"Babam nerde!"

466 10 0

Beynim uğulduyordu. Kelimeler artık anlamsız geliyordu. Boş boş bakıyordum. Adeta yere çakılmıştım. Vücut fonksiyonlarım işlevlerini yerine getiremiyordu. Bağıramıyordum, hareket edemiyordum. Aklım sürekli o kağıdı okuduğum andaydı. Hemen evden çıkmıştım, kimseye aldırış etmeden Çınar Meydanı'nın kalabalıklığına ve havanın sıcaklığına rağmen, deli gibi koşuyordum. Fakat şu an hiç birşey umrumda değildi. Hastaneye kadar ağlayarak koşmuştum. Acil servise vardım.

-"Levent Soysel isimli hastayı arıyorum!"

-"Ha, evet. Yarım saat önce geldi. Siz kimsiniz?"

-"Kızıyım, babam nerede?!"

-"Sakin olun lütfen, babanız... Bir kaza yaptı."

***

Acildeki kadının dediğine göre babam dördüncü kat, 436. numaradaydı. Asansörü bile beklemeden yukarıya çıktım. Annem... Deli gibi ağlıyordu. Ayaklarım yürümemekte ısrar ediyordu. Adımların geri geri gidiyordu. O an kaçmak istedim. Hiç birşey almadan yol boyunca koşup ağlamak istedim. Ama bu imkansızdı. Anneme destek olmalıydım. Yavaş yavaş yanına yürüdüm. Gözlerim görmek istemiyordu. Fakat dayanmalıydım. Annemin yanına ulaştım. Kafasını kaldırıp gözlerimin içine çaresizce bakarak konuştu:

"Eylül, kızım. Sana haber vermeye cesaret edemedim. Bak, sen artık büyüdün. Bazı şeyleri anlayabilirsin. Senden sadece güçlü olmanı istiyorum. Baban. Bi' kaza sonucu..."

Ah hayır! Konuşmasına devam etti.

"Belden aşağısı..."

Annem bu kelimeleri söyledikten sonra elleriyle ağzını kapatıp ağlamaya başladı. Sanırım çığlıklarını bastırmaya çalışıyordu. Kulaklarım uğulduyordu, babamı görmek istiyorum. İçeri girmek istedim, yoğun bakıma aldıkları için izin vermediler. Annemin yanına çömeldim. Annemin yanına çömeldim. Babam bankada müdürdü, bugün erken gelecekti. O sırada mı olmuştu kaza? Kafamda trilyonlarca soru vardı. Artık babam yürüyemeyecekti. Beraber tenis oynadığım, koştuğum babam artık koşamayacaktı. Hayır, kabul etmek istemiyordum. Ama sustum, çünkü şu anda yapacak hiç birşeyim yoktu.

***

Sabaha karşı dörttü galiba. Babam hala yoğun bakımdaydı. Annem koltukta sızmıştı. Gözlerim yanıyordu. Hayatımız nasıl aniden yön değiştirdiğini düşünüp duruyordum. Araba süremeyecekti, koşamayacaktı. YÜRÜYEMEYECEKTİ! Sezgi duysa n'apardı acaba? Telefonumu tüm bu karışıklığa rağmen buldum, bir sürü mesaj vardı. WhatsApp kişi listemdeki -neredeyse herkes- mesaj atmıştı. Sezgi'den 12 cevapsız arama vardı. Ona ne diyecektim? Nasıl açıklayacaktım? Lanet bir hayatın ilk gününe hoşgeldin Eylül.

Yıllardan EylülBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!