Uzun uzun oda da yalnız kalmak hiç hayırlı bir iş değil.Duvarda ki resimlerimizi süzüyorum ve kafamdan eminim şuan duman tütüyor.Yavaş adımlarla duvara ilerledim.Barış, Elkas ve benim de içinde olduğum üçlü reme baktım da ne güzel günlerdi be.Tabi o zamanda Barışla yani kas ekolojisiyle iyi anlaşamıyordum ama misk öküzü aramızı bir şekilde düzeltiyordu.Şimdi bu görev tam tersi oldu.Artık kas ekolojisi bizi toparlamaya çalışıyor ama biri ona zaten savaşın birmiş ve iki tarafında yenilmiş olduğunu hatırlatması lazım.Boşuna kürek çekiyor oysa.Hemen üstündeki resme odaklandım.Bu seferde Yiğit, İlyas, Çınar ve benim 14 -15 yaş arasında ki resimlerimiz vardı.Bizimkiler baya büyümüşlerdi ha. İrileşmiş sanki erkeksileşmişlerdi.O nasıl bir şey zombi Allah aşkına.Ya anlatmak istediğim vücutları sertleşti, güçlendiler en önemlisi sakallı oldular tabi tanıdığım erkeklerden bir tel İlyas'ın sakalı yok o kadar, ciddiyim hiç yok ve 19 yaşında.Duvarımın tamamını resimlerle kaplamıştı ve bunun yüzüne annem beni dövmeye kalkmıştı ne yapayım yağlı boya yap diyen ben miydim.Dikkatimi tekrar resimlere odakladım.

Diğer tarafta ise kızlar toplantısı vardı.Bu resimde ise sadece ben ve Romeom vardı ki bizim toplantılarımız, devlet toplantılarından bile daha mühimdir bu arada.Acaba Beste'nin yanına mı gitsem.En iyisi bu sanki.Saatte olmuş 8.30 acaba beni içeri alırlar mı?Sanırım alırlar.Tabi o yetimhanenin müdürü adamı çıldırtıyor ve benden nefret ediyor ama ben gizli yerden sızarım içeriye.O gizli yeri de Barış bulmuştu sevdiği kız için.

Annemi küçücük evde bulamadığım için bana kocaman bir alkış.Son olarak alt kattaki banyoya indim ve oradaydı.Kapıyı tıklattım ve ses yok.İntihar etmez değil mi filmlerde böyle oluyor da.Zombi sen hangi filmler izliyorsun yok öyle bir şey.Kafanı topla çünkü kapıya çok yavaş vurdun.Pekala.Daha sesli bir şekilde kapıya vurup seslendim.Ve seslenişim kayıtsız kalmadı.

''Efendim sonuçsuz vaka.Ağda yaparken bari annene rahat ver.'' Dedi.Kadında ufacık bir utangaçlık tınısı yok.Tabi benim içinde artık bir şey ifade etmiyor ve alınma duygum benden uzak diyarlara kaçtığı için sıkıntı yok.

''Ben Beste'ye gidiyorum en geç 9 da dönerim.'' Dedim ama ses seda yok ve tiz bir çığlığın ardından ohh sesi duydum.Annem içerde mastürbasyon mu yapıyor? Ki yapabilir uzun süredir tek başına yaşıyor.Yoksa cidden ağdada yapmaktan zevk mi alıyor.Sonuçta ikisinden de haz aldığı kesin.

''9 olmaz.8.59' da geleceksin ve kapıyı çıkarken kapatmaya dikkat et.Kapılar açmak ve kapatmak için vardır.Sen ikincisini yapacaksın kızım.'' Dedi de ben salağım ya sanki.Zombi genellikle kapıyı kapatmıyorsun unutma.Pekala.

Sessizce kapıyı arkamdan kapattım.Ve eminim kapattım.Etrafı uzun bir süre kolaçan ettim.Bu soğuk havada kimsenin dışarı da olmaması normal çünkü ocak ayındayız.Ama yine de bu sessizlik beni hiç mutlu etmiyordu.Ve Yiğit okul çıkışı yanıma uğramamıştı ve bu konu hakkında konuşmak veya düşünmek istemiyordum.Ama inatla Romeomun yanına gidiyorum.Demek zombi içinde bir his konuşmak, anlatmak ve ağlamak istiyordur.Bu sen olmayasın acaba? Zombi bu bensem, sen olursun zaten.Çok karmaşık bir ilişkimiz var gerçekten.

Sonunda yetimhanenin arka bahçesine vara bildim.Duvarları hapishane duvarları gibi uzun ve büyüktü.Dışarı da kaldığı için mutsuz olan ağacın yanına gittim ve yanında ki kapıya anahtarımı soktum.Barışta, Beste ve bende olmak üzere buranın 3 anahtarı var tabi gizlice buradaki kapının bozuk olan yeri yapıldı ve anahtarlar basıldı.Kesinlikle müdür bizi görse çıldırır.Kapıyı sessizce açtım çünkü bahçede ve koridorda gezinen bir bekçi var.Ya tabi zombi sen o bekçiden de çok korkarsın.

Romeom'dan mesaj gelmeyince içeri daldım.Zaten bu yüksek ve eski ağaçların uzun yaprakları arasında görünmem ki.Hele bu çalılıkların...

Asi Defter.Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!