For every story tagged #WattPride this month, Wattpad will donate $1 to the ILGA
Pen Your Pride

33.Bölüm Rüzgar'ın Elli Tonu

29.6K 694 157

Canocanlarım sonunda ben geldiiim.Ama bu bölümü yazmak için çok uğraş verdim.2 leptopta bozuldu.Parça parça telefondan yazdım kaç gün.Dışarıda kahvaltıdayken bile moda girip,yazmaya çalıştım.Yazım hataları varsa özür dilerim... Çok anlayışlısınız canlarım benim.Çok teşekkür ederim :* 

Türkiye'nin birlik ve beraberlik içerisinde TÜRKİYE olması dileğiyle.Bu sıralar biliyorsunuz ki zor süreçlerden geçiyoruz...

Bölüm pek içime sinmedi,lütfen görüşlerinizi belirtin... Uzatmadan direk hikayeye bağlıyorum.Keyifli okumalar :)

Rüzgar,elindeki düğmeye bastığında bagaj kendiliğinden kapanmaya başladı.Aldıklarımızı Çınar'la birlikte yüklendiler.Suzi Sultan araba sesine koştuğu gibi,şuan eli kopana kadar bize gel gel işareti yapıyordu.Anlaşılan; soğukta daha fazla kalmamızı istemiyordu.Hande'nin kolundan çıkıp,giriş kapısına adımlarımı attığımda 9.4 şiddetinde çekilip,sıkı bir sarılmaya maruz kalmıştım.Suzi Sultan nefes almamı engellemek istercesine sarılırken,onu durduran şey Hande olmuştu. "Suzi'cim yavaş! Daha yeni çıktık hastahaneden!" Benden ayrıldığında saçlarımı okşayarak "Aman kızım akıl mı kaldı?" dedi. "Şimdi nasılsın kızım? Ne dedi doktor? Salona yatak hazırladım,yatak odasında sıkılırsın diye." Genişçe gülümseyerek karşımdaki yaşlı,tontik kadının yanaklarını sıktım. "Merak etme Suziş.Biz gayet iyiyiz." Ellerindeki yükleri ayaklarımızın dibine atan Çınar ve Rüzgar derin bir nefes bıraktılar.Onları biraz zorlamıştık.Hastahanede gözlerimi açtığımdan beri Rüzgar'la konuşmuyordum.Bu onu deli etsede,bütün cesaretimle ona karşı gelmenin keyfini çıkartıyorum.Doğumdan sonra canımı okuyacağıda ayrı bir muamma zaten.Söylediklerine ters cevaplar verip,hayatımda kimseye somurtmadığım kadar somurtuyorum.İlginç olabilir ama bu durum hoşuma gidiyor.Burnu sürtülsün kıvılcımlar çıksın,kafasını yere çarpıp tırtıklı duvarlara geçireyim,gelinlik giydirip tecavüz edeyim istiyorum.Rüzgar'ı gelinlikle düşündüğüm için,boğazlarıma kadar gelen kıkırtıyı bastırmakta güçlük çektim.Aklıma haberlerde izlediğim son tecavüz olayı gelince de ister istemez asıldı suratım.Şerefsizler! Düşündükçe kötü olacağımı bildiğimden,karnımı okşayıp,fısıldadım. "Üzüntü,stres yok!" Rüzgar yanıma gelip,aniden beni kucağına alınca,istemsizce çığlık attım. "Gerizekalı hayvan! Ne yapıyorsun? İndir beni çabuk!" Adımlarını salona yönlendirip,beni en sevdiğim 'l' şeklindeki koltuğuma yerleştirdi.Alnıma nazikçe bir öpücük kondurduğunda,sinirden Suzi Sultan'ın serdiği mor çarşafı sıkıyordum.Yanlış duymadınız nazikçe öptü.Evet!

"Hande." "Yine ne var?" Madem ki hastayım ve herkes ilgi göstermeye meraklı,bizde kimseyi kırmadan onların isteklerini yerine getiririz.Şirince gülümseyip,cevap verdim. "Kafana ne oldu hala söylemedin?" Sorduğum soru karşısında yüz hatları gerildi.Gözleri doldu,yumruk yaptığı elini sıktı. "Yok bir şey!" Hepte böyle olur zaten.Bu olağanüstü sıradanlığı bana yaşattığı için Hande'ye sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.O güzel sarı saçlarının dibinde,kocaman,beyaz ve dikdörtgen bir sargı bezi vardı.Yerimden doğrulup,destek vermek istercesine sırtını sıvazladım. "Hadi sarı kuşum... Anlat bana!" "Hastahanedeyken elimi yüzümü yıkamak için lavaboya gidiyordum.Senin başında sadece Rüzgar bekliyordu.Sonra bir el beni eşya deposuna çekti.Ç-Çınar'dı işte.Orada onunla birlikte olmak zorunda kaldım.Yani senin anlayacağın,zorla... İşte bende kaçmaya çalışırken,kafamı ilaçların olduğu metal dolaba çarptım.Her zaman ki Çınar işte! " Çınar'a küfrümü edip,Hande'yi kendime çektim.Bir kedi yavrusu gibi sevilmeye ihtiyacı vardı. "Türkiye'ye döndüğüme pişman oldum Nefes.Sırf özlediğim için gelmiştim.Ne göreceğimi bilmediğim içinde çok korkuyordum.Belki evlenmiştir o kızla,çocukları olmuştur... Bu düşünceler her Allah'ın günü beynimi kemirdi benim.Ama şimdi?" Saçlarını okşarken devam ettim. "Şşşh! Biliyorum şimdi ne söylesem inanmayacaksın ama bir gün her şey yoluna girecek.Hem o nasıl söz bakayım? Hande sen olmasaydın ben bunları atlatamazdım.Benim senelerce sırtımı yasladığım dağ bir maketten ibaretmiş.O Seçil karısında bulamadığım dostluğu çok kısa bir sürede ben sende buldum.Hem bebeğimi Hande teyzesinden mahrum etmeyeceksin.Anladın mı sarı kafa? " Genişçe gülümsediğinde sol yanağına koca bir öpücük bıraktım. "Hem sen daha dur! Onlara çektireceğimiz çok şey var.Özellikle de şu günlerde!" Heyecanla yastık altındaki kağıda uzanıp Hande'nin eline tutuşturdum. "Ne bu?" "Rüzgar ve Çınar için hazırladığım işkence listesindeki maddelerden bazıları.Unutmamak için yazdım." Büyük bir sevinçle ellerimi çırptığımda,Hande'ye baktım.Onunda yüzünde şey vardı.Bendeki şeytani bakışıların aynısı...

Zor AşkımBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!