Arafta Kalan Ruhlar...

15.6K 609 50

Bölüm 17

Arafta Kalan Ruhlar...

İlk defa gözlerimi boşluğa açmıyordum.İlk defa uyanmak istiyordum.Uyandığımda yalnız olmayacağımı biliyordum çünkü.Gözlerimi açtığımda karşımda gördüğüm yeşil gözler bu tezimi doğruluyordu.Gülümsedim...O ise saçımı okşadı bir süre.Dokunuşlarının hissettirdiği tek şey şefkatti.Böyle de olması gerekiyordu zaten.İhtiyacım olan tek şey antiyalnızlık ve şefkatti.
"Kahvaltı hazır prenses." dedi gözleri kadar yumuşak olan sesiyle.Gülümsemem genişlerken o da son kez yanağıma dokunarak odamdan çıktı.Dün hem güzel hemde trajikti.Emir bizde kalmış hatta ben uyuyana kadar beni gülümseten saçma sapan hikayeler anlatmış...Pamuk prensesi yollu,pinokyoyu abaza yapmıştı.Gülümseyerek uyumuştum onca zamandan sonra ve bunu tek bir gecede başaran kişi Emirdi.Beni yavaş yavaş kendime getiriyordu.Yatağımdan gerine gerine kalktım.Banyoya doğru koşarak güzel bir duş aldım.Kaslarım iyice kevşemişti.Kokusuna hayran olduğum lavanta kokulu duş jelim bunu daha da olağan kılıyordu tabii...Banyodan çıkar çıkmaz elbiselerimi giyip saçlarımı kurutmaya başladım.Bugün nedense kendimi güzel hissetmek istiyordum.Hafif kuruladıktan sonra jole ile şekil verdiğim saçlarımı geriye doğru savurarak mutfağa doğru ilerledim.Burnuma güzel kokular geliyordu.İçeri girmemle gülümsemem bir oldu.Sofraya söylenecek sözüm yok da...Emir'in üzerindeki "Iam crazy girl!" yazan önlük...Gülmemek için kendimi kasarak ocakta pişenin ne olduğuna bakmaya gittim.Tam elimi attım kapağını açacağım derken Emir elime çaktı bir tane.
"Sen sadece oturup gülümsüyorsun prenses...Spfra bana ait." diyerek göz kırptı.Ee...Yapacak fazla bir şey de yoktu hani.Biraz daha üstelersem tekme tokat girecek!Sandalyeyi çekerek oturdum.Hafiften hafiften tebessüm etmeyi de unutmuyordum tabii...
    Kahvaltımız devam ederken Emir2in gözlerinin benim üzerimde olduğunu farkettim.Kafamı kaldırıp yan gözle şöyle bir süzdüm ama yok.O gözlerini dikmiş beni inceliyordu.
"Ne?" dedim en sonunda.
"Sana bir soru sormak istiyorum." dedi.Gülümseyerek kafamı salladım.Bu arada elimi de kreplere uzatıyordum.
"Senin böyle olmanın sebebi o değil mi?Neden seni düşünmeden giden biri için bunca acıyı çekiyorsun İlkim?"
Krepe uzanan elim havada kaldı.Boğazımda kocaman bir yumru oluştu.Birden bire yutkunamaz hle geldim.Sabahtan beri yüzümden eksik olmayan gülümsemem bir anda soldu.Kalbimi kara bulutlar sardı adeta.Konuşamaz hale geldim.Neden beni bukadar etkilediğini bilmiyordum.Bildiğim tek şey onu hala seviyordum.Adını duyunca bile acı çekecek kadar seviyordum.Onun bensiz olduğu,benim onsuz kaldığım hergüne lanet edecek kadar seviyordum.Yüreğimden söküp atmayı denemiştim.Düzelmeye çabalamıştım fakat yapamıyordum.Artık "a" harfi bile onu hatırlatır olmuştu.Beynimin her iki tarafında da tek bir isim yankılanıyor,yankının titreşimleri kalbime baskı uyguluyordu.Tek bildiğim şey kalbim acıyordu.Kalbim göğüs kafesime sığamayacak kadar büyüyordu...
"İlkim."
"Bu konuda konuşmak istemiyorum." diyerek hızla masadan kalkarak odama doğru hızlı adımlar attım.Fakat Emir de tam arkamdan geliyordu.Merdivenlerin ortasında beni kolumdan kavrayarak durdurdu.
"Bir soru sordum prenses." dedi.Prenses demesine rağmen sesi çok ciddiydi.Zten göğüs kafesime sığmayan kalbim daha da hızlı atmaya başladı.Hiç sesimi çıkaramadım.Emir'in yanaklarında oluşan çıkıntıdan dişlerini sıktığını anlayabiliyordum.
"Bırak lütfen Emir...Beni daha fazla zorlama.Acı çektiğimi göremiyor musun?" Diye sordum.Sesim okadar aciz çıkmıştı ki...Emir'in kolumu kavrayanelleri gevşedi ve en sonunda aşağıya doğru indi.Gözlerinde üzüntü parçacıkları görüyordum.
"Ben...seni üzmek istememiştim." dedi.Ses tonundan bozulduğunu anlayabiliyordum.
