Francesco iki büklüm bir şekilde acı çekerken İsabella onu keyifle izlerken Edward en yakın arkadaşına yardım etmek için koluna girdi. "dostum iyi misin?" dedi. İyi olmadığını biliyordu. Başka bir zaman diliminde olsalar şuan zorla tuttuğu kahkahaları ile ortalığını inletirdi. Yüzü çektiği acıdan ötürü kızaran yakışıklı güzü kıpkırmızı olmuştu. "dostum tuvalete gitmelisin. İşemen gerek. Ne demek istediğini anlayabiliyor musun?" deyip geri çekildi Edward.

"Enzo Bay Rossi'ye tuvalete kadar eşlik et" dedi. Francesco yanına gelen adamı savuşturup "çekil, ben kendim giderim" diyerek doğruldu. Kıza sinirlenemeyecek kadar canı acıyordu. Yavaş adımlarla aşağıya kamaraların olduğu kata indi.

"lütfen oturalım. Frances kendini iyi hissedince bize katılacaktır. Öncelikle buraya getiriliş şekliniz için özür dilerim ama size gazetecilerden önce ulaşmamız gerekiyordu. Size saçma bir durum demeyeceğim çünkü sağlam bir sol ayağınız var ve ben evlenmek üzereyim. Ben Edward adımı daha önce söylemiştim sanırım. Buradasınız çünkü siz" deyip saatine baktı "tam bir saat on dakikadır İtalya'nın müstakbel başbakanının nişanlısısını İsabella.

"bende bunu anlamıyorum Edward. İzin istemeden size isminizle çağırdım. Özür dilerim" dedi Isabella. 

"önemi yok" dedi Edward gülümseyerek. "size anlatayım. İnternete düşen videonuz ve gazetelere bu sabah çıkan fotoğraflar yıllardır uğruna çabaladı her şeyi bir kalemde silip atmaya yeter. Francesco bekar bir adam ve yaşadığı tek gecelik cinsellik kimseyi ilgilendirmez. İlgilendirmemesi gerek ama ne yazık ki o bir bakan ve saygınlığını korumak zorunda. Basın kendisiyle bir hayli ilgilidir ve haber yapmak için an kollarlar. Köpek balığı gibi kanın kokusunu alırlar.  Parti başkanlık seçiminde onu aday göstereceğini dün sabah bir toplantıda açıkladı. Yasal olarak açıklama ise öğlen yapıldı. Tabi akşam olanlar herkes tarafından biliniyor artık. Bakın benim ve ya bir başkasının sizin özel hayatınıza müdahale etmesi doğru değil" derken Francesco az önce İsabella ona vurmamış oda hiç etkilenmemiş gibiydi. Üzerindeki takım elbiseden kurtulmuş bej rengi keten bir pantolon ve aynı kumaştan açık mavi gömlek vardı. Yavaş ve kendinden enim bir şekilde yürüyüp karşısına arkadaşının yanına oturdu. "onlar kulaktan kulağa konuşurken İsabella siyahlar bürünmüş bir adamın yanına bıraktığını çantasından telefonunu alıp ekranı açtı. Şarjı bitmek üzereydi. 43 tane cevapsız arama 12 sesli mesaj ve 17 tane kısa mesaj vardı.

Kendi aralarında konuşan adamalara "beni sürükleyerek oradan çıkardığınız için kuzenime açıklama yapamadım " deyip ayaklandı. Telefonu kapanmadan Belinda aramak istiyordu. Arka güverteye çıkmak için kapıya yürüdüğünde kendisinden bir hayli uzun neredeyse kapıyı kaplayan bir adam önüne geçti.

"çekilin" dediğinde adam kendisini duymamış gibi hiç tepki vermiyordu.

"çekilin önünden dedim size neyi anlamadınız" diye bir daha söyledi.

"çekil Enzo" dedi tanıdık ses. O söylediğinde yerinden bir milim kıpırdamayan Francesco'un iki kelimesi ile çekilmişti önünden. İsabella zaman kaybetmeden dışarı çıkıp hızlı aramaya kayıtlı olan kuzenini aradı.

"nerdesin?" dedi Belinda.

"gelince anlatsam tatlım. Kafamın için babaannemin bolonez sosundan farksız" dedi. Aklı o kadar karışıktı ki düşünecek kadar gücünü az önce adamın bacak arasına tekme atarken kullanmıştı. Beynini öylece bıraktı. 

"seni bekliyorum Uyumayacağım" dedi Belinda. Güvertenin üzerinde esen rüzgarla saçları birbirine geriye doğru itti. 

"Şarjım bitmek üzere ve telefonum her an kapanabilir. Ulaşamazsan beni merak etme"

Burada Olan Burada KalırBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!