Orta okulda Kayla adındı kadın bir görsel sanatlar öğretmenimiz vardı.İlk dersimize girdiğinde adının değişik olmasına şaşırmıştık.Annesi Yunan, babası Türk olduğunu duyunca anlamıştık.Çok değişik bir öğretmendi.Bana hep senin adında Kayla olmalıymış derdi.Kayla adı yunancada masum demekmiş.Ben ve masum mu?!Bir dersinde hepimize ölmeden önce sonkez yapmak istediğiniz madde listesi oluşturun demişti.Görsel sanatlar dersinde bunu demesi biraz mantığa aykırı gelsede herkes o gün çok eğlenmişti.Ben hariç...Ben kağıda ilk bir şey bulup yazamamıştım.Sonra kalem elimdeyken kelimeler kağıda dökülmeye başlamıştı.Yanımda oturan kız 2 kağıda yazmıştı.Ölmeden önce sonkez kim ne yapmak isterdi sorusu çok saçmaydı.Zaten kim ölmeden önce sonkez bir şey yapmamıza izin verirdi ki...Kağıda tek bir madde yazmıştım.Benim kağıdıma bakıp yazdığımı gördüğünde çok şaşırmıştı.Evet belki saçmaydı ama bunu bizim yazmamız daha da saçmaydı...

"Ölürken acı çekmemek..."

Bunu yazmamın amacı hep ölmekten korkmaktı.İnsanlar büyüdükçe daha fazla günahkâr oluyordu.Ve ben her gün büyüyordum.Acı çekmek çok kötü bir şey...Hep ölürken nasıl acı çekeceğimi düşünürdüm.Hoca yazdığım maddeyi gördüğünde annem ve babamı okula çağırmıştı.Hiç unutmuyorum.Annem ve babamla bu konu hakkında ne dediği konusunda tek bir fikrim bile yoktu.O ay psikoloğa gitmiştim.Bana ölümle ilgili konuşmalar yapıyordu.Bu konuşmalarda sanki bana yardımcı oluyordu da...yani sanıyorlardı.O zamandan beri psikologlardan nefret ederim.Dün akşam babama kavga edemem odama çıkıyorum dediğimde arkamdan yarın psikoloğa randevu aldım demişti.Cidden beni hasta sorunlu bir çocuk falan mı sanıyordu?!O akşam ona ses çıkarmadım çünkü Korkut beni yeterince utandırarak sinir etmişti.Ama psikoloğa falan gitmiyeceğimi kendimde çok iyi biliyorum.

* * *

Bir saatlik teneffüste bahçede köşelerde dikkat çekmeyen bir bankta oturuyordum.Sabah halamın hazırladığı kahvaltıyı geri çevirmiştim ve okuldaki kantin yemeklerinden de nefret ediyordum.Açlık başıma vurduğunda zaten sinir oluyordum.Dışarda hava çok soğuktu ve bugün kar yağıyordu.Melek'ler ne kadar yemek yemem için zorlasalarda yememiştim.

"Napıyosun burda tek başına..."diye biri söylediğinde yanımdaki kişiye baktım.Buket mi?O benimle sakince yanıma oturmuş konuşuyor muydu?Hadi ama kıyamet bu kadar erken olamaz...Ona şaşkınca bakarken pek de istekli olmayan bir şekilde "Bana öyle bakma seninle normal konuştuğumu falan sanma...çaktırmadan karşıya bak!O zorladı özür dilemem için...Bunu yapmıyacağımı bil ama YENİ SEVGİLİNE bu konuştuklarımı ispikleme!Bil, seni öldürmek istiyecek kadar nefret ediyorum."diye baygın bir bakış attı ve yapmacık bir gülüş atarak karşıdaki Korkut'a baktı.Bende ne kadar becerebildiysem yalandan bir gülüş atıp "Bende sana..."dedim ve hızlıca kalkıp Korkut'a yönelirken duraksayıp "Sevgiline deme!"diye.Buket'e sert bakış attım.Korkut anlamasın diye gülerek "Sevgilin kadar başına taş düşsün!"dedi laf sokma çabasıyla...Korkut'a doğru giderken bana gülümsüyordu.Ahh!O çarpık gülümsemesi...Ne kadar sevgili lafını Buket'e yaymasına kızsamda bir yandan Buket'in sinir olmasına sevinmiştim.

"Ooo nihayet sohbet etmek için yanıma bir 'sevgili' geldi."şu sevgili lafını bastırarak söylerken tokat atıyormuş gibi his veriyor."Buket'e özür dilemesi için zorlaman hoş değil.İkimizde benden delice nefret ettiğini ama neden olduğunu çok iyi biliyoruz dimi?!"derken sesim çok baygın çıkmıştı.Güldü ve "Kırmızılı ben varken sıkıysa nefret etsin!"diyince kayışlarım koptu.Tamam sevgili denilen şeyi olabiliriz ama beni sahiplenip millete acımasız davranarak bana düşman çıkartması beni sinirlendirmişti."Sen ne dedin bir daha tekrarlasana Korkut!"diyince güldü ve "Sevgili lafını beğenmeye başladın galiba kırmızılı..."dedi.Yani şimdi doğrusu hoşuma gitmiyor değil ama ben onu kast etmemiştim ki...Neyse ilk defa pot kırmayarak laflarımı yuttum ve "Yaa ne demezsin 'sevgilim' "diye baygın bakış attım.Beklemediğim bir tepkiyle okulun bahçesinde hızlıca eğilip yanağımdan öptü.Bu benim tanıdığım durakta bana çarpan zorba falan değil dimi?!"Okuldayız ve sen beni öpüyorsun aklın falan yerinde mi?Ayrıca bundan sonra izinsiz beni öpme!"diyince kaşlarını çattı ve "Yok öyle dünya canım!Ben izin alarak hiç bir şey yapmam!"dedi ve tam gene öpücekken elimle kafasını tuttum ve öpmesine engel oldum.Gözlerini gözlerime hizaladı ve "Demek bakışlardan etkilendiğini anlatmak isyiyorsun he?!"dedi ve göz kırptı.Evet kızardım mı?Tebrikler gene utandırmanın yolunu buldu.Kafasını bana bakmayam başka bir yöne çevirdim ve "Alakası yok!"dedim.Ben gülmeye başlayınca kafasını bana çevirdi ve "sen hep gül!"dedi.Adam iltifat ederken bile emir veriyor işim zor...Zil çalmaya başladı ve bileğimden tutup beni okula sürüklemeye başladı.Sınıfa girdiğimizde Melek bizi görünce "Ooo zaten herkes sevgili yaptı papucum dama atıldı!"diyince ona "Alakası yok!"derken yanına gidicektim ama bileğimden sıkıca tuttuğu için gidemeyip duraksamıştım.Suratına imâlı bakarken dudaklarını oynattı ve "O şerefsiz Erkan'ın olduğu yere gidemezsin!"dedi.Ona sinirli bir bakış attım ve bende dudaklarımı oynatarak "Şerefsiz dediğin benim ARKADAŞIM!Ayrıca Melek'le konuşucam!"dedim ve bileğime bırakması için baktım.Ama bırakmayıp benle Melek'in yanına geldi.Melek'e gülerek selam verdi.Ben şaşkınca bakarken Melek'te pot kırmayıp "Oo enişte sanada selam."dedi.Korkut enişte lafını beğenmiş gibi güldü ve "Siz konuşun rahat rahat bende bir arkadaşa bakıyim."dedi ve bana göz kırpıp yanımızdan uzaklaştı.Ben arkasından bakarken Melek gözümün önünde elini şıklattı ve "Sırada yan yana oturuyorsunuz 2 dakka arkadaşıyla ilgilenmeye gitti bu ne meraklı gözler?"dedi ve güldü.Ona baktım ve gülerek "Öyle bir şey yok!Refleks olarak baktım."diyince baygın bakışlarla gözlerini devirerek "Tabi canım aksini söylemedim bende...hı hı..."dedi.O arada arkadan İpek bana seslendi ve "Aramızda sevgilisi olamayan Melek kaldı dimi?Birini seviyor sana söyledi mi Efsun?"diyince ona şaşkınca baktıktan sonra kafamı Melek'e çevirdiğimde koşmaya başlamış kaçıyordu.Peşinden koşmaya başladım.Koridordan bahçeye doğru koşarken arkasından "Melek kaçma!Tek bana söylemedin dimi?!"diye bağırıyordum.Nefes nefeseyken farketmeden kalıplı birine çarptım ve yere düşerken bileğimden çarptığım kişi tuttu.Bileğimden tutan kişiye bakarken Berkay olduğunu farkettim.Bana ifadesizce bakarken güldüm ve "Berkay sen miydin?Pardon o Melek'i öldürücem birini sevdiğini tek bana söylemiyor!"derken Berkay'ın ifadeleri hala ciddiydi.Gülmemi durdurdum ve ona şaşkınca bakarken beklemediğim bir tepkiyle güldü ve "Kahvaltı yapma ama koş!Gene çelme takarlarsa bence bu sefer bir burun kanamasıyla kurtulamazsın bu bedenle!"dedi.Ona şaşkınca bakmaya devam ederken hâlâ bileğimi bırakmamıştı."Bakma öyle!Bana sormuştun ya yürüyüş yaparken annenle baban ayrılsa naparsın diye bend---"derken lafını kesip "kız olsam yemek yemeyip odama çekilip susup tripa atardım dedin bende sadece susmayı yapıyorum.Sende bakma öyle iştahım yok!"diye cümlesini tamamladım.Kaşlarını kaldırdı ve "İştahın yok mu?!Beni kandıramazsın bana işlemez!"dedi.Lafı değiştirmek için "Sen buraya neden geldin?"dedim.Güldü ve "Lafı değiştir anca...demiştim ya sana basketbol turnuvası yapıcaz sizin okulla işte o bu hafta...unuttum deme çünkü izleme borcun var o kadar bana hakaret etmiştin unutmuş değilim!"dedi.Gülüp cevap vericekken Buket'in sesini duydum yanımda olduğunu farkettim.Berkay'a el uzatarak "Selam ben Buket."dedi.Berkay güldü ve elini uzatmadan Buket'in eline küçümser bakış atarak "Efsun'a çelme takıp burnunun kanamasına sebep olan Buket sendin demek!Selam bende Berkay!"dedi.Buket elini çekti ve gülerek "Vay birileri demek beni çekiştiriyor."dedi bana bakarak.Tam ağzının payını vermek için konuşucakken Buket, Berkay'ın bileğimi tutan elime baktı ve pis bir sırıtış atarak "Neyse ben sıkıldım.Ortam sıktı daha eğlenceli birinin yanına gidiyim!"dedi imâlı konuşarak.Sarışın yelloz!Ne amaçlı konuştuğunu anlamadım sanki!Kolumu Berkay'ın elinden kurtararak çektim ve "Neyse ders başlar watsapp gruptan basket maçı saati ve zamanını atarsın."diyip gülerek cevap beklemeden sınıfa yöneldim.Umarım o salak sarışın olayı çarpıtarak Korkut'a anlatıyordu.Sınıfa gittiğimde Korkut sırasında etrafı izleyerek oturuyordu.Buket ortalıkta gözükmüyordu.Korkut'un yanına giderken Erkan seslendi ve "Efsun bugün Berkay buraya gelicekti turnuva için gördün mü?"dedi.Evet yalan söylersem Buket, Korkut'a yetiştirdiğinde daha çok sinirlenirdi."Evet gördüm.Konuştuk turnuvası bu haftaymış."dedim.Korkut'un gözlerini üstümde hissedebiliyordum.Erkan güldü ve "İzlemeye giderken fotoğraf makinası mutlaka alalım çünkü oynarken çok ciddi ve saldırgan oluyor.Bunu ona dediğimde inanmıyor."diyince güldüm ve "Tamam hatırlatın unutmayalım."dedim.Yerime geçerken Korkut gözlerini Erkan'a dikmiş sert bakışlar atıyordu.Erkan'a baktığımda o da Korkut'a sert bakışlar atıyordu.Yerime oturdum ve ses çıkartmamam gerektiğini düşünerek başımı masaya yatırıp kulaklıklarımı taktıktan sonra müziği son ses açtım.O arada bir el sırtımdan beni dürtmeye başladı.Kafamı kaldırıp kulaklıkları çıkarttım ve baktım."Efendim Korkut?"dedim.Bana sinirlice bakıyordu."Turnuva konuşman nasıl geçti?"diyince tartışma konusunun açılacağı kokusu yayılmıştı."Şey...söz vermiştim senle dün o şeyi olmadan önce...Biraz ona hakaret etmiştim de borcumu böyle ödeyebileceğini söylemişti.Yani sinirlenicek bir şey yok."derken tek kaşını kaldırdı ve "Sen ona be hakareti ettin?"dedi."İşte biraz manyağın teki olması falanda bunu merak etme amacın ne?!"diyince suratını boş bir ifade aldı ve omuzlarımdan tutup "Bundan sonra kimseye hakaret etmiyeceksin!İltifat etme lafını bile kullanmıyorum.O herifle konuşmayacaksın!"dedi.Emir emir emir...Başladı komutanım emir vermeye..."Emredersiniz komutanım."diyince "Ne komutanı be!Emredersin sevgilim diyeceksin!"dedi.Tamam o lafı kullanmamıştı bayadır bu ana saklamış."Ben susma hakkımı kullanıyorum."dedim.O arada müdür sınıfa girdi ve "Aşırı kar yağışının artışından dolayı okul bugün ve yarın tatil evlerinize gidebilirsiniz."dedi.Tüm sınıf çığlıllar atıp sevinçlerini gösteriyordu.Ben eve gidemezdim çünkü babam beni kesinlikle psikoloğa götürücekti.Kitaplarımı çantama miskin miskin yerleştirirken "Noldu kırmızılı tatil hoşuna gitmedi ders mi işlemek istiyorsun?"dedi.Yüzümü buruşturup "Yaa ne