4. Bölüm

1.5K 158 112

  Sevgili okuyucularım öncelikle hepinize iyi okumalar diliyorum. Vote ve yorum sayısının azlığı beni üzüyor. Eğer hikâyemi beğenmiyorsanız belirtin ki ben de devam edip etmeyeceğime karar vereyim. Ciddi bir araştırma ve emek var, iskandinav mitinin altını üstüne getirerek yazıyorum bu hikayeyi.
  Gece Avcısı'nı yazarken ilham aldığım yakışıklı da multimedyada
  Şimdiden okuyan herkese teşekkürler.

Ey defteri elinde tutan kişi, iyi oku bu satırları. Kader kelebek kanatları kadar narindir, tıpkı zaman gibi. Bana bir çocuğun sizinle gelmesi halinde ne olacağını sordunuz. Iki seçenek var. Hep iki seçenek vardır.
Gelmesi halinde;
Güneşin doğduğu topraklara gidip orada derin bir bilgi ve deneyime sahip olacak. Onun önünde zorlu yollar olsa da teker teker herşeyin üstesinden gelecek.
Gelmemesi halinde;
Derin denizler onun kaderi olacak. Bir şekilde kıyıya varacak. Ve bu süre içinde aç karnını doyurmak için ona vereceğiniz tuzakları kuracak. Kurtlarla arkadaş olacak. Sonra onu birisi bulduğunda modern yaşama alışmakta zorluk çekecek.
Ve sen ey defteri elinde tutan kişi, dünya için önemli kararlar almalısın. Bu çocuğun faydalı olacağını düşünüyorsan onu ikna et.

Defteri kapatıp çocuğun hizasına gelmek için diz çöken Claude yumuşak bir sesle konuştu.

"Batu Han, sen burada yaşamak zorunda değilsin. Bizimle gelmek ister misin? Seni ırkının ve dininin özelliklerine göre yetiştireceğiz."

"Nereye gidiyorsunuz?" diye sordu Batu Han.

Claude aynı ses tonuyla yanıtladı.
'Güneşin doğduğu topraklara. Neresi olduğunu biliyor musun?"

"Elbette. Kızıl Elma. Bu bir Türk ülküsü." dedi Batu Han

"Yani bir ütopyayı kastediyoruz." dedi Artemis.

"Hem öyle, hem değil. Bundan kasıt sürekli bir arayış içinde olmanız gerektiği. Ama neden?"

Claude Edinburgh'dan buraya geldiğinde başlarından geçenleri tek tek anlattı. Çocuğun ağzı açık kaldı.

"Kaf dağı burada mıymış?"

"Oraya açılan kapı burada, evet." dedi Claude. Batı Han ışıltısı artan bakışlarını gökyüzüne çevirdi.

"O zaman size zevkle yardım ederim. Kara yolunu tercih ederek gideceksek çok masraflı olmaz mı?"

Lysa gülümsedi.
"Küçük bir çocuğa göre kafan fazla çalışıyor. Merak etme maddi gücümüz var."

"Kılıç kullanmayı biliyorum. Seni korurum Lysa." dedi Batu Han saflıkla.

  Oradakiler kahkahalara boğuldu. Lysa çocuğa şefkatle sarıldı.

  "Teşekkür ederim benim küçük prensim. Çok cesur ve çok tatlı bir hareketti yaptığın."

                                ☆☆☆☆ 

  Loki olanlardan haberdardı. Küçük çocuğun nereden çıktığını düşünedursun  Asgard ' da da işlerin hiç iyi gitmediğinin farkına vardı. Artık beklemekten çok sıkılmıştı. Ana Tanrıça Frigg'e mi gitmeliydi? Hayır. Odin ne yapmaya çalıştığını anlarsa bu onun sonu olurdu. Belki bilge Heimdall onun işine yarayacak bilgiler verebilirdi.  Dünyanın kanunlarını düzenleyen o değil miydi?  Fakat ne öğrenmek istiyordu? Gece Avcısı'nın zaaflarını. Ama önce Lofn'un hamlesini beklemeliydi. Biraz daha yalakalık işini görür müydü? Söz konusu Lofn ise bundan asla emin olamazdı. Tekrar denemeye karar verdi. Sadece uyuyan ejderhayı uyandırmak yetmemişti. Ortamı daha fazla alevlendirmeliydi. 

Gece Avcısı [ZAS - 1]Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!