"Önemli değil...Bak bu konuyu bir daha açma tamam mı?Eğer beni iyi etmek istiyorsan unutmama izin ver Emir...İçimin soğumasına izin ver." dedim.Sesimde farklı bişiler vardı."Unutmak" kelimesi geçtiği an beynim etrafına baskı uygulayarak benimle dalga geçmeye başladı. "Unutmak mı?Hadi ordan kızım kimi kandırıyorsun?"
Beynim haklıydı asla unutmayacaktım ama en azından hayatıma devam etmek zorundaydım.Yani...Devam etmeliydim değil mi?
"Haklısın prenses...Bir daha bunun konusu açılmayacak.Haydi kahvaltıya geri dön de senden sonra kendime eklediğim marifetleri gör ;)" dedi göz kırparak.Ufak bir tebessüm eşliğinde aşağıya geri dönerek sofraya oturdum.
      -7 SAAT SONRA
"Ee hangi filmi izliyoruz?" diye sordum.Dudaklarını yalayarak ayağa kalktı.Çapkın ve alttan alttan bakışları bir şey isteyeceği anlamına geliyordu.
"Senden bir şey isteyebilir miyim?" diye sordu tatlı tatlı.Kendimi tutamayarak gülümsedim.Elim belime çıkarak oraya meydan okurcasına yerleşti.
"Ne isteyecekmişsin bakalım?" diye sordum.Gözleri köpek yavrusu gözleri şeklini alırken dudağını büzdü.
"Bugün dışarı çıkalım...Biraz eğlenelim.İkimizin de ihtiyacı olan şey bu bence." dedi.Ben iki kaşımı kaldırıp düşünmeye başlayınca alttan fon müziği gibi "Lütfen,lütfen,lütfen..." demeyi de eksik etmiyordu.Gülümseyerek kafamı salladım.Bu benim de ihtiyacım olan bir şeydi...Kabuğumu kırıp dışarı çıkmak.
"Tamam...Nereye gideceğiz." Diye sordum.Dişlerini göstererek sırıttı.
"Tabiki kafaları çekebilceğimiz bir yere." dedi.Onu çekici kılan  göz kırpma hareketini de yapmayı ihmal etmiyordu.İçki...Dans...Unutuna kadar içmek...
"Hazırlanıp geliyorum" diyerek koşar adımlarla odama çıktım.Saçlarımı yıkayıp,kurutup,düzleştirdim.Ufak bir mayaş be deri pantolon üzerine güzel bir konbin eşliğinde aşağıya indim.Emir'in arkası bana dönüktü.Dvd'lere bakıyordu.
"Hazırım,gidebiliriz." dedim.Emir önünü bana döndüğü an donup kaldı.Gözlerini kısarak beni inceledi.
"İlkiim...Salonunda bi güzellik var gelip ilgilenebilir misin? Merhaba ben Emir." dedi göz kırparak.
"HA ha ve ha...Çok komik." dedim yüzümü şekilden şekile sokarak.Emir kahkaha atarak beni incelemeyi devam ettirdi.
"Ama gerçekten...Çok güzel görünüyorsun." dedi.Gülümseyerek kapıyı işaret ettim.Biran önce içip,unutmak istiyordum.Beynimi meşgul eden her şeyi unutmak.Belki de kendimi unutmak...
   Bar kalabalıktı.Hızlı adımlarla bar taburesine oturarak tekila söyledim.Emir büyümüş gözlerle beni izliyordu.
"NE?"
"Nasıl ne İlkim?Alışık değilsin sence de biraz sert başlamıyor musun?" diye sordu.İçimden "yaşadığım şeyleri bilseydin bu hiçbir şey..." demek geliyordu ama söyleyemedim.
"Bana bir şey olmaz..." diyerek önüme konulan tekileyı limon ardından kafama diktim.Boğazımdaki acıiyanan gırtlağım bana mazoşistce bir heyecan veriyordu.İki,üç,dört derken mantıklı tarafımı yavaş yavaş kaybettiğimi farkettim.Bilincim yavaş yavaş kapanıyordu.KAhkaha atmaya başladım.NEden güldüğümü bilmiyordum ama gülmeyi de durduramıyordum.
"İyi misin?" diye sordu Emir endişeli ses tonuyla.
"Sanırım sarhoş oldum...Ups" diyerek tekrar gülmeye başladım.Emir de gülümsüyordu ama endişeliydi de aynı zamanda.Emir aramızda tek sarhoş yeter mantığına uyarak sabahtan beri bir birayla idare ediyordu.Birasına uzanmamla elime aldığım birayı kapması bir oldu.
"Yeter." dedi keskin bir tonla.Kaşlarımı çatarak ona baktım.
"Sanane ya!Tamam ben verecem parasını...Ver şunu" diyerek tekrar uzansam da Emir almama engel oldu.Tam ayağa kalktım bağıracağım derken ismimin anons edildiğini duydum.O ana kadar kareoke barda olduğumuzun farkında değildim.Biran gözlerimi kapatarak cesaretimi topladım.Daha sonra son tekilı da kafama dikerek sahneye çıktım.Önce sadece mikrofona dokunarak atmosfere baktım.Beklentili gözlerle beni izleyen insanlara baktım.Daha sonra önümdeki makinadan sözcükler akmaya başladı.Bende kendimi sözcüklerin akışına bırakarak müziği söylemeye başladım.
Şarkıyı burada dinlemeye başlayın lütfenn :)