Fanustaki balık, kafesteki kuş, zihnindeki sen.

12 2 0
                                    

Bazen fanustaki balık senden daha özgürdür.

Fanustaki balık kendi dünyasında senin dünyadaki yeriden daha fazla yer sahibidir. Daha fikir sahibi, daha önemlidir.

Dünyada fikrini belli etmek istersin ama onca kişi arasından kimsenin sesi duyulmaz. Duyurlursa da çoğu kişi kulaklarını tıkar ve her şeyin daha da kötü olmasını izler.

Fanustaki balığın dünyası fanustan ibarettir. Senin dünyadaki hacmin, balığın dünyasındaki hacimden azdır. Ama bu önemsiz bir detaydır.

Asıl önemli detay zihnindeki sen, ve fanustaki balık karşılaştırmasıdır.

Çoğumuzun zihni çöplük gibidir. Hatta çöplük kelimesi yanında sade bile kalabilir. Önemli veya önemsiz ne varsa zihnimizdedir. Ama asıl can sıkan ve ızdırap veren kısım, önemsiz ve zararsız bir düşüncenin bizim zihnimizi talan etmesidir.
Öyle bir talan eder ki, geceleri sessizlikte kendimizi dinleyeceğimize o zehirli düşüncenin zihnimizi sesiyle kirletmesine izin veriririz. Tüm gece o zehiri solur, kendimize yapabileceğimiz en kötü şeyi yaparız.

Bu sayede de kendimizi unutur, benliğimizi yitirir ve senelerce bu düşüncelerin yenisiyle tanışırız. Zehirli düşünce her gün ürer ve bize asla fırsat vermez. Onunla savaşmak isteriz ama zehirin zehir olduğunu kim önceden farketmiştir ki?

Günler ardı ardına yeni dertler önümüze sürerken o dertler arasından bize merhaba diyen zehirli düşünceler hayatımızın yavaş yavaş merkezi haline gelir. Dünyadan küçük bir nokta kadar bile gözükmeyen insanlar, hayatlarını kendilerine zehir etmeye devam eder. Halbuki biraz olsun kendini tanısa, her şeyin üstesinden gelmez fakat o şeylerin üstünden geçerdi. Dikkate bile almaz önüne, yani kendine bakardı.

Bu dünyadaki en zor şeylerden biri, insanın kendini tanıyarak hayata devam etmesidir. Kendini tanımak, hayatın sonuna kadar devam eden bir süreçtir fakat bunu sonuna kadar başaran insanlar var mıdır bilinmez. Belki de vardır ve biz de bu sebeplerden ötürü göremiyoruzdur kim bilir?

Ah, onu görmesekte olur. Sadece kendimizi görsek bu bize her kapıyı açacaktır. Başarı kapısı! Huzur kapısı! Mutluluk kapısı! Tabi ki bunları kastetmek isterdim ama hayatın gerçekleri, en çok derinden hissetirdikleri bizi biz yapan şeylerdir. Hayatın dinamiği, acıdır. Kendimiz olursak acı çekmeyeceğiz zannedebiliriz ama sadece bir aldatmaca yaşarız.

Acı çekeceğiz ama çektiğimiz acının gerçekten makul bir sebebi olacak. Acı çekeceğiz ama bunu bize hayat sunacak. Acı çekeceğiz ama kendimizi bilerek çekeceğiz. Kendimizi bilirek acı çekersek acıdan bir şeyler bile öğreneceğiz.

Acı çekmekten korkmayacağız. Kendimizi unutmaktan korkacağız. Ruhumuzu kaybetmekten, onu yaşarken öldürmekten korkacağız. Hem de hayattaki en mühim şey, ruhumuz ve onun bize kazandırdıklarıyken.

DENEMELERHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin