0.1

171 7 0
                                                  

Şanssız: ?

Çığlık atarak Sema'nın kucağına atladım. Bana geri dönmüştü. Bana.

"Sema tut beni bayılacam." Sema beni tutarken sordu.

"Kız noldu? Evelenelim mi dedi? Noldu?"
Ona en bayık bakışımı attım.

"Çocuk yapalım dedi Sema."
Bana bakarken inandığını sandım bir an.
Elimden telefonu çekip baktı. Şifreyi biliyordu zaten. Gördüğü mesajla bana telefonu fırlatınca havada kaptım. Bu bir nimetti. Şanssız'la kavuşmamız için Allah'ın gönderdiği araçtı.

"Gerçekten mi, soru işareti mi? Bak şahsen ben düştüm şu an."

Ona göz devirip telefonumu elime aldım. Yataktan kalkıp mutfağa doğru ilerlerken ona yazdım.

Bilinmeyen Numara: Az önce attığın soru işaretine bile yükseldim. Kız sen ne güzel noktalama işareti atıyon!

Sevinerek kafamı telefondan kaldırırken Çok mutlu hissediyordum kendimi. Ben direkt engelleyeceğini ya da mesaj atmayacağını düşünmüştüm. Beni şaşırtmıştı.
Buzdolabını açıp içinde ne var ne yok diye bakındım. Harbiden hiçbir şey yoktu. Hoş, annem ne zaman eve iki güzel şey alsa duramayıp saldırıyordum. Yoksa rahat edemezdim. Aklım çikolatalarda, krem peynirlerde kalıyordu ayol.

İç çekerek buzdolabını kapadım. El mecbur mutfaktan çıkmadan önce dolaptan bir bardak alıp su sebiline yöneldim. Bardağımı sebilin gözüne yerleştirdikten sonra tuşa basılı tutup beklerken bildirim sesi geldi. Heyecanla suyu muyu unutup Sema'nın yanına uçtum.

"Mesaj attı mesaj."

"E aç o zaman." Haklı.

Semanın yanına oturup telefonu açtım. Gördüğümeyse gülümsedim.

Şanssız: Nerden buldun numaramı?

Bilinmeyen Numara: Bulurum ben.
Ayrıca sapık falan sanıyorsan beni,
doğru düşünüyorsun. Bence ruh hastası sapığın tekiyim.

Sema bana döndü. Gözlerini kısıp bir kaşını kaldırırken yüzünü buruşturmuştu.

"Demese miydin acaba öyle?"

Bende ona aynı surat ifadesiyle baktım.
"Bilmem demese miydim?"

Tekrar mesaj geldi.

Şanssız: Kendinin sapık olduğunu söyleyerek daha çok korkuttun bak şimdi beni. Ne yaptın sülaleme kadar takip mi ettin?

"He vallaha, doğru söylüyor. Aynen öyle yaptım."
Sema da onayladı garibim. Şanssız'ı takip ederken az peşimde sürüklememiştim onu da. İçimden kötü kadın kahkahaları attım. Nihahahhahaa...

Bilinmeyen Numara: Gözünü daha fazla korkutmak istemiyorum.

Şanssız: Ha yaptın yani?

Bilinmeyen Numara: Yaptım yani ne var?
Sevdik işte. Her şeyini merak ettik. Hep görelim sevdiceğimizi dedik. Kötü mü ettik?

Şanssız: Ne sevmesi? Seviyor olsan duramazsın.

Bilinmeyen Numara: Ne bu aq, kemik kırılması mı?

Şanssız: Ben bilmem en fazla beğenmişsindir beni. Sevme deme şuna.

Bilinmeyen Numara: Ula senin neyini beğenecem. Sevmesem bu kadar uğraşır mıyım lan?!

Sema kafama vurdu. "Allah çarpar."
Ona yandan bakış attım.

Şanssız: Ha beğenmedin yani?

Bilinmeyen Numara: Yav şimdi ikisi farklı şey. Elbette yakışıklısında ben birine sırf dış görünüşü için his beslemem. Normalde senin içinide bilmeden sevdim ama sevdim yani. Böyle anlık oldu. Bende anlamadım. Sanki olması gereken oldu. Ben sana aşık oldum.

"Anaaa sen çok dolmuşsun."
Kafa salladım. Çok dolmuştum. Çok birikmiştim. Şimdiyse taşıyordum. Ama kendimi çok salmamam lazımdı. Eğer sevgimin sonsuzluğunu görürse kaçabilme ihtimali çoktu. Bu beni çok acıtırdı.
Aslında ben onun böyle bir şeyde kaçmayacağını hissediyordum, biliyordum ama işte diğer ihtimalde vardı ve ben diğer ihtimalden ölesiye korkuyordum.

Şanssız: Neden şu an karşımda değilsin mesela? Neden telefondasın. Neden bir bilinmeyensin?

Bir bilinmeyendim değil mi?

Bilinmeyen Numara: Ben cesaretsiz bir insanım. Normalde hiç sana söyleyemezdim ama arkadaşım bu fikri sununca dayanamadım artık. Neden biliyor musun? Çünkü artık bana o kadar da uzak değildin.

Şanssız: Farklı şehirlerde miyiz? O yüzden mi uzaksın bana?

Bilinmeyen Numara: Hayır aslında günün yedi saati aynı havayı soluyoruz.

İki dakika boyunca 'yazıyor' yazısı çıkmadı. Şükür ki iki dakika sonra beklediğim yazıyı görebildim.

Şanssız: Aynı okulda mıyız?!

Bilinmeyen Numara: Bu kadarınıda bilmen lazım ama değil mi? :))

"Bunu söylemen seni bulmasını çok kolaylaştırdı. Ya seni birde bulup karşına çıkarsa, numaranı değiştirmedin ve arkadaşlarında var. Ayral, korkmuyor musun?"

Kafamı geriye attım.

"Korkuyorum. Korkuyorum ama benim için çok küçükte olsa çaba sarf etsin istiyorum. Bu sadece bir iki kişiye sorması bile olsa. Bu kadar önemsiyecek mi? Merak ediyorum. Her şey kader değil mi zaten? Olacak olan olur. Bense sadece kapıyı araladım. Bakalım içeriye girecek mi?"

Daha Dur || YARI TEXTİNGHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin