9 Bölüm

23.6K 1K 23

Uyandığımda saat 09:35 idi hazırlanıp aşağı inecektim ki. Dün giydiğim kıyafetlerden başka birşeyim olmadığını farkkettim. Aynı kıyafetleri giyip aşağı indim. Köşede durup bekledim. Dünkü hatalardan sonra aynı şeyleri yapmamak için tedbir alıyordum. Herkeste bir telaş vardı. Birine bir şey olduğunu düşündüm. Hızla adımlar ile ilerleyen haticeyi durdurdum.

“ hatice bu acele nedir? Birine mi bir şey oldu ?”

Şaşkınca yüzüme baktı elimi avucuna aldı

“ Bilmiyor musun calib Mahmoud  evleniyor ?”

Ben hepten şaşırmış bir vaziyette bakıyordum.  Ağzım açık bir vaziyette

“ ciddimisin kiminle peki ?”

Genç kız yüzünde tatlı bir gülümseme ile kolumdan çekip merdiven altına götürdü. Nereye gittiğimizi anlamadan kalabalık bir kadın grubunda ki turkuaz mavi elbiseli kumral bir kızı parmağıyla işaret etti. “Beria ile evleniyor”

İstemsizce kızı süzdüm.. içim de garip bir sarsıntı oldu. Gözlerimi kaçırmışken.

“ ne duruyuorsun orada gel de elbise seç kendine.”

Gizlice izlediğim dürtüsüne kapıldım. “ geliyorum. Ama gerçekten gerek yok çok teşekkür ediyorum.”

Kızlar gülümseme ile etrafımı sardı “ seçmelisin mutlaka.. bu kıyafetler ile yine karşımıza çıkmayı düşünmüyorsun değil mi ?”

Onlar gülerken benim içimde biraz burukluk vardı. Sanki biraz beria’ya karşı kıskançlık duymuştum.

Asife hanım ona sevgi ile bakarken bana soğuk davranmasını şaşkınlık ile izliyordum.

Ne diyeceğimi bilmiyordum. Sabah ta söylenmiyor muydum kıyafetim yok diye. Bu fırsat geçmişken yararlanayım.

“ sen bu elbiseyi al. Peçeni de sakın açma.”

Asife hanım yüzüme bakmadan elinde ki siyah ve altın sarısı ile işlenmiş feraceyi uzattı.

“ hala kıza bu siyahı vermeyi düşünmüyorsun değil mi? Düğün de siyahlara mı bürünecek hem zaten her gün siyah giyiyoruz.”

Asife hanım bu söze huylanmıştı “ ona yeter bu çok bile.”

Feraceyi alıp odama doğru gidiyordum ki. Yine haticeyi gördüm. Birden düşünmeden “ hiç makyaj malzemelerin var mı ?”

Hatice merdivenden geri adım atıp yüzüme bir kahkaha attı “ cidden ister misin ?”

Başımı salladığım da “ o zaman hadi gel benim odama gidelim. “

Haticenin peşi sıra ilerliyordum. Karanlık bir tünelden geçtik evin içinde bir tünel vardı.

Tünelden çıktığımızda bir avluda buldum kendimi. Renkli çiçekler içinde mermer bir taşta şakırdayan çeşme. Oturulacak bir sedir ve başımı kaldırdığımda pencereleri gördüm.

“burası haremlik. Bekar kızlar burada kalıyoruz. Kuzenler yiğenler yani gördüğün gibi.”

“ iyi de neden ayrımcılık yapılıyor. “

İlerde geçen gün adını sormadığım ve bana gözlerini devir diyen kızı gördüm. Oda bize yaklaşıp “ geçende demiştim seni şapsal çünkü erkekler var.”

Elimi uzatıp “ ben tuğçe.”

“ Bende cudiye. Cehenneme hoş geldin.”

“ cehennem mi ?”

Kızlar biraz huzursuzca kıvrandı “ halen anlamadın mı buralarda bizim neler çektiğimizi ?”

“ farkındayım ama kendimi bir kabus görüyormuş ve her an uyanacakmış gibi hissediyorum. Sandığım gibi de olmuyor. Her sabah aynı oluyor. Çok dua ediyorum ülkeme dönmek için. “

Saati parmağıyla gösterdi hatice “ saat olmuş 16:10 çabuk hazırlanın. “

“ iyi de ben nerede giyineceğim odam burada değil ki ?”

“ evet çünkü sen hizmetkarların tarafında kalıyorsun ondan”

Bu sözü duyduğumda gözlerimi devirip haticenin çekiştirmesi ile bir oday girmiştik. Odaya göz attığım da mükemmel bir yapıya sahipti. İçimden benim odayı normal karşılıyorlarsa burası resmen prenses odası.

Giyinip öylece oturduğumda hatice omuzuma vurup “ dur sana arap makyajı yapacağım. Kımıldama kendini bana bırak”.

O bana makyaj yaparken ailemi düşündüm ülkemi. Ama elimden bir şey gelmiyordu herşey calibin elindeydi. Buradan gidebilmem için. Birden beynimden vurulmuşa döndüm. Unutmuştum hani calib benimle evlenip beni ülkeme yollayacaktı. İyice perşian bir hale girmiştim.

“ bitti hadi atma şu suratını. Kapa peçenini de gidelim. Beria’ dan bile güzel olduğuna eminim.”

Dediklerini duymazdan gelip odadan çıkıp tünelden geçtik birden erkekleri görünce bütün kızlar arkasını döndü. Erkeklerin oradan geçmesini bekleyip. Düğünün olacağı odaya ilerledik. “ erkekler nereye gidiyor ?”

“ selamlık kısmına bizim düğünlerde erkekler olmaz. Kadın kadına eğleneceğiz.” Gösterişli bir salona ilerledik. Herşey ışıl ışıl parlıyordu. Baya da masrafa girildiğine emindim. Salonda arap müziği ile oynayan kızlar vardı. Köşede beyaz bir elbise ile oturan beria vardı. Mutluydu mutluluğunu kıskanor gibi oldum.

Asife hanım ilerde 3 bayan ile oturmuş muhabbet ediyordu. Beni görünce kadınlara birşeyler dediğini farkettim.

Eliyle gel işareti yapıyor bir yandan da yapmacık gülümsüyordu.

“ hayırdır inşallah.” Diyip yanlarına vardım.

"Ezfer sana bahsettiğim türk kızı bu nasıl buldun. " Kadın bana gülümsemeden baktı. Hiç bir şey demedi. Yapmacık davranan asıfe hanım bile soğuk gözleriyle alay ediyor gibiydi benimle.

“Merhaba ezfer hanım”

“Kızım merhaba değil selamünaleyküm demen gerekiyor.”

"Selamünaleyküm Ezfer hanım"

"vealeykümselam"

Kadının elinden öpüp alnıma götürdüğümde. Zaman sanki bir ömür geçiyormuş gibi akıyordu.

“ peçeni aç kızım görelim yüzünü.”  Bütün salona dönüp baktım birden herkesin peçesi bile yoktu.

“peki efendim.”

Peçemi indirdiğim de makyajlı yüzümün hali geldi. “ maşallah barekallah çok güzel kız.”

Asıfe hanım ise donmuş bir vaziyette. Bir beria’ya bakıyordu bir bana.

“ peçeni kapat da git.”

Ezfer hanım asıfe hanımın soğık tavrını birden anlamadı. “ kıza neden öyle dedin. Tüm kızlar peçesiz geziyor.”

“O bir yabancı.”

Irak'ta Bir Türk GelinBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!