Multimedya: Rihanna / Four Five Seconds

——o——

"Hey, uyan uykucu! Aptal aile gelenekleri yüzünden sen gelmediğin için kahvaltıyı edemiyoruz ve benim midem kazınıyor! Bu yüzden kalkıp hazırlanmak için beş dakikan var!Ben kapının önündeyim. Süren başladı!" diye kulağımın dibinde bağıran bir erkek sesi yüzünden yerimden sıçradım. Ancak 5-6 saniye sonra bu bağıranın abim Draco olduğunu anladım. Hemen altta kalmayıp "Normal abilerin yaptığı gibi beni dürterek ya da yorganı üzerimden çekerek uyandırabilirsin! Ama doğuruyormuş gibi bağırmak nedir ya!?" diye bağırdım, yanımdaki yastığı abime doğru fırlattım ve tam isabet! O özenle taranmış sarı saçlarına geldi! Saçlarını eliyle üstünkörü düzelttikten sonra "Uzatma da hazırlan küçük kardeş." dedi, gülümsedi ve dışarı çıktı. Kapanan kapının ardından gülümsedim ve Draco'nun sesiyle gülümsemem soldu "Hâla karnım kazınıyor! Dört dakikan kaldı Dranny!" Gıcık işte ne olacak. "Yaa,offf gıcık!!" ardından bir gülme sesi geldi ve rutin sabah işlerimi yapmak için odamın ucundaki banyoma gittim. İşlerimi hallettikten sonra hazırlandım ve kapının kulbunu tuttum, koşmaya hazırlandım ve açtığım gibi abimi ittim ve koşmaya başladım. Onun arkamdan geldiğini biliyordum ve yakalayacağını da. Ama hem onu sinir etmeyi seviyordum hem de Draco'nun beni taşımasını seviyordum. Ve üç saniye sonra beklenilen olay gerçekleşti, Draco beni belimden yakaladı, kendisine döndürdü, kafamı onun sırtına bakacak şekilde omzuna aldı ve aşağı inmeye başladı "Sen kesinlikle küçük bir şeytansın.Bu yüzden seni seviyorum.Abini örnek al biraz." Ses tonundan güldüğü anlaşılıyordu. "Ben mi seni örnek alacağım? Egoist!" Ardından Draco "Evet egoistim ama o Egoist Prens olacaktı küçük kardeş." dedi. Sırıtmama engel olamadım ama bir şey demedim.

Aşağı indiğimizde "Herkese günaydın!" dedim ve masaya oturdum. Draco da annemize başıyla selam verdi ve yerine oturdu.Annemiz bize gülümsedi ve "Günaydın." dedi, Bellatrix teyze gözlerimin içine baktı, sonra da gözlerini devirdi. Babamsa beklediğim şeyi yaptı, görmezden geldi. Benim her sabah olduğum gibi yine tüm neşem kaçtı ve önümdeki yumurtayla bakışmaya başladım. Annemin babama her zamanki gibi "Dranny'e biraz daha iyi davranamaz mısın?" dediğini duyabiliyordum. Sonra babam bana baktı, "Günaydın." dedi, zoraki olduğu açıkça belli olacak bir şekilde gülümsedi ve Gelecek Postası'nı okumaya devam etti. Birinin kolumdan dürttüğünü hissetmemle başımı kaldırdım ve Draco'yla karşılaştım. Bana güven vermeye çalışacak bir şekilde gülümsedi. Ben de ona burukça gülümsedim ama beni mutlu etmek için elinden geleni yaptığını biliyordum.

Ben onların istediği gibi bir Malfoy değildim. Safkan takıntım yoktu ve bir Malfoy'a göre fazla neşeliydim. Ama ben buydum işte. Tabii ki aşırı derecede kurnazlığım ve normal bir büyücüden daha fazla nefret duygusu vardı içimde ama beni ben yapan da onlar gibi duygusuz olmamam. Babamız ve teyzemiz bizi onlar gibi duygusuz yapmaya çalışıyorlar, Draco onların gözünde öyle zaten. Ama benim yanımda farklı. Gerçekten gülebiliyor. Hogwarts hakkındaki herkesi,her şeyi neredeyse oraya gitmeden öğrendim. Aslında sevdiklerini ama onlara karşı kötü davrandığı kişileri, korkularını... Neredeyse her şeyini biliyorum onun. Beni başka Malfoy'lardan ayıran başka bir özellikse; bu ailede kızlar kızlıklarını bilmeli, erkek sporuyla uğraşma, nazik ol gibi daha bir çok zımbırtı söyledikleri halde Quidditch oynamam. Bunu bir tek Draco biliyor. O da Slytherin'in arayıcısı olduğu için ben de oraya gidince Slytherin'in vurucusu olmak istiyorum. Ne de olsa artık birinci sınıflar da seçmelere katılabiliyor. Abim çok iyi oynadığımı söylüyor ama belki de beni mutlu etmek için söylüyordur, nereden bilebilirim ki? Haa beni ayıran başka özellikse... Aslında abimle beni... Çok nadir görülen bir yetenek. Abimle ben telepati yoluyla konuşabiliyoruz. Her büyücüde yoktur bu yetenek. Draco'yla ben herkesten saklıyoruz bu sırrı. Sadece gerektiği zaman telepati yoluyla konuşuyoruz.

Derin düşüncelerimden baykuşumuzun cama konmasının çıkardığı sesle sıyrıldım ve sandalyemden kalktığım gibi cama koştum. Babamın şuanda bana onaylamaz bir şekilde baktığını biliyordum ama ne yapabilirim? Hogwarts' ın açılmasına bir buçuk ay kaldı ve mektupların gelmesini iple çektiğim için her baykuşumuz geldiğinde mektupları almaya gidiyorum. Ama babama hep bakanlıktan mektup geldiği için artık her mektup geldiğinde eskisi kadar heyecanlanmıyorum. Draco "Hey, kardeş! Alıcak mısın artık şu mektupları? Dışarıya daldın gittin." diye seslenir seslenmez hemen baykuşumuz Grey'in ağzından mektupları aldım,kafasını okşadım ve mektupların üzerinde yazanları okumaya başladım. İlk beşi hep babama olan mektuplardı. Diğeri Draco'ya gelen Hogwarts mektubu, sonuncusuysa bana gelen Hogwarts mektubuydu. Mektupta yazılan adımı gördüğüm an önce adıma, sonra adresimize, en son da Hogwarts'ın koyu kırmızı mührüne bakakaldım. O sırada kafamın içinden "Hey, iyi misin Dranny? Hadi gelsene yanıma küçük kardeş. Bellatrix teyze sana şizofrenmişsin gibi bakmaya başladı." diyen Draco'nun sesimi duyduğum an hemen durumun farkına vardım ve önce babamın mektuplarını verdim. Sonra yerime oturdum ve Draco'ya kendi mektubunu verdikten sonra mektuplarımızı açmaya başladık.

Her yerden kağıt hışırtısı geliyordu. Ben üstünde yazılanları bir kez daha okuduktan sonra Hogwarts mührünü yırttım ve mektubu açtım.

Yeni MalfoyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!