Herkese meraaaabaaa! Evet naber? :D Okula yeni başlayan bebeler gibi nedensizce heyecanlıyım ya.Neyse.. size bir şey soracağım.Aranızda vampir hikayeleri seven var mı?Harry fanfic.Ahaha ben yazıyorum da, ve kadrosu oldukça geniş. (Kendimi yönetmen gibi hissediyorum, ya da senarist :)Yorumlarda belirtirseniz çok memnun  olurum şirinelerim.Eğer isterseniz burada yayınlayabilirim.Her neyse.. çok konuştum.

Hikayede bahsi geçen kolye medyada.Çok hoş beğğ ♥_♥

Bölüm şarkısı; Sam Smith-I'm not the only one

xxx

İyi okumalar şirinelerim :)

   Elimdeki bardakları sehpanın üzerine koydum ve koltukta Niall’ın yanında yerimi aldım.Dizlerinin üzerindeki laptoptan bir şeylere bakıyordu. “Neye bakıyorsun?” diye sorduğumda gülümseyerek bana dönüp konuştu.“Film seçmeye çalışıyorum.İzleyebiliriz diye düşünmüştüm.” Gülümsedim ve “Bu iyi bir fikir sevgilim.” dedim.Elimi cebime atıp az önce cebimin içine koyduğum kolyeyi çıkardım.Kolyeyi zincirinden tutarak Niall’a gösterdiğimde bakışları kolyeyi buldu ve dudakları aralandı. “Kolye…” Başımı salladım ve “Senin boynuma birazdan takacağın kolye.” Kolyeyi elimden aldı ve bana mahcup bir şekilde gülümseyip konuşmaya başladı.
“Bu bir Güneş Tanrıçasının kolyesi.Tanrıça bu kolyeyi, güneşin içinden çıkardığı taşlarla ve gümüş takılarını birleştirerek yapmış.Yapımı bir yıl sürmüş ve Tanrıça kolyenin ortasındaki büyük gümüş taşa sihirli sözcükler üflemiş. ‘Her kim bu kolyeyi takarsa, O kişi sonsuz aşk, sevgi, mutluluk ve huzur bulacak’ Bu sözleri demesinin nedeni de mutsuz olması ve aşktan uzak olmasıymış.Tanrıça kolyeyi takacağı sırada Tanrıça’nın babası gelmiş ve sinirle kolyeyi camdan aşağıya atmış.Babasından gizli bir şey yapması, onun bir kale içinde sonsuz hapsine neden olmuş. Kolye koskoca gökyüzünden aşağı süzüldükten sonra bir nehrin içine düşmüş.Kolyeyi de asırlar sonra insanlar bulmuş.”derken ona arkamı dönmüş, saçlarımı sağ omzuma toplamıştım. “Gerçekten hikayesi böyle mi?”diye sorduğumda kıkırdadı ve zinciri boynuma geçirdi. “Kolyeyi satın aldığım adam böyle dedi ama ne kadarı doğru, inan bilmiyorum.Fakat hikaye gerçekten güzel.”  “Evet.”diyerek onu onayladım.Kolyeyi boynuma taktıktan sonra enseme bir öpücük kondurdu.Kıkırdadığımda güldü.Ona döndüm ve “Eğer hikaye doğruysa sonsuz aşk, sevgi, mutluluk ve huzura mı sahip olacağım?”diye sorup dudaklarımı büzdüm.Dudaklarıma bir öpücük bırakıp geri çekildi ve gülümsedi. “Evet, ve hepsi şuan da karşında duruyor.Sonsuz aşk da bende, sevgi de.Mutluluk da bende, huzur da.” Güldüm. “Evet aslında hepsi karşımda.” Dudaklarına bir öpücük kondurdum, güldü.

Sehpaya doğru uzanıp kahvemi aldım ve Niall’ın dizleri üzerindeki laptopun ekranını göstererek  “Ne izleyeceğiz?”diye sordum gülümseyerek.Bir sürü film afişi vardı. “Seçemedim.İki film arasında kaldım. Romeo ve Juliet ve Remember Me. Hangisini izlemek istersin?” Başımı salladım ve içimden geçen ilk film ismini söyledim. “Romeo ve Juliet.” Gülümsedi ve başını sallayarak ekrana döndü.Ben de bu sırada kahvemden bir yudum aldım. “Kahveni içmeyecek misin?” Başını ekrandan kaldırdı ve “Elbette ki içeceğim.” diyip bana gülümsedi.Gülümsedim ve onun bardağını alıp eline verdim. “Filmi açtım.” Dediğinde hemen “Bekle.”dedim biraz yüksek sesle.Filmi durdurdu ve gülerek bana baktı. “Bir şey mi yiyeceksin meleğim?” Kaşlarımı çattığımda konuştu. “What Makes You Beautiful’un klibini başlattığımızda ben de ‘Bekleyin, bir şeyler yemem lazım!’ diyerek klibi durdurtmuştum.” Kahkaha attığımda gülümsedi. “Hayır, ben sadece ımm..tuvalete gitmem lazım.” Demeden önce kahkahamı durdurmuştum. Bu sefer o kahkaha atmaya başlarken güldüm.Omzuna bir yumruk geçirdiğimde sustu ve gülerek bana baktı. “Hemen geliyorum.”diyip dudaklarına kısa ve hızlı bir öpücük bıraktıktan sonra bardağımı sehpaya koydum ve ayağa kalktım.

Moments (Bir Niall Horan Hikayesi) -Düzenleniyor-Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!