KALAN HAYATIM

38 1 0

Bir söz vardır;''Bugün kalan hayatınızın ilk günü.''İşte eğer benim bir hayatım kaldıysa bugün son günüdür.

Doktorun dediği gibi annem 3 ay sonra ölmedi 2,5 ay bile dayanamadı.Babam ne yaptı peki?Annemin yokluğuna dayanamayıp bütün uyku ilaçlarını içip intaar etmiş.Ne kadar ironik değil mi?Zaten öleceksiniz,kansersiniz ama karınız öldüğü için intaar ediyosunuz.Oğlunuzu düşünmeye ne gerek var.O zaten anneannesiyle birllikte İstanbul'da yaşamaya gidecek.Onun için bir hayat kurdunuz zaten,artık arkanızı dönüp çekip gidebilirsiniz.Sizi tutan yok...

Cenazelerden hep nefret ettim.Zaten kim sever ki?Tabi o cenaze anneniz ve babanınızınki olunca nefretten daha farklı bir duygu boy gösteriyor,anlaşılmaz,anlatılmaz sadece hissedebilinen bir duygu.Ağlamak istemiyorum ve ağlamayacağım daha doğrusu ağlayamıyorum.O duygu şuan tüm vücudumu ele geçirmiş durumda.İnsanlık belirtilerim sıfır.Şuan beni bu yaşıma kadar büyüten insanların üstüne toprak atılıyor,anlayabiliyor musunuz?Artık burada olmayacaklar.Yoklar,gittiler.Gülümsemelerini artık sadece çocukluğumda çektiğim fotoğraflardan görebiliceğim.Seslerini sadece videolardan duyabiliceğim.Anılarımızı ise aklımda kaldığı kadarını hatırlayabileceğim.Onlarla artık konuşamaycağım bile.Konuşmalarımızın çoğu kavga olsa bile artık yanımda değiller ve hiçbir zaman olmayacaklar.

Üstlerine son toprak da atıldıktan sonra herkes bana gelip baş sağlığı diledi ve yavaş yavaş gittiler.En son kardeşlerim ve ben kaldık.Ben önce mezarlarının başında dururken onlar arkamda beni izliyordu.Hiçbir şey söylemiyorlardı.Sadece duruyorlardı.

Son kere mezarlarına baktım;

-Hoşçakalın,bana bunu yaşattığınız için sizi hiçbir zaman affetmeyeğim.

Ve yanağımdan ilk ve son gözyaşı düştü.Daha sonra hızlı bir şekilde arkamı döndüm,aralarından büyük bir hışımla geçtim ve hemen bir taksiye atladım.Arkamdan bağırsalar bile durmadım.Durursam beni İstanbul'a gitmekten vaz geçirirler,verdiğim sözün saçma olduğuna bir şekilde ikna ederlerdi.Duramazdım,Ankara'yı,evimi,kardeşlerimi her şeyi arkamda bırakmam gerekiyordu.Yoksa yapamazdım annemlere verdiğim sözü tutamazdım.

Taksiyle biraz ilerledikten sonra telefonum çaldı.Bana nereye gittiğimi sordular,eve gittiğimi söylersem beni gitmekten alıkoyarlardı o yüzden kafamı dağıtmak için bara gittiğimi söyledim.

Eve geldiğimde tüm ev toplanmıştı.Annemlerin tüm kanser eşyaları,kıyafetleri annemlere dair her şey kolilenmişti.Koltukların üstü örtülmüş bütün elektronik eşyalar fişlerinden çıkarılmıştı.Ev artık büyüdüğüm ev değil yabancı bir ev olmuştu.Kapının tam önünde sabahtan hazırladığım bir valiz vardı.Onu alıp tam kapıdan çıkacakken,aklıma asla benden alamayackları bir şey geldi ve valizimi yere atıp bahçeye çıktım.

Ben daha 5 yaşındayken babamla birlikte bahçede  çamın altına gömdüğümüz bir kutu vardı.Babam bu kutuyu,yanlız kalırsam,kötü bir şey olursa vs.gibi birçok neden sayıp o zaman çıkarmamı söyledi.O zamanlar anlamamıştım ama bence o zamanın geldiğine adım gibi eminim.Hemen bir kürek bulup toprağı kazmaya başladım.Kutu hala orda duruyordu,üzerine çizdiğim resmi unutmuşum.Annem babam ve ben el ele tutuşuyoruz ve gülüyoruz.Kutuyu çıkardım,içine bakmaya henüz hazır değildim.O yüzden aldım ve valizimin yanına gittim.Eve son bir kere bakıp tekrar taksiye bindim ve otogara doğru gitmeye başladım.

Uçak yerine otobüsle gitmeyi tercih etmiştim İstanbul'a.Biraz kafamı dinlemek istiyordum tabi bu kararımın kötü bir fikir olduğunu poyraz arayınca fark ettim.Onlara ne diyecektim.Kardeşlerimi nasıl bırakabildim?Benim için yaptıkları onca şeyden sonra ben onları nasıl yüz üstü bıraktım?

Sus Rüzgar!Yeter,yaptın bir piçlik artık bunu düşünmen boş.Zaten hiçbir zaman öyle bir dostluğu hak etmedin.Onları hiçbir zaman hak etmedin...

Yolculuğun 2. saatinde 54 mesaj ve 32 cevapsız arama vardı.Lanet olsun,aramayın artık!Rahat bırakın beni!

6 saatlik yolculuktan sonra telefonum gelen mesajlara dayanamadı ve sonunda şarjı bitti.Otobüsten indiğimde anneannemi elinde sigarasıyla gördüm.Valizimi alıp en son 7 yaşındayken gördüğüm kadına doğru yürümeye başladım.Annemle kavga ettikleri için uzun zamandır konuşmuyorlardı,cenazeye de bu yüzden gelmemişti.Hangi anne kızının cenazesine gelmez ki?Annem bu küslüğe ara vererek benim onda kalmam için yıllar sonra anneannemi aramış ve ikna etmişti.

Beni görünce sigarasını yere attı ve bana doğru yürümeye başadı.Anneannem diğer anneanneler gibi kendini ölüme terk etmiş biri değil.61 yaşında ama benden daha genç ruhlu.Geceleri dışarı çıkar,20 yaşında gibi giyinir,sevgili(leriylre)siyle dışarı çıkar,bayılına kadar eğlenen bir tiptir.Bu kadar enerjiyi nasıl buluyor gerçekten bilmiyorum.Zaten annemle kavgalarının bir sebebi de bu davranışlarıydı.

Yanıma geldiğinde uzunca beni inceledi ve elini yanağıma koyup,diğer yanağımı öptü.Tırnakları o kadar uzundu ki yanağımda izi çıktı.

-Hoşgeldin Rüzgar.

-Hoşbulduk anneanne.

-Özel bir okula kaydını yaptırdım,Asya Koleji,bundan sonra oraya gidiceksin.Annen ve baban için üzgünüm.Onları bende özleyeceğim.Hadi istersen eve gidelim,yorulmuşsunudr.

-Önce bir sigara molası versek.

-İşte benim torunum.

Merhabaa,ben Damla(3.bölümde söylemem biraz tuhaf oldu)umarım hikayeyi beğeniyosunuzdur.Daha çok az kişi okuyor ama bunun artıcağına inanıyorum.Okuduktan sonra oy vermesenizde yorum yapabilirseniz çok yardımcı olursunuz.Teşekkür ederim:)

Adam Olduğum GünBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!