For every story tagged #WattPride this month, Wattpad will donate $1 to the ILGA
Pen Your Pride

Bölüm 26

150 2 2

Potiaya güvenebilme konusunda hala ciddi sorunlar yaşıyorduk. Bir fer’e oranla çok daha güçlüydü ve pek de akıl hocası gibi değildi ama buraya gelen diğer büyücülere nasıl Kayısız şartsız güvendiysek ona da en azından bir şans vermeliyiz diye düşünmeye başlamıştım. Gölün yanına indim  ve bir zamanlar ne kadar da sessiz olan mağaramıza baktım şimdi etrafında bir dürü kulübe ve insan vardı. Doğallık bozulmamalı dedim kendi kendime. Gölün suyunda yüzümü yıkadım. Çerloyla geçirdiğim bir günün ardından değişik ve meraklı hissetmemek elimde değildi. Normal şartlar altında onu düşündüğüm an dibimde bitmek gibi bir özelliği olsa da şu an gelmiyordu. Hayır kesinlikle onu merak etmiyorum, hatta hiç gelmese çook daha iyi olabilir. Gölün kenarında dakikalarca oturup sevinç çığlığı atan büyücülere baktım. Kulübe gören masum köylüler işte ne yaparsın..

 “şşt yalnız prenses gelebilir miyim?” keyhanın umut ve neşe dolu sesi gülümsememei sağladı. Elimi yere vurdum ve  “otur” dedim. Bağdaş kurup oturdu.

 “ ne düşünüyorsun ?” elimdeki taşlardan en büyük olanını göle fırlattım.

 “portiayı” dedim “ ona güvenmek istiyorum ama işte bilmiyorum…” elimdeki taşlardan birkaçını alıp suya attı.

 “sen ondan şüpheleniyorsun ben de şu yaşlı kadından ki yaşlı olmadığına adım gibi eminim.” Alazın bana ikiyüz yaşında dediği kadından bahsediyor olmalıydı.

 “nasıl yani?” dedim bir şeyler daha öğrenmek isteyen bakışlar fırlatırken.

 “dün sabah sizin gidişinizden hemen sonra geldi ve alazı sordu çalışmaya gittiğinizi söyleyince alazın çadırına geçip gelen kadar bekledi. Senin çerloyla birlikte mağarada kaldığını ben aurora nerde diye sorunca söyledi zaten. Geldi ve o kadınla birlikte saatlerce çadırda oturdu. Hepimiz seni bulmak için bir şeyler yaparken onun hiç aldırış etmemesi sinirlerime dokundu hışımla çadırına daldığımda gördüğüm kadın gayet genç ve güzeldi bu sabah onu tekrara gördüğümdeyse yine yaşlı bir kadın kılığındaydı. Ateşe körükle gitmek gibi olmasın ama burnuma pis kokular geliyor. “ beynimdeki soru işaretleri tekrar devreye girmişti.

 “gerçekten benim için endişelenmedi mi?” dedim şaşkınlıkla.

 “muhtemelen iyi bir açıklaması vardır”

 “bana yaptığı tek açıklama o kadının yaşlı oldupu ve sadece konuştukları.” Keyhan yerden bir avuç toprak aldı ve göle fırlattı.

 “mantıklı bir açıklaması olduğuna eminim.” Dedi. Giydiği salaş tişört esmer tenini gözler önüne seriyordu. Bacaklarını uzattı.

 “bugün çalışmaya ciddi anlamda başlıyoruz.” Dediklerini duyamayacak kadar derin düşüncelere dalmış durumdaydım. Göle eğildi ve avuçladığı suyu başından aşağı döktü. Siyah uzun sayılabilecek olan saçları sırıl sıklam olmuşu. Avucunda kalan son su damlalarını üzerime fırlattı.

 “ne yapıyorsun be kardeşim” dedim onu iterken.

 “şşt. Kardeşe laf yok, ayrıca kardeş de değil ben senin abinim “ hah bir abim eksik ya.

 “tamam ağabeyciğim iin verde kalkayım.”

 “kılıcın nerde?”

 “çadırımdaydı, artık çadırım olmadığı için muhtemelen kulübemde”

 “sende kendininkini getir, çalışacağız. Alaz işini de antremandan sonra konuşursunuz” onaylarcasına başımı salladım ve kulübeme –ahh kulübemmm-  koşup kılıcı aldım. Keyhan kalabalığı topladı.

ALTIN KELEBEKBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!