Playlist : Earned İt - The Weeknd

Merih'ten

Lavinia'yı bırakıp, eve döndüm ve kendimi en sevdiğim büyük koltuğa bırakıp ayaklarımı sehpaya uzattım. Televizyonda Fury adlı filmi izlerken, sigara içmek istiyordum. Ne yazık ki annem, evde sigara içmemi kesinlike yasaklamıştı. Bana koyulan kuralları sikime takmazdım ancak söz konusu Masal'dı. Onu kötü olan herşeyden korumak zorunda hisediyordum. Babasından bile.

Kapı çaldığında, beni rahatlığımdan mahrum eden kişiye uzunca sövdüm ve koltuktan kalkıp kapıya ilerledim. Annem evden çkarken, hizmetlileride evlerine yollamış olmalıydı.

Kapıyı açtığımda karşımda duran Elis'e şaşkınca baktım. Kış gününe inat kalın çorabıyla giydiği şortu ve kabanıyla karşımda donmuş bir biçimde duruyordu. Elis yüzüme bakmaya devam ederken, ben evimin adresini hangi şerefsizden bulduğunu düşünüyordum.

"Şey, üşüdüm de içeri girebilir miyim ?" Önümde kardan adamada dönse bile benim için problem yoktu. Benim merak ettiğim ve sinirlendiğim şey adresi nereden bulduğuydu ? Ve de buraya neden geldiği ?

"Burayı nereden buldun ?" diye sorduğumda omuzlarını düşürdü ve bir çocuk gibi "Üşüdüm ama." diye sızlandı.

Bu sefer de "Neden geldin ?" diye sorduğumda düşen yüzü ile bozulduğunu anlamıştım.

"Anladım. Beni içeri almaya niyetin yok. O zaman 5 dakikanı alıp, gideceğim." dediğinde yüzüme alaylı bir ifade yerleştirdim.

"5 dakikam kıymetlidir. Çabuk ol." Dokunsam ağlayacak kıvama gelen Elis'e baktım. Eskiden hissettiğim hiçbir duyguyu içimde barındırmıyordum artık. Güzeldi. Hoştu ama boştu. Onu sevmiyordum. Hiçbir zaman sevmemiştim. Belki, ilk defa ondan hoşlanmıştım. Belkide sadece onu istemiştim.

Ancak bazı şeyler yaşamıştık ve bizim aramızdaki ilişkiyi özel kılanda buydu. Bana yardım etmişti. Yanımda olmuştu. Ben onun için tek bir kıza bile yan gözle bakmazken -ki bu benim için büyük bir fedakarlıktı-, o her boş bulduğu zamanda pezevenklerin koynuna girmekle meşguldü.

Bunu öğrendiğimde aramızdaki bu şey tamamen yıkılmıştı. O ise enkazların arasında hep birşey bulurum umuduyla yaşıyordu.

Bir bakıma beni aldattığını duyduğumda üzülmemiştim. Hissettiğim tek duygu öfkeydi. Birde ne mal olduğunu öğrenmiştim.

"Pekala." deyip derin bir nefes aldı. Konuşması için baskın bakışlarımı üzerinde gezdirdim. Tedirgin olduğu her haraketiyle anlaşılıyordu. Ancak konuşmazsa kapıyı suratına çarpacak moddaydım.

"Kulağıma birkaç haber geldi." dediğinde tek kaşımı havaya kaldırarak omzumu kapının pervazına yasladım.

"Hazan ile görüşüyormuşsun. Evine gelmiş. Bak biliyorum, bana ceza vermeye çalışıyorsun. O orosp.." Kafamdan aşağı dökülen kaynar sular ile Elis'in bileğini sıkıca kavrayıp kendime çektim. Gözlerimden ateş çıktığına kalıbımı basardım.

"Sen kimsin lan ?" diye kükrediğimde yerinde sıçradı ve gözleri doldu.

"O kıza hangi yüzle orospu diyorsun ?" dediğimde, ne demek istediğimi anlamıştı. Yaşlar gözlerinden bir bir akarken, hıçkırarak ağlamaya başladı.

"Özür dilerim." Hıçkırık.

"Özür dilerim, yemin ederim. Yemin..ederim seni seviyorum. Lütfen, son ver şuna ! Dayanamıyorum artık !" Hıçkırarak ağlamaya devam ettiğinde, vicdanıma en ağır küfürleri yolladım.

Ahsen'i önümde kaç defa haykırarak ağlamasını görmek, beni bu konuda yumuşatıyordu. Kızların ağladığını gördüğümde ya ordan uzaklaşırdım yada..uzaklaşırdım yani.

Oh May Allah !Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!