Üniversite Dediler İlk Başta

41 1 0

Adana'nın yazdan kalma havası sürüyordu  Eylül bitmeye yeltese de. Akşamlar sürekli benimle ilgilenen ve vakit geçiren aileme özlediğim arkadaşlarım da eklenince mutlu olmamak haksızlık olurdu.

İlginin fazlasını hissediyordum çünkü daha önce böyle olduğunu görmediğin insandan bu tür şeyler görmek şaşırtıyor. Herkes etrafımda varlığını hissettirirken içimde bir sıkıntı neden o gün aklıma dahi gelmeyen bir sebepten. Kendimi unutmam için kendimden dahi saklamaya çalıştığım o sebebi kabullenmek üç gün sürdü. Artık ben bu evin misafiriyim diyebilmek üç gün sürdü.

"Üniversite kazanmışsın gideceksin ne güzel şey" diye sanki beni avutmaya gelmiş akrabalar "meğer bu aile yemekleri, son bir haftada her gün toplanmalar ben içinmiş" diye düşündürdü beni. Bu düşünce kendine verdiğin değer olsun, sevildiğini hissetmek olsun hepsi müthiş moral toplamamı sağladı.

Üç dört günüm daha ana kuzusu ve ailenin ilk göz ağrısı olarak geçiriyordum. Cumartesi gecesi kuzenlerimle dışarıda güzelce eğleniyorduk ama annemin telefonuyla bu güzel vakitleri fazla uzun tutamadık. Annemin telefonu az önceki bütün mutluluğumu yavaşça ertesi günü düşünmem yolunda erimeye başladı. Telefonda bana "gitmeden son yemeği gel de hep beraber yiyelim" demişti. O an için kaybolmuş bir adamın ses tonunu alarak "peki anneciğim" diyebildim sadece.

Gitmeden önce son yemeğimizi de yemiş akrabalar ile vedalaşma faslını bitirip uğurlamıştık hepsini. Her öpüşmede benim içim daha da kötü oluyor ama bunu kimseye söyleyemiyordum. Çünkü vedalaşmak beni üzer. Her gidişinde ağlamaşımdır Almanya'da yaşayan halamın arkasından. Havaalanlarını da o yüzden hiç sevmem.

Koca cumartesi günü uyku tutmadı. Nihayet pazar sabahı iki saat uyku uyumuştum. Mükemmel bir kahvaltıya uyandırıldım yüzümü yıkarken iki gözümde de kızarıklık vardı ve ufaktan bir ağlama isteği. Erkekler ağlar mı diye kendime aynada bakarken bunun bir istek değil mecburiyet olduğunu hissettim ve o beş dakika göz yaşlarımın bana eşlik etmesiyle kendime geldim. Önlerinde ağlamamam gerekiyordu çünkü özellikle annemi düşünmem gerekiyordu biliyordum ben gidince çok üzüleceklerdi. Daha önceden babamın aldığı bilet ve sanki o bileti elime alınca içinden çıkan motive edici cümleler vardı babamın ağzında "yakın yer oğlum ne zaman istersen gelirsin her haftasonu burdasın zaten" diye.

Otogarın kapısından içeri doğru girdik. Bagajdan annemin ben hazırlarken üzülürüm diye kendi hazırladığı valizimi sürüklemeye başladım. O an tek hedefim o lanet olası otobüse erkenden binip ağlayacaksam bile orada ağlamaktı. Koca bir yarım saat daha dayanmalıydım çünkü kalkış saatine daha vardı. Her konuşma moral vermeyi amaçlıyordu kız kardeşim, annem, babam için alışkın olduğum bir durumdu. Ama sürekli tartıştığımız erkek kardeşim de aynı ilgiyi gösterince dikkati çekti ve ben tuvalete diye koşmaya başladım çünkü gözlerimde duygu dolmuştu akmalıydı o duygular akıp gitmeliydi. Çıktım ve otobüse yerleşmeden vedalaştım bizimkilerle annemin o andan gözü dolmuştu çabucak bindim otobüse oturdum cam kenarındaki koltuğuma ve babamı arayıp ağlamaklı bir ses tonuyla artık gitmelerini söyledim. Artık yalnız bir adam olmuştu bu adam diyordum kendi kendime. Hatta kendi kendimi güldürmeyi bile deniyordum. Yolda zaten daha önce çok gördüğüm bir şehir, diğer insanlar, müzik, film derken kendimi unutmuşum ve üç saatlik yol bitmişti.

Yeni şehrime, yeni hayatıma heyecanla bakıyordum ama ben daha önce buraları hiç görmemiştim. Ben hep turistik yerleri gezdiğim için çok yabancı kaldım. Bizim oralara hiç benzemeyen mahalleler, bizim evin etrafını andıran sokaklar derken her şeyi akışına bırakmış yaşamaya başladım. Nihayet binbir zorlukla bulup tuttuğumuz eve girdim. Yerleşme faslı derken gece olmuştu ertesi gün dersler başlayacak diye uyumayak istiyordum ve yatağa uzandım. Telefonum çaldı tam dalmışken irkilip açtığım telefonda annem nasıl, ne yapıyorsun bir giriş yapınca konuşma süremiz baya baya uzadı derken annem "sen yorgunsundur yat uyu hadi iyi geceler" deyip kapattı telefonu. O dakikadan sonra uyku tutmadı aklım bizimkilerde kaldı. Uzakta olduğum, yalnız olduğum, nasıl olacak yarın diye kafamda binlerce düşünce uyuyakalmışım. Sabahtan ders akşam telefon görüşmeleri, dışarıya çıkmalar, arkadaş ortamları derken bir haftam geçip gitmişti.

Bir hafta öncesini düşünüp ne kadar değiştiğimi düşünmeye başladım ve bende kaybolan biri vardı ben de onun yerini almıştım. Asıl ben buydum işte çünkü güçlü olan ben benimdir önceki hep geçmiş ile geçmişte kalır. Ama ne de çabuk  alıştırıyor hayat her ne kadar olmaz dediğin şey olsa da ne olursan, kim olursan dinlemiyor dinlemez. Sen sadece göçebesin arada çadırların sağlam oluyor o kadar.

Ayrılık VakitleriBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!