*Psst* Notice anything different? 👀 Find out more about Wattpad's new look!

Learn More

11 Bölüm

23.9K 1K 21

Ağlamaktan yorgun düşüp uyuya kalmışım. Uyandığım da yatakta kıvranan birinin olduğunu hissettim. Başımı yan çevirmeye korkuyordum. Birinin nefes alış verişini hissediyordum ama bunun kabus olmasını umuyordum. Boynumda sıcak bir kol hissettim. Ve elllerini gördüğüm de yataktan çığlık çığlığa fırladım.

“ imdat sapık var…” doğrulduğumda calibin yanımda yattığını ve dün geceye rağmen rahat bir tavır ile uyanıp gülüyordu.

“sabah sabah ne oldu ?” üstüme baktığımda geceliğimin sağa sola kaydığını görüp kendimi kapatmaya çalıştım.

“ ne işin var senin benim yatağımda.” Calibin gözleri birden munzurca gülümsedi. “ sen benim karımsın unutma..” calibin bunu söylemesi ile odadan hızla çıktım. Kapıyı kapatıp çıkmamla calibin kolumdan tutup yatağa fırlatması bir oldu. üstüme doğru gelip nefesini enseme soluduğunda gözleri simsiyah olmuş “ böyle dışarı çıkamazsın demedim mi ? sen benim mahremimsin”  onu itip “ nerde senin mahremin oluyorum. He evli barklı olan adam sensin ben değil. Aynı zamanda senin karında değilim olmayan nikahın neyine güveniyorsun.”

Garip bir şekilde gözlerini gözlerime dikmesinden rahatsızlık duymaya başlamıştım. Birden yumuşayıp “ beria’nın yanında olman gerekmiyor mu?” calib gözlerini üzerimden çekip elini başının arasına aldı. “sadece seninle olmak istedim seni ilgilendiren mevzu değil. Çok soru soruyorsun.”

Bunu söylediğin de acınacak bir halde gibiydi. Daha evleneli bir gün olmuş ve şimdiden pişmanlık duyuyor gibi geliyordu bana. Sonra yeniden yatağıma uzandığını gördüm. “ hey.. kalk yatağımdan ne diye uzanıyorsun halen.” Göz kırpıp “ kokun sinmiş bu yastıkta biraz daha uyuyayım. Gel hadi.”

Şaşkınca bunu söylemesine bakıyordum. “ istemiyorum. Git çabuk.”

Pencereden dışarıya bakmak geldi içimden. Camı açıp rüzgarın tatlı bir şekilde beni okşamasına bırakmamla pencerenin kapanması bir oldu.

Hışımla önüme belirdi siyah gözleri. Gözlerimi yere devirdim. “ yüzüme bak dedim lanet olası..”

Eliyle çenemi kaldırdığında korkuyordum tokat yemekten. Başımı kaldırdığında gözümden akan yaşı gördü. Sonra geri çekilip odadan gitti.calibin çıkmasıyla dışardan garip seslerin geldiğini duydum. Birine bir şey olduğunu düşünürek hızla çıktım. Kapıda beria ile karşılaşmışlar ve beni görünce gözleriyle adeta beni dövüyordu. “ senin ne işin var burada. Kaç saattir seni bekliyorum.”

 Calib omuz silkip “ istediğin kadar bekle umurumda değil.” Berianın şaşkınlığı beni görünce başladı. “ sakın bu fahişe ile birlikteydim deme.”

Berianın sözüne sakin kalamadım. Ben tam ortaya çıktığım da. “ çabuk odana tuğçe.” Eliyle odamı işaret edip kapımı kapattı. Kapıya dayanıp olanları anlamaya çalışıyordum.

Yeniden kapıyı aralayıp olayları izlemeye başladım. Beria diz çökmüş calibin ayaklarında ağlıyordu. Kızı ilk sabahta ağlatmaya başlamıştı. “ calib lütfen odamıza dön.” Calibin beria’ya sinirli ve öfkeli bakışını gördüm. “ o benim karım istediğim zaman burada olurum. Sana ne odana çabuk.”

Beria direne direne yavaş adımlarla gidiyordu. “ dur eğer bir daha bu kıza fahişe dediğini duyarsam sonu kötü olur.”

Beria dişleriin sıkmış bir vaziyette odasına yöneldi. Calib görmeden kapıyı kapatıp aynanın karşısına geçip hazırlanmaya başladım. Sıkılmıştım bu siyah elbiselerden. Alışıyordum da zamanla.

Birden bir şarkı geldi aklıma “senide değiştirir o zaman bulamam son kez sıcak bir ses
uyan gidelim utanırım o zaman bulamam burda uzaklardayım ben”

 

Merdivenlerden aşağı indiğim de 26 yaşıtlarında kumral bir delikanlı gördüm. Hemen başımı eğdim. Yüzüne bakmadan kadınların olduğu salona doğru adımlar atıyordum. “ dur bir dakika konuşalım mı ?” döndüğümde halen başım eğikti. Adamın bana iyice yaklaştığını gördüm. “ gözlerini kaldır lütfen.”

“ lütfen bırakın gideyim.” Gözlerimi yere devirdiğim de çocuk kalbini tutuyordu. “ şey ben ahmed takiyuddin. Calib’in kuzeniyim. Epey zamandır tanışmak istedim sizinle.”

Sadece başmı kaldırıp ahmed kim diye bakacaktım ki .

“ tuğçe.. çabuk hareme.”

Odaya koşarak gittim. Bu sefer iyice panik oldum. Sonum çok kötü olacaktı.

 

                             ∞    

 

Kahvaltıya gitmek gelmiyordu içimden. Koridor da biraz düşünüp tuğçeye uğramayı düşündüm. Aslında oda şimdi kahvaltıdadır diyordum. Koridor da ahmed’e bakan tuğçe ‘yi gördüm. İkisinin gözleri birbirindeydi. Bu apaçık göz zinasıydı. Tuğçeyi ahmedle gördüğüm de garip bir şekilde öfkelendim.

“ tuğçe.. çabuk hareme.”

Tuğçenin gittiğinden emin olunca ahmede öfke ile baktım. O ise muzipçe yüzüme gülüyordu.

“ calib kız çok güzel. Neden kızı benden uzaklaştırıyorsun ?”

Emin bir tavırda elimi omuzuna koydum

“ ahmed tuğçe benim karım olacak. Lütfen ona bakma.”

Ahmed’in gülen yüzü birden soldu. Ve konuşup konuşmamak arasında idi.

“ ama sen daha dün evlendin. Bu açgözlülük calib.”

“ahmed tuğçeyi türkiyeden ben getirdim evlenmek için ve o artık kız değil..”

Ahmed elimi omuzumdan indirip arkasını bakmadan ayrıldı.

“yaktım çıranı tuğçe yaktım. O gözler benim sadece.”

Irak'ta Bir Türk GelinBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!