31. BÖLÜM - SÖYLEDİ DİL, DUYDU KULAK

2.5K 70 14




NOT: Gösterdiğiniz ilgiden ve sevgiden dolayı hepinize çok teşekkür ediyorum. :) Keyifli okumalar... Her zamanki gibi (özellikle) yorumlarınızı ve votelarınızı mutlaka bekliyorum.




GELİN – 31. BÖLÜM – SÖYLEDİ DİL, DUYDU KULAK


ÇANAKKALE

Yeni bir hafta ve yeni bir iş günü. Mümin Bey çoktan kalmış ve kahvaltı masasındaki yerini almıştır bile. Canan Hanım'ın bu sabah suratı fena halde asıktır. Nitekim baba-oğul arasındaki bu iç savaş Canan'ı da etkilemiş ve annelik içgüdüsüyle kocasına tavır almıştır. İstemeye istemeye kahvaltıyı hazırlamış ve bütün asık suratıyla masadaki yerini almıştır. Erkan da erkenden uyanmış ve kahvaltı masasındaki yerini almıştır. Her ne kadar kısa bir süre önce babasının kararıyla işten atılsa da yarım kalan işlerini tamamlamak ve muhasebedeki işlemlerini halletmek adına bir süre daha işe devam edecektir. Kovulmanın vermiş olduğu sinir ve bir o kadar da rahatlıkla işi savsaklamakta, verilen emirlerini yerine getirmemekte ve en kötüsü de Kevser ile olan ilişkisini alenen devam ettirmektedir.


Ev halkı masada kahvaltılarını bütün asık suratlılıkları ve dut yemiş bülbül halleriyle yaparlarken aniden kapı zili çalınır.


CANAN: Hayırdır inşallah bu saatte?


Mümin bu etkiye yalnızca gazetesinden başını kaldırıp kapıya bakarak tepkisini gösterir. Meraklı bakışlarla sabahın bu saatinde gelen davetsiz misafirin kim olduğunu öğrenmek için kapıya bakar. Erkan'ın ise umurunda bile değildir. Kimin geldiği, ne için geldiği, neden bu saatte geldiği... Belki de içinden Ekin'in gelmiş olabileceği düşüncesine kapılmıştır ve en son görmek isteyeceği kişinin Ekin olduğunu bildiği için de kapıya bakmamayı ve kahvaltısına hiçbir şey olmamış gibi devam etmeyi tercih eder.


Canan kapıyı açar ve karşısındaki kişiyi görünce şok olur, dili tutulur, ne söyleyeceğini bilemez. Sadece ışıldayan bakışları ve aniden sicim gibi yağan gözyaşlarıyla bakakalır.


SERKAN: Anne! Sarılmayacak mısın oğluna?


Canan bu sözlerle kendine gelir ve büyük bir anne şefkatiyle sarıp sarmalar oğlunu, öper, koklar ve kokladıkça daha da öper.


Serkan'ın askerden ani bir sürprizle geldiğini gören Mümin ve Erkan da sevinçle kalkarlar masadan ve Serkan'ı karşılamak için kapıya yönelirler.


CANAN: Oğlum, yavrum benim! Hoş geldin, gel gel geç içeri.

SERKAN: Baba, Ağabey?

MÜMİN: Canım oğlum gel bakalım buraya şöyle bir sarılayım sana.

SERKAN: Ver de elini öpeyim babam. Kaç zamandır hasret kalmışım sizlere.


Mümin de gizli gizli akan gözyaşları ile sarılır oğluna, hasretini tutamaz içinde taşırır dışarıya. Sarılır oğluna büyük bir hasretle. Serkan da ağlamamak için kendini zor tutar ve havayı dağıtmak için şakalar ve esprilerle yaklaşır ağabeyine.

GELİN (final Yaptı) Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!