Bölüm 8: Archie'nin Melekleri

195 28 3

-Arc-

Koşarak ofisime ulaştım. Peters daha ortada yoktu. Koca kıçını kaldırması o kadar kolay değildi herhalde. O sırada yaklaşık 380 yıldır duymadığım tanıdık bir sesle irkildim.

Peters KOCAMAN BİR HARLEY DAVİDSON'LA bana doğru geliyordu.

Önüme doğru lastiklerini kaydırarak fiyakalı bir şekilde durdu. "Çok havalıydım, di mi?"

"SEN, NASIL!!?"

"Soru sorma." Güldü. "Atla. Sana göstermem gereken bir şey var."

Arkasına oturdum. Hızla deney laboratuvarına doğru sürmeye başladı.

---

Laboratuvar kapısının önünde durduk.

"Burdan sonra tabanvay."

Peters önde ben arkada yürümeye başladık. Sordum. "Ne göstereceksin."

"Senin için bir dosyam var."

"Olmaz. Bebek bakıyorum."

"İki şey. Bir: Onun çaresini de buldum." Pis pis sırıttı. Bu tarz durumlardan kesinlikle iyi birşey çıkmazdı, çıkmamıştı ve çıkmayacaktı. "İki: Elde ettiğimiz örneği görünce dosyayı sen isteyeceksin."

Sıradan görünen bir kapının önünde durduk. Peters kapının yanındaki kart okuyucuya bir kart soktu ve kapı açıldı.

Gözlerime inanamadım.

"Demiştim."

Demişti. Bu dosyayı istiyordum.

Önümde duran insan bir mutanttı. Dört kollu, vücudunun ve kafasının yarısı olmayan bir mutant.

Peters suratımdaki ifadeye gülerek konuştu. "İstiyor musun?"

"Evet."

Hayvan mutantları gayet yaygındı ama bu kadar belirgin bir insan mutantı ilk defa görüyordum.

Üçüncü set uzuv ha. Behey.

"Dur, işler daha da ilginçleşiyor. Bu hilkat garibelerinden daha çok var. Ve organizeler."

"Dalga geçiyor olmalısın." 1796'nın kollarını takarken Sanders'ın verdiği tepkinin aynını veriyordum.

"Hayır, geçmiyorum. Ama şu gördüğün örnek ölü."

Somurttum. "Yani bu belge yarı askeri bir belge. Seek and destroy."

"Daha çok seek and catch." Sırıttı. "Burda senin üzüldüğün yere geliyoruz."

"Şu an sevdiğim herkesi öldürsen bile üzülür müyüm bilmiyorum."

"Öyle olsun. Şu bebeklerin var ya, onları da yetiştirirsin artık."

Bebek bakmak tanktan çıkmış yeni elemanları koloni hayatına hazırlamaya, çocuk yetiştirmek ise mesleki eğitime takılan lakaptı. Koloni jargonu. The more you know.

Şu an bana elli kişilik özel operasyon timi yetiştir deseydi onu bile kabul ederdim.

"Tabi. Başka bir isteğin?"

"Bi de takımına almanı istediğim biri daha var. Marianne Julietta Corleone."

Güldüm. "Don Vito Corleone'nin kızı herhalde."

"Sayılır. 14 yaşında. Bir mafya babasının kızı. Silahlar konusunda acayip bir yeteneği var."

"Tamam. Haber ver 15 dakikaya benim klinikte olsun. Dosyaları da derhal masamda istiyorum."

Odadan hızla çıktım.

---

Peters ofisine yürümek zorunda kalacaktı.

Hadi ama. Ortada bu kadar nadir ve eğlenceli bir oyuncağı bırakacaksın ve ben onu çalmayacağım ha. Ancak rüyasında görürdü.

4000cc'lik motorun kükremesiyle zevkten kudurarak kliniğin kapısına ulaştım.

İçeri girdiğimde 1796 ile Sanders'ı şaşıran eşek oynuyordu, Claire bacaklarını ayırmış vaziyette horlayarak uyuyordu ve victoria stili porselen bebeklere benzeyen ufak tefek bir kız masamın önündeki konuk sandalyelerinden birinde oturuyordu.

"Kızlar."

Horlamakla meşgul olan Claire dışında herkes bana baktı.

Bağırdım. "Claire, donun görüküyor."

Kız sıçrayarak ayağa kalktı. Utanmıştı. "Ö-özür dilerim."

"Sorun değil. Herkes tek sıra olsun."

3 saniye içinde hepsi önümde yan yana dizildi. "Kızlar, bundan sonra askeri olarak eğitime gireceksiniz ve komutanınız olarak ben, siz solucanlardan gerçek birer asker çıkaracağım."

Sanders gülümsüyordu ama 1796 gayet ifadesiz ve korkmuş biçimde dikiliyordu. Marianne gayet ciddiydi. Claire ise, eh, hala utanıyordu diyelim.

"Hadi ama 1796. Hiç mi amerikan savaş filmi izlemedin?"

"Amerikan savaş neyi?"

Derin nefes verdim. Bu kadar da olmazdı ya.

"Neyse ikiniz odaya. 1796 11, Sanders da 94 numaralı oda sizin. Sipariş ettiğim kıyafetler gelmemiş, o yüzden bir süre önlükle idare edeceksiniz."

"Ama-"

Lafı ağzına tıktım. "Odanıza. Yarın sabah altıda ofisimde olun."

İkisi çıkınca odada Claire, ben ve nedense garip enerjiler yayan porselen bebek kaldık. Kıza döndüm. "Ben Orgeneral James William Arcstein. Bundan sonra ekibimle beraber çalışacaksın. Bu da yüzbaşı Clai-"

"Falan filan umurumda değil. Bir an önce bitsin yeter."Kapıya doğru yöneldi. "Bir de sirkine sahip çık Arcstein. "

Claire ile ikimizi başbaşa bırakarak odadan çıktı. Terbiyesiz.

"Ne zamandır uyumuyorsun?"

"3 gündür." Aptal aptal sırıttı. "İyi iş çıkardım, değil mi?"

Alnını öperek başını okşadım. "Kesinlikle iyi iş çıkardın."

Kolundan tutarak odadan çıkarttım ve motorsikletin arkasına oturttum. Ben de öne oturdum tabi.

"Sıkı tutun."

Günbatımına doğru sürer edasıyla odama doğru sürdüm.

Proje E.D.E.N. [Son]Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!