Bölüm 5: Yıldızları Saymak

En başından başla

"Hayır. Ne olursa olsun bana kıyamazdın."

Ayağa kalktı. "Hanımlar, beyler. İzninizle."

Kalabalığın ortasından bir ses duyuldu. "7 kollu şamdanını almayı unutma."

Big Boss gayet big küfürler savurarak yemekhaneden çıktı.

"Hey Archins, yeni oyuncağın hakkında çok hoş şeyler duydum, hani şu kolsuz ergen." Victoria çatal dilini havada kırbaç gibi savurarak bana bakıyordu. "Umarım bu da son 6 oyuncağın gibi gizemli sebeplerden dolayı eşek cennetine gitmez."

Tıp bölümü başkanı deyince genelde akla merhametli, anaç, insanları iyileştirmekten başka gayesi olmayan biri gelir. Ama Victoria'nın şu kanatlı yılanlı değnek sembolündeki yılanlardan tek farkı, kol ve bacaklara sahip olmasıydı.

Sakin bir şekilde gülümsedim. "En azından benim oyuncaklarım gizemli sebeplerden dolayı eşek cennetini boyluyor." O yılansa ben daha yılanım. Bağırarak devam ettim. "Şu nezleden ölen bilgisayar mühendisinden bahsediyorum." Göz kırptım ve ekledim. "Tsssssssssssss."

Bozulmuştu. Ayağa kalktı. "İzninizle."

Az önceki ses yine duyuldu. "Aspirinini almayı unutma."

Yılan gayet yılansı küfürler ederek kapıdan çıktı.

Bağırdım. "Seni seviyorum kalabalıktan gelen ses."

Gülüşmeler falan.

Kısa bir süre sonra Claire yanıma geldi. "Baba, gidelim mi?"

Ayağa kalktım ve bağırdım. "Millet, izninizle."

Gecenin yıldızı ses yine duyuldu. "Tasmanı almayı unutma."

Bağırarak cevap verdim. "Hav hav hav."

---

Odamın kapısını açıp içeri girdim.  Gayet ferah döşemiştim. Bir adet çift kişilik yatak, çalışma masası ve sandalye, içinde eski ve yeni çeşitli kitaplar ve müzik CDleri olan kitaplık ve elbise dolabı. Bi tane de çiftli koltuk.

Duvarda da yine mühendis komşumdan yine eski bir porno dergi karşılığı aldığım imzalı Metallica posteri asılıydı. Onun kendi ihtiyaçları vardı, benim kendi ihtiyaçlarım vardı.

Koltuğa kendimi attım. Kızım da kendini benim üstüme attı.

"Baba, eski dünya nasıldı, bidaha anlatır mısın?"

On gecemden üçü laboratuvarda çalışarak, beşi yemekhanede geceyarılarına kadar içerek, ikisi de bunun gibi geçerdi. Kızımla.

En azından kötü bir baba sayılmazdım.

"Tabi ki." Omzuma yaslanan başına dokundum. "Hangisini istiyorsun?"

"Hani şu orman vardı ya."

Gülümsedim. Eski evimin arkasındaki kafa dağıtmak ve gizli işler görmek için kullandığım koruluk.

Yan tarafta, sehpamsı bir şeyin üzerinde yatan taşınabilir bilgisayarımı aldım. On-off düğmesine basar basmaz havada holografik bir ekran belirdi. Klişe.

Ne klişe değildi ki.

Birkaç sihirli hareket yaparak 400 yıllık fotoğraflarımın bulunduğu dosyayı açtım. Sonra başka hareketler yaparak koruluğun resimlerinin bulunduğu başka bir dosyayı açtım.

"Bak bu ceviz ağacı. Eskiden annemle beraber her sonbahar bütün cevizleri toplar, hepsini kuruturduk. Sonra da-"

"Hepsini yerdiniz." Neşeyle tamamladı.

Proje E.D.E.N. [Son]Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!