Ozan'ın yardımıyla Görkem koltuğa uzanmıştı. Arzu'da elinde pamuk ve kremle onun yanına oturdu. Ben de ayakta dikilmiş herkesin ne yaptığını inceliyordum.

     ''Geç sende otur.'' Ozan sırtımdan beni tekli koltuğa itti.

     ''Peki.'' dedim sadece ve daha sonra oturdum.

     ''Vay be, Görkem Bey'de dayak yiyebiliyormuş.'' dedi Arzu kremi sürerken. Ancak Görkem cevap vermedi.

     ''Yaptığın şeylerin yeterli olabileceğinden emin misin? Ben hala hastaneye gidelim diyorum.'' dedim. İkisi beni dinlemeden Görkem'i eve getirmişlerdi. En iyisi hastaneye gitmekti. En garantisi. Ama işte.

     ''Yeter, yeter.'' dedi Ozan. Dönüp Ozan'a baktığımda evi toplama çabasında olduğunu fark ettim. Salondan bir şeyler alıp odaya fırlatıyordu.

     ''Merak ettimde, burası hanginizin evi?'' Yenis, şimdi sorulacak soru muydu bu?

     ''Dördümüzün.'' demişti Ozan. Bu sırada eve Erdem ile Uğur girdiler. Vay be isimlerini hatırladım. Erdem çantasını yere atarken bağırarak küfretmişti.

     ''Ne oldu yine?'' Arzu sormuştu.

     ''Ozan'ın karşısına 'Kadavra' çıkacakmış.'' Uğur cevap vermişti.

     ''Ne diyorsun sen?'' Ozan Uğur'u itmişti. Ne olduğunu hiç ama hiç anlamamıştım. Kadavrada ne demek oluyordu? ''Nasıl öğrendiniz?'' bu sefer Ozan bağırmıştı.

     ''Uğur koridordan geçerken birilerinden duymuş. Sana söylemeden araştırma yaptık ve bütün bulduğumuz bilgiler ciddi ciddi onunda bu akşam maçı olduğunu gösterdi.'' Erdem sinirli olduğundan dolayı konuşurken boynundaki damarlar şişmişti. Çok ürkütücüydü.

     ''Hassiktir.'' demişti Görkem. Koltukta oturma pozisyonuna geçmişti.

     ''Abi nasıl yapacaksın ya. Geri mi çekilsen?'' demişti Uğur.

     ''Ozan böyle bir şey yapacak mısın?'' Arzu sormuştu. Ancak ben her an patlayabilirdim. Biri bana neler olduğunu açıklayabilir miydi acaba?

     ''Asıl şimdi geri çekilmek olmaz oğlum. Ozan'ın adı korkağa çıkar.'' Erdem'in sinirleri biraz yatışmışa benziyordu. ''Yürü Ozan, çalışmamız lazım. Bu gece büyük gece.''

     ''Dur çantamı alıp geliyorum.'' demişti Ozan odaya giderken.

     ''Bu arada merhaba.'' dedim. Beni unutmuşlardı çünkü. 

     Erdem sadece bana dönüp bakmıştı. Uğur'da: ''Aaa Yenis, hoşgeldin.'' demişti.

     ''Hadi çıkalım.'' demişti Ozan. İkisi tam kapıdan çıkarken;

     ''Durun bende geliyorum.'' dedi Uğur ve o da gitti. Evde bir anda üç kişi kalmıştık.

     ''Bende şunları toplayayım.'' demişti Arzu pamukları göstererek.

     Arzu salondan çıkınca Görkem eliyle bana gel yapmıştı.

     ''Ben mi?'' diye sordum. Tabii ki bendim. Sormak salakçaydı.

     ''Gel yanıma, yemem.'' demişti. Onu fazla zorlamamıştım. Gidip yanına oturdum. Ama aramızda bir karış mesafe kalacak şekilde oturmuştum. ''Oturmasaydın.'' demişti. Biraz daha yakınlaşmıştım.

     ''Bakayım yaralarına.'' deyip yüzüne bakmıştım. Masmavi gözleriyle gözlerime bakıyordu, hatta deliyordu da denilebilirdi. Bu sefer gözlerinde kaybolmadan yüzümü çevirmeyi başardım. ''Fazla derin değiller, izleri kalmaz büyük olasılıkla.'' dedim bir anda.

Daima GençBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!