For every story tagged #WattPride this month, Wattpad will donate $1 to the ILGA
Pen Your Pride

Ağlamamak istiyordum. Canımın yanmamasını istiyordum. İmkansızdı istediklerim. Ne kendimi durdurabiliyordum ne de içimdeki acıyı. Bana attığı o tokat yıllardır aşağılarda gizlediğim acıyı ortaya çıkartmıştı. Kimse vurmamıştı bugüne kadar bana.Ailem bile. Keşke vursalardı, bu kadar zoruma gitmezdi belkide. Haketmemiştim ben bunu. Ne sanmıştım sahi? Herşey istediğim gibimi olacaktı? Hep mutlu olacağımı mı sanıyordum?

Yoksa gerçekten güvenmişmiydim bana tokat atan o bencile. Kimseye güvenmemem gerektiğini birkez daha anlıyorum.

Annemi istiyordum ben. Ona sarılmak istiyordum. Kokusunu içime çekip 'annemm' diye bağırmak. Çok yalnız hisediyordum çok. Ne olacaktı bundan sonra? Ben ne olursa olsun onunla konuşmayacaktım. Ailemin bile atmadığı tokatı ondan yemek gurur kırıcıydı.

Yataktan doğruldum ve saate baktım. 05:00 saatler çabuk geçmişti. Gözüme gram girmeyen uykudan hala eser yoktu. Dışarı çıkıp hava almaya karar verdim. Üzerime uygun birşeyler giyip odadan çıktım. Dış kapıyı açtığımda ılık bir rüzgar esiyordu. Bu beni ürpertmeye yetmişti. Arkadan bir ses geldi "nereye bu saatte". Arkamı döndüm, o iğrenç yüzünü görmek istemiyordum daha fazla. "Cehenneme" diye tersledikten sonra kapıyı çektim ve yürümeye başladım. "Harika!!" Diye bağırdığını duyabiliyordum. Umrumda değildi.

Bir süre bilmediğim yollarda yürüdükten sonra gözlerime inanamadığım bir manzarayla karşılaştım. Çay gibi biryere gelmiştim, yemyeşildi karanlıkta yeşilliği görünmesede. Bu bana köyümü hatırlattı. Çayın ortasında bir havuz ve içinde yüzen ördekler vardı.  Havuzun kenarındaki kamelyalardan birine oturdum. Hava hala karanlıktı ve normal zamanda korkardım. Karanlığın beni içine çekmesinden. Ama şuan korkmuyordum. Bekledim. Bekledim. Düşündüm.

Sonuç olarak ne istersem onu yapacaktım. Artık hiçkimse umurumda değildi. Amcam,yenge,bencil hiçbirini umursamayacaktım. İçimden ne geliyorsa o olacaktı ve  şuan içimden Güneyle konuşmak geliyordu. Elimi uzatıp parmağımdaki yüzüğe bir süre baktım. Canımdı o benim. Belkide sözümüzü gerçekten tutardık. Belkide geleceğimiz olurdu. İhtimallerle yaşayacaktım anlaşılan. Tek kesinlik onu özlediğim ve onun korumasına, sahiplenmesine ihtiyacım olduğuydu. Cebimden çıkardığım telefonla Enise'den aldığım numarayı açtım. Ara tuşuna bastım ve kulağıma götürdüm. Çalıyordu gerçekten. Birazdan sesini duyacaktım. Hala çalıyordu. Ama cevap? Yoktu. Açmamıştı telefonu. Kesin uyuyordur diye geçirdim içimden. Ve birde sesli olarak "Kesin uyuyordur" diye bağırdım. Çünkü içimden öyle geliyordu. Ben bağırdıktan sonra arkadan bir ses geldi. "Ne bağırıyorsun be" dedi yabancı ses. "Sanane" dedim. Yanıma oturdu "güzel manzara, anlaşılan gece boyunca uyunmamış neden bu saatte burdasın sen ufaklık" dedi hesap sorar gibi. Bu kelimesi bana bencil Üveysi hatırlatmıştı. Saatlerce çabalayıp topladığım moralimi yine bozmuştu tek kelimeyle bu yabancı.

Bir damla düştü yine gözümden. Tutamıyordum. "Sen neden ağlıyorsun bakayım yanlış birşeymi yaptım bak ben gerçekten özür dilerim korkutmak istenemiştim" o da panik olmuştu ağlamamla. Gözyaşlarımı silip ona baktım." Korkmuyorum kimseden" dedim.

"Anlatmak istermisin?" Diye sordu birşeyler olduğunu anlamışcasına. Olumlu anlamda kafamı salladım. Tanımadığım birine anlatmak belkide rahatlatırdı beni. Başımı bacağına koydum ve kamelyaya uzandım. Gerçekten rahat hissediyordum. Belkide bu adam birazdan bana tecavüz edecekti. Kalbim ve beynim ikilemde kalıyordu. Ama bu kalbi rahatlatmam gerekti. Anlatmaya başladım. Bir yandan güneşin doğuşunu izliyor, diğer yandan içimde ne varsa döküyordum.

Bittiğinde kafamı kaldırdım ve doğruldum. Beni gerçekten dinlemişti. Ve hala bana bakıyordu. "Senin adına üzüldüm ama 'boşver,takma" diyerek canını daha da yakmak istemem. Beni bir abin olarak gör ve bu saatten sonra bir derdin olursa direk beni ara. Biliyormusun bende her üzüldüğümde buraya gelirim. Bugünde üzgünüm. Çünkü can parçam, annem hasta"  İyi gelmişti konuşmak. Toparlamıştım kendimi.

HARİKABu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!