41. Bölüm

2K 114 21

Mrb. İste yeni bölüm. Umarim hosunuza gider. Lütfen OY vermeden ve yorum yapmadan geçmeyin. Gecen bolümde beni gerçekten üzdünüz. Oylar çok düştü. Yorum yapanlarda var ama bir iki kişi:( Tabiki oy veren ve yorum yapanlara çok ama çok tesekkur ediyorum. Herneyse keyifli okumalar.

**** Multimedia da Becca var. (Holland Roden ) birde lütfen YouTube da hikayenin tanitim videosu var. Burada paylasinca neden bilmiyorum acilmiyo. Eğer YouTube dan izlerseniz sevinirim. Melezin Gölgesi yazınca çıkıyor.:)

Safkan hemşire çorba kaşığını kıvrak bir hareketle çorba kâsesesine daldırırken yüzümü buruşturdum. Hemşireye geçen gün söylediklerim yüzünden kendimi kötü hissediyordum ve söylediklerime rağmen hâlâ bana iyi davranması vicdanımın altında ezilmeme neden oluyordu. Çorba dolu kaşığı ağzıma yaklaştırırken gözlerimi kaçırdım.

"Kendim içebilirim."

Hemşire başını olumsuz anlamda iki yana salladı ve kaşığı ağzımı açmam için daha da yaklaştırdı. Bir elini dökülmesin diye kaşığın altında tutuyordu.

"Olmaz. Mümkün oldukça az hareket etmen gerek. Yaran hâlâ iyileşmedi."

"Ama..."

Kaşlarını çattı diliyle cık cıkladı.

"Bahane kabul etmiyorum, küçük hanım. Şimdi çorba bir tarafa dökülmeden ağzını aç."

Daha fazla direnmedim ve ağzımı açtım. Çorbanın tadı bir garip olsa da şikâyet edecek durumda değildim. Hemşire bir kaşık daha içirdiğinde elimde buruşturduğum peçeteyle ağzımı sildim ve yeni bir kaşık daha yola çıkmadan konuştum.

"Adınız Amy'di değil mi?"

Kadın şaşkınlıkla bana döndü. Tombul kırmızı yanakları daha da kızardı.

"Evet..."

Suçluluk duygusu içimi kemirirken kendimi zorlayıp hemşirenin ela gözlerine baktım.

"Şey... Ben ımmm... Yani ben..."

Güldü. Akıl almaz derecede tatlı bir gülüşü vardı ve yanakları gülerken daha bir tombul oluyordu. Öyle ki, yataktan kalkıp yanaklarını sıkasım gelmişti. Ama tabi ki böyle birşey yapmadım.

"Ah, tatlım kekelemden konuşursan seni daha rahat anlayabilirim."

Ah, ulu tanrılar! Bu kadar iyi olmak zorunda mıydı?! Ona o kadar kaba davrandıktan sonra neden bana böyle sevecen davranıyordu ki? Bana bakarken somurtması ve gereken her seferde terslemesi gerekirdi. Tanrılar biliyor ya böyle davransa daha iyi hissederdim. Ama o ne yapıyordu? İyilik meleği gibi her işimle ilgileniyordu. En sonunda dayanamayıp bunu sormaya karar verdim.

"Amy... sana birşey sorabilir miyim?"

"Tabi..."

Dudağımı ıssırdım.

"Sana...öyle saygısızlık ettiğim hâlde neden bana iyi davranıyorsun?"

Tekrar güldü. Ama bu seferki daha çok bir kıkırdamaya benziyordu. Bir kaşık çorba daha içirdikten sonra cevap verdi.

"Çünkü o gün ne dediğinin farkında değildin. Marcus daha sonra bana neler yaşadığını anlattı ve tepkin son derece normaldi, hayatım. Sinirlerin gergindi. Yaralıydın ve bende seni öyle azarlayınca patlayı verdin..."

Amy ağzıma bir kaç kaşık çorba daha sokuşturduktan sonra kaşığı ve kâseyi geri tepsiye koydu. Ağzımı yutar yutmaz konuştum.

"Yine de öyle söylememeliydim...."

Melezin GölgesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!