. “ hayır aramızda birşey yoktur. Neden sordun ki ?”

Çarşafı çekip yere oturdum. Çimlerden gelen kokuyu çektim içime.  Ahmed ise yanıma kuruldu. “ geçen sefer senden uzak durmamı ve senin onun eşi olduğunu söyledi. Doğru değil mi ?” kafamı salladım. Sevinçten mi güldü bilmiyorum ama yüzü ışıl ışıl oldu. Utancından kızardı ayağa kalktı. “ en iyisi ben gideyim.”

Cudiye oradan geçerken ahmede bakmadan boynunu büktü. Yanımdan geçti ve “ kızım burada oturulur mu ? o kadar erkek var burada kalk çabuk.”

Umursamadım omuz silktim “ olsa ne olur ilgilendirmiyor.” Cudiye canımın sıkkın olduğunu farketti.

“ anlatsana ne oldu. Pek huzursuz gibisin sanki ölecek gibi görünüyorun.”

“ öyleyim zaten öldüm sayılır. Boşver sen. Hadi gidelim.”

Koridorda calib geçiyordu. Kafamı kaldırdım konuşmayacaktım sadece diyebildiğim şu oldu “ iyi tatiller calib bey.” Cevap vermesini beklemeden geçtim. Odama yöneldim. Cudiye’ye “ cudiye telefonun var mı ?” kafasını salladı neden daha önce sormamıştı ki. Elinde ki iphone uzattı. “ sende mi akıllı telefon kullanıpta sosyal ağ kulanmıyorsun. Püfs.”

Gülümseyen cudiye “ e kızım bizim ülke böyle işte. Nereyi arayacaksın.”

“ailemi.”

“hadi ne duruyorsun arasana o zaman.”

Telefon numarasını çevirdim. Pencereye yöneldim. Çalıyordu evet ve “ alo ben Ali gündoğdu.” “ baba ben tuğçe nasılsın baba.” Tüylerim ürperdi babamın sesini duymayalı asırlar olmuştu. “ tuğçe senmisin ? kızım neredesin sen ?” ağlamaya başladım .” sen iyi misin kızım cevap ver.”

“ baba ben iyiyim. Iraktayım baba bu ülkeden çıkamıyorum.” Babamın sesi duraksadı

Oda heyecanla “ kızım orada ne işin var senin? Kim götürdü sana bir şey yaptılar mı ?”

“ baba korkma ben iyiyim. Yalnız ülkeme gelemiyorum. Çünkü bir erkek ile çıkmam lazımmış oda kocam olan adamla.” Hat kesildi orada. Arkamı döndüğümde cudiye yerine calibi gördüm. Calib cansız bedeni ile baktı .” kiminle konuşuyordun.?” Gözlerine bakmaktan kaçındım. “ babamla beni gelip almasını istedim.”

“ gidemezsin.”

“ giderim bal gibi de giderim. Senin bu denli pisliğinle yaşayamam burada.”

“sen benimsin artık. Bana diklenmeye kalkma ağzını burnunu kırarım.”

“ kırsana be adam yaptıkların yetmedi mi ? birde dövecek misin döv hadi dövsene.”

Calib ellerini yumruk yapmış öfke patlaması ile tokat attı ve arkasına bakmadan çıkıp gitti.

Irak'ta Bir Türk GelinBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!