demezsin keşke ders işlesek."dedim.Güldü ve kolunu omzuma atıp "Ben sana çalıştırırım."dedi.Korkut ne kadar ders dinlemiyor gibi gözüksede onda aşırı zeka vardı.Ders notları sınıfta en iyi 2. kişiydi."Yok sağol evde tembel tembel uyumayı tercih ederim."diyince omzunu silkti ve "İyi bende bir şeyler yemeye gideriz diye düşünmüştüm ama sen eve git uyu o zaman..."dedi.Güldüm ve ona dönüp "Yok yemeğe gidelim.Sabah dün akşamki yemediğim yemekle duruyorum.Eve gidersem gene yemeyeceğim."diyince kızgınca "Sen ne dedin?Yemek yemeden mi dolaşıyorsun okulda tüm gün!?Manyak mısın kızım sen?İlla elimle yediricem seni dimi?!"dedi."İsteyen yok tamam eve gidiyorum ben zaten yiyecek mide yok şuan bende yersem kusarım.Kusmama şahit olmanı istemem."dedim.Kırmızı şapkamı taktım ve montumu giyip çantamı sırtıma taktım."Kırmızılı illa zorla diyosun yani..."dedi.Yoo istemiyordum.Kapıya doğru giderken "Zorla isteseydim sırada otururdum!"dedim.Arkamdan gelmeye başladı.Ani bir anda havalandım ve kendimi Korkut'un omzunda buldum."Bırak beni zorlama tamam kendim yürürüm ama bırak nolur millet bize bakıyor."diye sırtına vuruyordum ama yapılı olması her zaman beni yenilgiye uğratıyordu."Boşuna sırtıma vurma dışarda bizi bir araba bekliyor bile..."dedi.Araba mı?!Yoksa babamla anlaşma yapmıştı ve beni psikoloğa mı getiriceklerdi!"Bak Korkut şuan çok ciddiyim!İndir beni istemiyorum senle gelmek!İndir anlamıyorsun galiba!"derken okuldaki herkes bize bakıyordu.Kızlar kendi aralarında konuşup bana bakarak gülüşüyorlardı.Erkekler helal be diye destek çıkıyorlardı.O arada tanımadığım bir arabanın önünde beni yere indirdi ve 45 yaşlarında bir şoför "Korkut oğlum kızı niye öyle taşıyorsun zorla dur kapıyı açıyim."dedi.Ve kapıyı açtı.Ben ona şaşkınca bakarken Korkut "Ahmet amca sorma biraz inatçıda..."dedi.Adının Ahmet olduğunu öğrendiğim adam bana güldü ve arabaya hep beraber bindik.Arabayı hızlıca çalıştırdı ve sürmeye başladı.O arada Korkut elimi tuttu ve "Ahmet abi nasıl anlattığım kadar inatçı mı sence?"dedi.Ben elimi çekmeye çalışarak Korkut'un kulağına eğilip "Ya sen gerizekalı falan mısın?!Ayıp ya elimi tutma!Beni daha fazla ne kadar utandırabilirsin?"dedim.Şoför Ahmet amca bana "Utanmana gerek yok kızım.Korkut benim oğlum gibidir.Benden bir şey saklamaz.İlk defa bir kız arkadaşını ailesiyle tanıştırmaya getiriyor.Hepimiz çok şaşkınız.Seni her gün anlatıyordu bana....Sen bu çocuğu değiştirdin.Ama iyi de oldu."dedi.Korkut öksürdü ve gülerek "Ahmet amca sende beni kötüledin mi?!" dedi.Adam güldü ve "Yok canım ben kıza değerini biliyor senin demek istedim.Bu kızı üzme sakın oğlum bu kız değişiğe benziyor.Yani diğer kızlara benzemiyor."dedi.Diğer kızlar mı?!Daha ne kadar batırabilirler diye düşünerek sustum ve camdan dışarıyı izlemeye başladım.O arada araba kocaman bir bahçeye girdi ve villanın önünde durdu.Çok yabancı gelmemişti.Çünkü babamın babası yani dedemde böyle bir villada yaşıyor.Babamla annem evlenirken yanlarında yaşamayı teklif etmiş ama onlar küçük bir iki katlı evde mutlu huzurlu yaşamak istemişler.Şuan o evde yaşıyoruz ve çok memnunum ama annem gitmeden önce daha da memnundum.Kapımı Ahmet amca açmadan çıktım ve "Teşkkür ederim gerek yok."diye gülümsedim.Korkut'ta arabadan indi ve yanıma gelip elini tutmam için uzattı.Normalde olsaydı tutmayabilirdim ama yabancı bir yerde olunca biraz heyecanlandım ve elini tuttum.Eve doğru ilerlerken kapıyı 46 yaşında bir teyze açtıYanına gittiğimizde ben Korkut'un arka tarafına doğru geçtim.Korkut Ayşe teyze bak sevgilim hani anlatmıştım ya..."dedi.

KAÇINILMAZ AŞKBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!