Medya:elenanın babası//

"Öf elena sabah sabah şaka kaldıramam" dedi. Yani haklı. Ben olsam bende inanmazdım. Ciddi bir tavırla "şaka yapsam böyle bir şaka yapmazdım" dedim. Ayağa kalktı ve gülerek "1 nisan felansa hiç çekemem" diyip gitti. Arkasında koşup önüme geçtim. "Yemin ederimki doğru Ken" dedim. Ağzı açık kalmıştı ama hala inanmadığı belliydi. "Anlat bakalım.nasıl kardeşmişiz" dedi.

-bak annem babamla evlenmeden önce senin babanla birlikteymiş. Sana hamileyken vampir olmuş. Sonra babamla evlenmiş ben olmuşum. Bu kadar.

+benim annem öldü elena

-ama julia öyle söylemiyor.

+julia kim

-annemiz

+beni ona götür dedi. Okuldan çıkıp arabaya kadar koştuk. Biraz kızgın görünüyordu. Arabaya binip evin yolunu tuttuk.

+Elena bak bu şakaysa hiç komik değil

-Ken böyle bir şaka yapacak kadar kötü değilim dedim. Doğru yani biraz kötü olabilirdim. Ama asla değer verdiğim insanların duygularıyla oynamazdım. Eve geldiğimizde kapıyı julia açtı. Açar açmaz gözleri doldu ve birazda şaşkınlığı vardı. Kene öyle bir sarıldıki kendimi dram filminde gibi hissettim. Ken karşılık vermedi. Çocuk şaşırdı tabi. İçeri girdik. Ken oturmadan " herşeyi bilmek istiyorum" diye çıkıştı. Julianın gözleri hala doluydu. "Otur herşeyi bilme zamanın geldi artık" dedi. Ken oturunca bende yanına oturdum. Julia karşımıza oturup söze girdi:

+Baban bir büyücüydü.bende bir insandım. Birbirimizi çok seviyorduk. Ama babanın arkadaşı bir vampirdi ve baban olmadığı bir zaman beni vampire dönüştürdü. Sana hamileydim o zamanlar. Babanla kavga ediyorduk. Vampir olmamı istemiyordu. Bende istemiyordum. Ama olmuştum artık. Sen doğuncada bir kan emici olarak doğduğun için beni affetmedi. Hiçbir suçum yoktu. Seni görmek istesemde seni benden hep uzak tuttu. Sonra Zac'e aşık oldum. Onunla evlendim. Elenanın o kitapta özel olduğu yazıyordu. Onun peşine düşeceklerdi. Diğer özeller gibi onuda öldüreceklerdi. Bende bu acıya dayanamazdım. Onuda bıraktım. Ama hep izledim sizin büyümenizi. Ken senin karşına hep çıktım ama baban hafızanı silip duruyordu. Annen öldü diyordu. Çarem yoktu dedi.  Hepimiz ağlıyorduk. Benim durumum Kenden daha kötüydü sanırım. Beni resmen terk etmişti. Ondan vazgeçmemiş. Beni terk etmesinin geçerli bir sebebi yoktu. Kendi isteği doğrultusunda terk etmişti. Ona bunu sorardım ama şuan konumuz Ken'di. Ken ayağa kalkıp hiçbirşey demeden kapıya doğru yürüdü. Bende arkasından gittim. Annem arkamızdan "Ken özür dilerim benim bir suçum yok" desede sus işareti yapıp evden çıktım. Arabaya bindik. Hiç konuşmadık. Ne konuşabilirdik ki. Kardeşimle öpüşme meselesini hiç düşünmüyorum bile. Okula geldiğimizde kapının önünde durup Ken'e sarılıp gözyaşlarını sildim. İçeri girdiğimizde Stef yanımıza gelip kızgın kızgın baktı. Yani bilmiyordu kardeş meselesini. Ken yukarı çıkınca Stefan "niye yanında Ken vardı" diye sordu. Bu sorudaki siniri görebiliyordum. "O benim kardeşim" diyince oda güldü. Ya ne vardı bunda inanılmayacak. Hemen sinirli halini alıp "başka bir yalan bulamadın mı Elena" diyince ciddi halimi görüp anladı. "Nasıl olur" diyince herşeyi anlattım. Ağzı açık tip tip bakınca yanağına öpücük koyup "derse giriyorum ben" dedim. Yukarı çıktım. Hala yerinde duruyordu Stefan. Sınıfa girdiğimde özür dileyip yerime oturdum. Sinirle saldırdığım öğretmenin dersiydi. Yeni bir sandalye ayarlamıştı galiba. Başka bir öğrenciyi oturtmuştu. Kız ne kadarda sakin duruyordu sandalyede. Öğretmen neler dedi kıza. Ders bitince kızı çözüp "tebrikler emily. Sinirine hakim olabiliyorsun" deyip kızı çözdü. Öğretmen çıkınca Ken ayağa kalkıp "madem kardeşimsin biraz abilik yapıyım. Artık başı boş gezmiceksin" dedi. İkimiz beraber güldük. Bir abimin olması iyi olacaktı galiba. Stefan yanımıza gelip Ken'e konuşmak istediğini söyledi. Onlar gidincede sap gibi kaldım ortada. Kızın biri yanıma gelip "iki kişiyi birden nasıl yürütüyorsun" dedi. "Sen ne diyorsun be" diye bağırınca herkes bize baktı. "Ken ve stefandan bahsediyorum." dedi. Bu kızlar harbiden sinir bozucuydu. Altta kalmak ise en nefret ettiğim şeydi. Kıza tekmeyi vurduğumda yere düştü. Hemen üstüne atlayıp "hayatım seni ilgilendirmez" dedim. Ken sınıfa girip beni durdurdu. "İki dakika yalnız bırakıyorum.kavga çıkarıyorsun kardeşim" dedi. Kız yerde ağzı açık bir şekilde "kardeşim mi" dedi. Gülerek "tanıştırıyım canım öz ağabeyim" dedim. Kız ayağa kalkıp dışarı çıktı. Mort olmuştu diyebilirim. Ken "ne oldu" diye sorunca "boşver kızlar işte çekemiyorlar" diyip sırama oturdum. Kardeş hissini bilmiyordum. Garip birşey olduğu kesindi. Yine aynı hoca sınıfa girince derin bir of çektim. "Evet. Sinir kontrolüne girmeyen kimler kaldı diyince iki kişi elini kaldırdı" ikisini de tek tek çağırıp kontrol etti. Ya bunlar çok sakindi ya ben fazla sinirliydim. Sinir kontrolü bitince gözünü bana sabitleyerek "sınavdan kalan kimler var" diye sordu. Ne yani sınav mıydı bu. Elimi tek başıma kaldırınca komik bir durum oldu. "Evet elena gel son birkez deniyelim" diyince ayağa kalkıp sandalyeye oturdum. Öğretmene bakarak "fazladan zincir varsa takın.bu yetmiyor" dedim. Espiri olduğunu varsayarak gülüp geçti. Bence değildi. Zincirleri takıp kabloları felan taktı. Geçen seferki dediklerini demişti ama pek umrumda olmadı. Anneme babama küfürler sayıncada tepki vermemem gerekiyordu. Öylece bakamazdımda. Gözlerimi öğretmenin gözlerine sabitleyip "sus" dedim. Sustuda. Büyücülük işleri çok hoşuma gitmişti. "Şimdi beni çöz" diyince hemen çözdü. Bende sırama oturdum. Ken arkasına dönüp "Edward hocayı bile adam ettinya helal olsun" dedi. Gülerek "cazibeme karşı koyabileni görmedim" dedim. Ders bitene kadar serbest bıraktı. Acıkmıştım. Tenefüs zamanı gelir gelmez kantine inip tost aldım. Masaya oturduğumda serada yanıma oturdu. Sarıldık. Görüşememiştik. Ona tostumu verip bir tost daha aldım. Beraber yedik. Sınıfa çıkarken "ken harbiden kardeşin mi" diye sordu. Bugün tüm okul öğrenirdi heralde. "Evet" diyip sınıfa girdim. Ders boyunca uyudum. Kimse elena felan demediği için ilk defa rahat uyuyabildim. Rahat rahat uyuduktan sonra bir dürtüklemeyle uyandım. Kafamı kaldırdığımda Damon'u gördüm. El sıkışıp "yeni okuluna hoşgeldin dostum" dedim. Gülerek "hoşbulduk. Bir merhaba diyim dedim.ben büyücülük sınıfındayım" dedi. Demek büyücüydü. "Vayy büyücülük ha. Kız tavlamak zor olmaz artık" diye şakaya vurdum. "Yani öncedende pek zor sayılmazdı.ben sınıfa gidiyorum görüşürüz" diyip çıktı. Ardından hemen müdür girdi. "Elena büyücülük sınıfında ders gör bugün" diyince  kafamda yine o ses belirdi "Elena sakın büyücülük yeteneğin olduğunu söyleme" dedi. Sinir bozucuydu. Ellerimi kafama vurup "canın cehenneme çık artık kafamdan" diye bağırdım. Onun dediğini bu sefer yapmıcaktım. Müdür şaşkınlıkla bakarken "benim büyü dersi görmeme gerek yok sözcükleri bilmesemde büyü yapabiliyorum" dedim.

Arkadaşlar biliyorum bu böl geç geldi ama daha henüz evde bile değilim. Kafede yazdım. Anlayış göstereceğinizi umuyorum. İnşallah beğendiğiniz bir bölüm olmuştur. Vote ve yorum yapmayı unutmayın lütfen. İyi okumalar :)

Neyim benBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!