For every story tagged #WattPride this month, Wattpad will donate $1 to the ILGA
Pen Your Pride

Okuldan sonra Amy'nin daveti üzerine oturduğu sitedeki dondurmacıya gitmiştik. Açıkçası bu kadar zaman sonra onu ilk defa görecek olma düşüncesi nedenini bilmesem de beni oldukça tedirgin ediyordu. Sonuçta... uzun bir zaman olmuştu ve bir çok şey değişmişti. Biz değişmiştik. Önceleri üçlü takıldığımız küçük grubumuza ilişkileriyle gelen zarar onun yokluğunda tamir edilebilir bir hal almış, belki de açılan bir çok yara kapanma şansı bulmuştu. Şimdi ise... o yaralar ikinci bir darbeyi kaldırabilecek gibi durmuyordu. Isaac de bu fikrime katılıyor olsa gerek, yarım saattir oturduğu yerde bacağını sallamak ve kül tavlasına gözlerini dikmek dışında hiçbir şey yapmamıştı.

Ona döndüm ve bileğini kavradım.

"Hey! Sakin ol."

Bakışları bir an beni bulsa da dikkatini yeniden önündeki şeye vermişti. İç geçirdim. Isaac'e gerçekten değer veriyordum. Bu... kesinlikle arkadaşlığın veya bizi dışarıdan görenlerin ilk etapta kapıldığı ''sevgili'' yanılgısının çok çok ötesinde bir şeydi. Onu gerçekten umursuyordum. Belki çocukluğumdan beri yanımda olan tek kişi olduğundan, belki onun da benim gibi yapayalnız oluşundan, bilmiyordum ama emin olduğum tek bir şey vardı ki, ona değer veriyordum. Çoğu zaman ailemden bile önde tuttuğum tek kişiydi Isaac. Duvarlarımı yıkabilen, beni gülümsetebilen tek varlıktı. Ve onu kaybetmek istemiyordum. Amy'e her ne kadar değer versem ve ikisinin de arkadaşım olduğunu düşünerek adil olmaya çalışsam da o yıllar önce hiçbir açıklama yapma gereği bile duymadan giderek seçimini yapmıştı. Hem de... Isaac'in en kötü zamanalarında. İşlemediği bir suç yüzünden yargılandığı, birlikten atıldığı zamanlarda o sadece adı da aynı birlikte olmaları ve birlikte olmaları nedeni yüzünden kirlensin istemediği için bizi bırakmak gibi bir seçim yapmıştı. Bu durumda sanırım... geriye adaletten bahsedilebilecek hiçbir seçenek kalmıyordu.

Denemiştim. Cidden onu haklı bulmayı, kendince nedenleri olabileceğine kendimi inandırmayı denemiştim ama... yapamamıştım işte. Bu bencilliği uydurabileceğim herhangi bir kılıf bulamamıştım. Durum böyle olunca da geriye tek bir seçenek kalmıştı: Durumları daha da batırmamak için susmak ve arkadaşlığımızı ''eski arkadaş'' seviyesinde tutmak.

Aynen de böyle yapmıştım. Isaac için. Daha fazla şeyin yıkılmadığından emin olmak için. Şuan da Amy'le görüşmeyi kabul etmemin tek sebebi buydu: Bir şeyleri daha paramparça etmemek.

Dudaklarımı birbirine bastırdım ve geriye yaslandığım sırada kollarımı göğsümde çaprazladım. Gözlerim Isaac'e diktiğimde hala kül tavlasıyla boğuşuyordu. Ona baktığımı fark edince konuştu.

"Bakma bana, ben gayet sakinim. "

Doğruldum ve sırtımı dikleştirdim. "Bu yüzden mi geldiğimizden beri kül tavlasını bakışlarınla dövüyorsun?''

Anında cevap vermişti. "Öyle bir şey yapmıyorum." Yüzüme bir gülümseme yayılırken bunu gizlemek adına başımı çevirdim. Kendini çabuk ele veriyordu. Isaac hakkında emin olabileceğiniz bir şey de eğer söylediklerinize anında cevap veriyorsa gergin olduğuydu.

Gülüşlerimin kahkahaya dönüşeceğinden korktuğumdan dudağımı ısırdım.

"Yapıyorsun. "

"Yapmıyorum. "

Pes ettim.

"Pekala Isaac, yapmıyorsun. Sadece biraz sakin ol, tamam mı?''

"Ben sakinim!"

Gözlerimi bir anlığına yumdum ve açtığımda yatıştırıcı ses tonumu kullanmaya kendimi zorladım.

"Tamam, Isaac." Oflayarak yanıma baktım ve kaşlarımı kaldırarak bir an önce Amy'nin gelmesi ve Isaac tarafından maruz kaldığım işkencenin bitmesi için yalvardım. Eğer Amy gelirse tavır alacağı için bir ihtimal çenesini kapamayı deneyebilirdi. Aslında şuan mutsuzdu, bunu anlayabiliyordum. Buraya tamamen benim zorumla getirilmişti. Ben de pek gelmek istemiyordum ya, ama sadece... yapamıyordum işte. Bir yanım sürekli bana Amy, Isaac ve benim sahip olduğum anıları hatırlatıp duruyordu. Ve ben o anılara tutunarak hissedebiliyordum. Çünkü bu beden... fazla acımasızdı. Vampir olduktan sonra insanın kalbinden hissedebileceği neredeyse her duygumuz körelmişti. Özellikle üzerinden bir asırdan fazla geçtikten sonra. Ve onları hayatta tutabilmenin tek yolu ise umursamaktı. Gerçekten umursamak. Bu yüzden Amy'i, Isaac'e yapılan haksızlığın ardındakileri, belki de... şu sıralar listeye adını yeni yazdıran Blake'i bile benim insan yanım olarak görüyordum. Hissedebildiğim, ve sevgimle, hoşgörümle, nefretimle kaybetmek istemediğim yanlarım. Çünkü eğer bunları kaybedersem biliyordum ki geriye Josheline'den hiçbir şey kalmayacak, bu bedenin içindeki ruh yerini bir katile bırakacaktı.

Jason'sBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!