İyi okumalar!!! :)))

Donup kalmıştım. Bir vampir? Tamam, ona bir şey demem ama ya ateş. İnsanların ismiyle kişiliklerinin uyması gerektiğine inananlardanım. Yağmur normalde sakindir, ama istediğinde de deli gibi yağabilir ve sel oluşturarak zararlar verebilir. Bende böyleyim sakin olduğum sürece sıkıntı yoktur. Ama ateş? Ben bu büyük zıtlığa nasıl ayak uydurabilirim ki? Vampir çok duydum ama duyduğum vampirler de ışığı sevmez. Peki ateşle nasıl başa çıkacağım ki? Ateşten daha çok ışık saçan ne var? Güneş bile ateşten yapılmış ve vampirler güneşi sevmiyor. Gerçi Berk'in dediğine göre babam vampir ama babam güneşi çok sever. Sanırım bunları düşünmek için yalnız kalmak daha iyi çünkü bana bakan gözlerden gerçekten rahatsız olmaya başladım!!!

''Ne var? Bana neden öyle bakıyorsunuz?''

''Gerçekten mi? Hiç mi şaşırmayacaksın?'' dedi Chris. Ah Chris sen benim içimde kopan fırtınaları bir bilsen!

''Ya da hiç mi 'Ben en güçlüyüm!' tarzı yalan havalara girip böbürlenmeyecek misin?''dedi Doğukan.Yok yok bu çocuk harbi kaşınıyor!

''Herkesi kendin gibi görme Doğukan.'' Dedi Savaş.

''Bak Savaş, kaşınma. Çok pis kaşırım seni!'' dedi Doğukan.

''Ben iyiyim ayrıca tuhaf falan hissetmiyorum. Şimdi, gidelim mi?'' dedim sıkıntı içinde. Buranın duvarları sanki benim üstüme üstüme geliyordu.

''Tamam gidelim. Fakat seni bayıltmak ve ya gözlerini kapatmam gerekiyor. Senin için böylesi daha iyi olur. Emin ol nedenini bilmek bile istemezsin!!!'' dedi Chris kafasını olumsuz anlamda sallarken.

''Hayır hayır bayıltma. Başım zaten ağrıyor bir de bayılırsam hiç iyi olmaz. Gözümü kapat bir de yürümeme yardım et yeter.''

''Peki sen bilirsin.'' Dedi Chris ve Savaş'a baktı. Savaş olur anlamında kafasını salladı ve yanında bulunan bez ile gözlerimi kapattı.

''Tamam Yağmur, şimdi hiçbir yere dokunma, ben senin ilerlemene yardım edeceğim.'' Dedi Savaş. Başımı olur anlamında sallayıp beni sürüklemesine izin verdim. Sessizce bir süre yürüdük ve sonra durduk. Savaş benim gözümü açtığında durduğumuz yerin yurtların önü olduğunu gördüm. Savaş elinde duran çantamı bana verdi. Teşekkür ederek çantayı omzuma taktım ve hiçbir şey söylemeden kızlar yurduna yürüdüm. Doğa bana odanın anahtarını  vermişti bu yüzden hiç sorun yaşamadan içeri girdim. Çantamı kenara bırakıp dolaba doğru yürüdüm. Gri şort ve beyaz kalın askılı t-shirt alıp banyoya girdim. Suyu ılık akacak şekilde ayarladım ve kısa bir duş aldım. Sonrada banyoda üstümü giyip saçımda havluyla balkona çıktım. –Evet burada her odanın balkonu da var. Normal yurtlarda yok diye düşünüyorum.- koltuklardan birine oturup bulutları izlemeye başladım.

''Anne orada mısın?

Beni görüyor musun?

Beklide beni duymuyorsun ama ben gene de anlatmak istiyorum.

Ne anlatacağımı da bilmiyorum. Ama tek bildiğim sana ihtiyacım olduğu.

Beynimde adını hatırlamadığım bir rahatsızlık var. Anevrizmaydı galiba.

Biliyor musun, Hazal kadar üzülmememin tek sebebi eğer ölürsem belki sana kavuşabilirim.

Ama bana bir şey olursa babam ne yapar?

BÜYÜLER LİSESİ (DÜZENLENİYOR)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!