Bölüm 47

6.2K 880 643
                                    

Medya Fiona.

.....

Hükümet binasına vardığımda gelişim haber edilmiş olmalı ki Azrail'in benden önce işlerinde yardımcı olmasını istediği kişi hızla yanıma gelmişti. Beni selamladıktan sonra yardımcı olup olamayacağını sordu.

"Tüm özeller bu akşam burada toplanacak. Hepsine haber yollayın. Geniş bir odaya ihtiyacım var. "

Adam başını olumlu anlamda salladığında 'toplantı odasını ayarlatayım hemen' demişti. Başımı olumlu anlamda sallarken 'başka bir şey daha' demiştim duraksamasını sağlayarak.

"Sayn ve kisor hükümeti birleşecek biliyorsun. Halkın duyacağı bir şekilde konuşma yapmak istiyorum."

Adam başın tekrar salladığında 'çok iyi olur çünkü sayn halkı endişeli' demişti.

"Kisor hükümetinde yabancı kalarak ezileceklerini düşünüyorlar."

Alayla gülerken başımı iki yana sallamıştım.

"Sanki çok rahat bir nefes almışız gibi ezileceklerini mi düşünüyorlar? Konuşmayı tüm özeller geldiğinde yapacağım."

Duraksayarak kaşlarımı çattığımda 'gece bekçileri konusuyla ilgilenmeyi unuttum' demiştim.

"Esya geldiğinde haber verin."

Üst kata ilerleyerek başkan odasına ilerlediğimde kapıyı kapatmış ve koltuğa oturmuştum. Elimi masada gezdirirken düşüncelere dalmış gibiydim. Aklımda dönüp duran şey numaralılar alemiydi. Nasıl bir yerdi? Kaç numaralı yaşıyordu ve ne kadar güçlülerdi? Oraya gidersem ne kadar süre hayatta kalabilirdim?

Azrail'e ulaşabilir miydim?

Azrail şu an kiminle ve neredeydi? İyi miydi? Ne hissediyordu?

Derin bir nefes aldıktan sonra sertçe yutkunmuştum. Azrail'i düşünürken Azelyayı nasıl geride bırakabilirdim?

Özeller onu tekrar karşılarına alır mıydı? Hangi özele güvenebilirdim ki?

Eğer ben ölürsem Azelya burada bir başına ne yapardı? Numaralılar alemine hapsolursam Azelya tek başına ne yapardı?

Boğazıma sürekli oturan bu yumrudan nefret ederken ellerimle başımı ovalamıştım. Ne yapmalıydım? Hiç bu kadar arada kaldığımı hatırlamıyordum. Azelya ile birlikte gitseydim ne olurdu?

Onu ölüme sürükleyebilecek kadar gözüm kararmış mıydı? Çünkü biliyordum ki gidersek bir daha dönemeyecektik. Azrail'i bir kez daha görebilmek için her şeyi verirdim ama Azelyayı riske atabilir miydim? 

Atamazdım.

Gözlerim öyle bir köşeye dalmış bir şekilde düşüncelerle boğuşurken işittiğim çığlık sesiyle olduğum yerde sıçramıştım. Etrafıma bakınırken hızla kapıyı açmış ve telaşla etrafa bakınmıştım tekrardan. Kapıyı çok sert açmamla birkaç kişinin bakışları bana döndüğünde 'biri çığlık mı attı' demiştim. Başlarını iki yana salladıklarında hızla kapıyı kapatıp derin derin nefes almıştım. Çığlık sesini duyduğuma adım kadar emindim. Emindim. Duymuştum. Çığlık sesini duymuştum.

Ayakta öylece beklerken kulaklarımın çınlamasına engel olamıyordum. Beni fazlasıyla rahatsız eden bu sesin ardından kapı çalınmıştı.

"Gir."

Başkan yardımcısı içeri girdiğinde 'özellerin her birine haber yollandı' demişti. Başımı olumlu anlamda sallarken 'sanki az önce biri çığlık attı' demiştim sorarcasına. Başkan yardımcısı başını iki yana salladığında 'duymadım' dedi biraz şaşırarak.

ATALANTE 3 [TAMAMLANDI] Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin