2. Bölüm: seksi?

62 3 0

Karşımda bana siritararak bakan bir adet eski sevgilim vardı. Hadi ama yeni patronum Matt olamazdı değil mi?                          

   "Merhaba Em,beni gördüğüne bu kadar şaşırmış olamazsın değil mi? " alayla kaşlari havalandı. Bir dakika bu gerzek az önce benim adımın kisaltilmasini mi söyledi?                                                                        "Aslına bakarsan tam da öyle oldu. Burda ne işin var "diye yakındım.                         

     "Sana bu şirkette asla calisamayacagini söylemiştim" ses tonu artarken yüzünde az önceki alaydan eser yoktu. Mattla ayrılma sebebimiz Justin'e olan hayranligimdi. Ben onun ilk hayranlarindandim ve sadece ona daha yakın olabilmek adına tercümanlik okumuştum. Onun için burdaydim ama her zaman olduğu gibi Matt yine önüme engeller koyuyordu. Beni sevdiğine hiç bir zaman inanmamistim onun için sadece bir takıntidan ibarettim. Justine olan hayranlığımi biliyordu,beni hiç bir zaman kazanamayacagini da biliyordu. Ayrilmistik işte neden hala pesimi bırakmıyordu?                                                      "Yine nereye daldin Em? " diyerek gözlerimin içine bakmaya başladı.                                                                                              

   "Bana şöyle seslenmeyi kes. İsmim Emily ve bana sadece değer verdiğim insanlar "Em" diyebilir." sert çıkmıştım ama kesinlikle hak ediyordu.

Elimde sıkı sıkı tuttugum cv'mi hızla çekip aldı. Sözlerimi yok sayarak yazdiklarimi yüksek sesle okumaya başladı.

"İsmi:Emily

Soy isimi: Watson

Çalışmak istedigi alan: tercümanlik-"

"Kes şunu " resmen haykirmistim ve yan odalardan sesimi duyulduguna yemin edebilirim. Şimdiden boğazım yaniyordu ve Mattin gözleri resmen ateş saçıyordu. Evet onun en sinirlendigi şeyi yapmıştım bilerek sözünü kesmistim beni şuracikta becermez değil mi?  Sinirle üstüme yürüdüğün de odada kaçacak yer aradım ama bu aptal dusunceme içsel olarak göz devirdim. Ne yani surdaki koltuğun arkasina mi saklanacaktim ?                         Beni kendisiyle kapı arasına sıkıştırmısti ve resmen sırtım kapiyla sevisiyordu.              

Yüzünü yüzüme yaklastirarak nefesini yüzüme üfledi. 

"Hadi ama bebeğim. Bu kalbi senden başka kimse böyle carptiramiyor. Bu ritim tamamıyla senin besten. " 

Hızla atan kalbinin ritmini dinledim. Onun üstünde bıraktığım etkiye hayretle baktım. Elimi kalbinin üstüne koyarak gözlerimi kapattım ve başımı onun göğsüne yasladim.

Hayatım boyunca kendimi hiç bir zaman güzel bulmamistim. Ben buydum işte kahverengi saçlar,kahverengi gözler ve tabi birde gözlüğüm. Kendime neden hala savaştigimi sordum. Sadece Matt gibi bir psikopatla neden evlenmiyordum ki ? Ne çıtır bir sarışın ne de esmer bir bombaydim. Sahi justini kendime nasil aşık etmeyi planlıyordum ki ?

Gozyaslarim Mattin gömleğini islatirken düşündüğüm tek şey Justindi. Ne zaman etrafimi sardigini bilmediğim kollar şimdi beni kendine daha sıkı bastiriyordu. Ve Mattin elleri sirtimi sivazliyordu. Sessiz ağlamama hickiriklarim karışmıştı ki kapının tıklatılma sesini duyduk.

Mattla bakıştik. Ne yani bir misafir falan mı bekliyorduk? İçimden gelene küfürler yagdirarak kapıyı açtım. Ve o bal rengi gözlerle karsilasmam uzun surmemisti o gözlere baktığımda neden pes etmediği mi bir kere daha anladım. O vazgecemeyecegim kadar mükemmeldi.

"Ben de yok " sesiyle kendime geldim.

"Ne yok?"  Bu da neyin nesiydi böyle.

"Bende davetiye falan yok. Hala kapıda dikildigine göre " diyerek beni kabaca uyardı.

Yer yarilip dibine falan giremez miydim. Bu çocuğa daha ne kadar rezil olacağimi sorgulamadan edemedim.

"Naber dostum?" o kadifemsi sesi tekrar duymanin mutluluguyla siritiyordum ki Mattin ters bakislarina maruz kaldım. Hadi ama gulumsememi sevdiğini sanıyordum.

Mattin bakışlarını yoksayarak justin'in karşısındaki koltuğa yayıldım ve bacak bacak üstüne attım. Justinin yaramaz bakışları bacaklarimda gezinirken tiz bir kahkaha attım. Birinin şu Matte haddini bildirmesi gerekiyordu değil mi?

Matt burnundan solumaya baslamisti. Ve bu da küçük planının işlemeye başladığının kanitiydi. Matt dikkatleri üzerine çekmek için boğazını temizledi. İkimizde ona döndük.

"İyiyim dostum senden naber, neden ugramistin ? " Sinirle sormasina karşılık Justinin kaşlari havalandı.

"Yan bürolardan yüksek sesler çıkardığıniz için şikayet gelmiş ve genel müdür olarak böyle aptal şeylerle ugrasmak benim görevim, bende gelip sorunun ne olduğunu soracaktım ki zaten böylesine seksi bir hanımın yanında uslu durmanin mümkün olmadığını fark ettim" çarpık bir gülüs attı şu anda onu gülüşünden isirmak istiyordum.

Gerçeklik biraz gec de olsa kafama dank etmisti. O az önce bana seksi mi dedi. Midemde kelebekler dans ederken Matte baktım. Ve aslında hiç bakmamıs olmayı diledim.

Mattin salladığı yumruk tam da Justinin gözüne denk gelmişti. Acı içinde kıvranan Justine baktım. O yumruğu az sonra kıcina yiyeceksin lanet olası.

Hemen Justinin yanına eğildim ve gözünün üstünde ki şişlik elimi bastırdım. Ağzından bir inleme kaçarken ne ara Justinin kucağına oturduğumu düşünmeye başladım. Lanet olası panik huyuma küfürler yagdirirken ağzından çıkan inlemenin acıdan olmasını diledim.

YENİ BÖLÜM UMARİM BEGENIRSINIZ :)
MEDYADAKI KIZ EMİLY :)

Justin BieberBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!