2. Bölüm

27 0 0

 Umarım beğenirsiniz... Keyifli okumalar.

~~~

 Gözlerimi açtığımda, günün doğmasının farkına varamadan karnımın ağırdığını hissettim. Loş bir ortam vardı, düşüncelerimi duygularımı sığdırdığım şu odam gerçekten bu saatlerde güzel oluyormuş , fark ettim. Küçük bir esnemeden sonra yataktan kalktım ve mutfağa doğru koşar adım gittim. Bu karın ağrısı, yemek yememektendi her zaman ki gibi. Buzdolabında aradığım çareyi ne yazık ki saniyeler içinde yitirdim. İsteğime uygun bir şey yoktu ve onları yersem midem bulanırdı. Karnımın ağrısı şiddetlenmeye başlayınca ise kendimi gerçekten kötü hissetmeye başladım. Çekmeceleri karıştırdım ve bisküvi aramaya başladım. Boş çekmeceler de beni hayal kırıklığına uğratmıştı. Karnım ise dur durak bilmiyor ağrısı şiddetlendikçe şiddetleniyordu. Dayanamayıp bir su içtim ve sandalye çekip oturdum. Ağzımdan inleme çıkacak duruma gelmiştim ve karın ağrısı zaaflarımdan biriydi. Gözlerimin dolduğunu hissettim. Başka derdim varken buna ağlayamazdım. Hepsi onun suçuydu, hepsi ve bunları düşündüğüm andan itibaren mantığımı yitirdiğimi fark ettim. Saçmalıyordum resmen. Mutfağın balkonun kapısını açtım ve balkona çıktım. Hafif rüzgarın bu sancılarımı alıp götürmesi gerekirken, karnımın ağrısını şiddetlendiriyor ve daha da kötüsü her bir anımı depreştiriyordu. Yanaklarım çizgisel bir şekilde ıslanıyordu, buna gözyaşı deniyor ve her gün bu gözyaşı denen şey gözlerimden akmak zorunda mıydı ? Bir zaman dilimine kadar mutluydum fakat doğrudur, her mutluluğun bir sonu var. İmtihanın işte, ne yaparsın ? Üşümeye başladığımı titrememle anladım ama yine de balkonda kalmaya devam ettim. Karşımda deniz manzarasıyla eğlenerek belki unuturdum herşeyi, karnımın ağrısını bile. Unutunca geçer. Ağarmaya başlayan gün, bana selamlarını veriyordu güneşiyle. Ne zamanlar olmuştu, güneşin doğmasını beraber izlediğimiz sonrasında hafif mırıltılarla uykuya dalışlarımız. Hayatımda pek bir yer edinemeyen şeyler bile bana onu hatırlatırken sinirlendiğimi hissettim. Adının zihnimi işgal etmediği bir zaman var ise o zamanda yaşamak gibi bir şansım olsa keşke. Bu sefer dolan gözlerime gerçekten küfrettim sessizce. Apartmana yaklaşan araba bu sessizliği bozan bir etmendi. Ne kadar beni ilgilendirmese de bir göz attım arabaya ve içinden inecek kişiyi beklemeye başladım. Güneş ışıklarını daha yeni yeni dağıtmaya başladığı bu saatte kim ve neyin nesi şimdi ulaşıyordu evine ? Belki evi değildi, ah bu beni ilgilendirmez. Kaçamak bakışlarla bakmaya başladığımda farkedilmemek en büyük isteğimdi o anda fakat isteklerimin çoğu zaman geri çevirildiğini söylemiş miydim ? Arabadan inen beynimdeki isimsiz adam, bakışlarımın üzerinde olduğu sırada beni yakaladı ve güldü. Gözlerimi büyütmeme sebep olan bu gülüşle, ne yapacağımı şaşırdım ve aklıma ilk gelen şeyi yaptım; odama gitmek. Sapık mıydı, içmiş miydi, derdi neydi, neden gülümsedi gibi soruların beynimi işgal etmesiyle birlikte odama gittim. Yatağa oturdum ve telefonumu elime aldım. Anlık bir titremeyle ekran kilidini açtım. Galerideki o fotoğrafları açmak için elim istemsizce hareket ediyordu. Gülümsemesi... Ne garip, onun mutlu olmasıyla mutlu olacağıma bu kalbimi parçalara ayırıyordu. Çünkü, bir kız arkadaşıyla birlikte çekilmiş bir fotoğraf. Birlikte çekildikleri... Gülümsedikleri... Bana nispet diye düşünse de bir yanım, aslında hiç umrunda olmadığımı biliyordum. Zerre umrunda olmadığım bir adamın bana nispet yapmak için gülmesi mantık açısından oldukça saçma. Keşke ben de onun gibi gülümseyebilsem, her şeye rağmen. Kırık kalbime rağmen. Keşke, ayağa kalkıp da her şeye rağmen 'Ben güçlüyüm' diyebilsem. Hayatta demek istemediğim bir kelime olsa da 'keşke' dilimden düştüğü zamanlar yok gibi. Olanlara rağmen, hiç yokmuş gibi hayatıma devam edemezdim. Beynim, buna izin verirdi; mantıklı olduğu için. Kalbim izin vermezdi ama; o aşkının peşinden giderdi ne olursa olsun. Elim yüzüme değdiğinde anladım ağladığımı. Tenim öyle bir alışmıştı ki gözyaşlarıma. Artık tepkisizdi. Telefonu kapadım ve yatağa uzandım, odama sızan güneş ışığıyla birlikte.  Tavanı incelemeye başladım. Koyun saymak güzel bir fikirdi ama karnımın ağrısı da bir yandan 'ben burdayım' diyordu. Tekrar yataktan kalktım ve sıcak su torbama sıcak su doldurdum. Yatağa geri döndüm ve karnıma koydum böyle uyumak daha iyi olabilirdi. Yan dönüp yattığım yatakta, keşke yanımda olsaydı da bana sarılsaydı. Gözlerimi kapamalı ve artık şu düşünceleri susturmalıydım. İçimden bir şarkı söylemeye başladım:

Şehre karanlık çöker ve herkes evine dönerdi 
Bense hep yaşattığım şu kuşkularıma söverdim 
Hiç kimsenin hayatında değildim ki önemli 
Yabancının mumu yatsı olmadan da sönerdi 
Mum sönünce ölene dek dostum oldu karanlık 
Bilinç altım kabullendi duyduklarım yalandı 
Ben bi başıma kalandım...

 Şarkının ortalarından başladım ve gerisini söyleyemeden uyumak için iyice sıktım gözlerimi. Kafamda oluşan o yüzünü, unutmalıyım. Unutmalıyım...

1

2

3

4

5

6

... Uykumda bile rahat bırakmayan o yüzünden nefret etmeyi o kadar çok isterdim ki. Tüm bu aşkı kalbimden süzmek ve tertemiz bir kalbi sol yanımda taşımak fikirlerim arasındaydı. Keşke, dilimin söylediği gibi seni hayatımdan çıkarmak kolay olsaydı... Senden nefret etmek istiyorum. Bunu yapabilirsin Almira.

Anlamsız BekleyişBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!