BÖLÜM 35

682 35 4

Öncelikle yukarıdaki türküden bahsetmek istiyorum.

Halil Sezai muhteşem seslendirmiş,normalde türküleri orijinal halinde dinlerim sadece.Fakat Halil Sezai tabularımı yıkmama sebep oldu.

Bir Elazığ Türküsüdür 'Mamoş' .Harput'ta Cami Hocası tarafından öldürülen Mehmet'in ardından annesinin yaktığı ağıttır kısaca.

Dinlerseniz sözlerinden anlarsınız zaten.

Belki daka önce dinleyeniniz olmuştur.

Kurtlar Vadisi'nde Memati'nin oğlu öldüğünde arkadan bu türkü seslendiriliyordu.

Ve ben o sahneyi ne zaman izlesem her seferinde daha çok ağlarım.Ve ben yine o sahneyi izleyip,buraya gelip,bu bölümü yazdım umarım beğenirsiniz.

Ölüm uzak.

Ölüm soğuk.

Ölüm imkansız.

Bunlar hiç kimsesini kaybetmemiş biri için geçerli olan şeylerdir genelde.

İstisna bendim sanırım.

Sanki daha önce annemi, Kerim'i kaybetmemiş gibi ölümü hala kabul etmiyordum.

Ölüm beni gafil avlamıştı.

Onun gittiğini kabul edemiyordum.

Çünkü bir gün herkes gidecekti.Annem gidecekti, babam gidecekti, ben gidecektim o kalacaktı.

O benden küçüktü o benim tabutumu omuzlarında taşıyacaktı.

Etrafımda "Hala" diye koşuşturan çocukların olmasını,"Anne" diye koşuşturan çocuklara tercih etmiştim ben.

Öyle hayal etmiştim.

Öyle ummuştum.Şimdi Hakan gözü yaşlı bir şekilde önümde oğlunun tabutunu omuzunda taşıyordu.

Ben daha ağlamamıştım, ağlayamamıştım.

Ben hala o tabutun içerisinde Oğuz'un olduğuna inanmıyordum çünkü.

O daha küçük sıra onun değil.

Kalabalık iyice ilerleyip annemin mezarının yanında durdu.

Buraya en son annemi gömdüğümüzde gelmiştim.Cesaret edememiştim buraya gelmeye.

Şimdi o kara toprak annemin yanına Oğuz'u da aldı.

Önceden kazılmış mezarın yanına tabutu koydular.Erkekler önde bayanlar arkada duruyordu.

Tabutun kapağını açtıklarında beyaz kefenin Oğuz'un bedenine sarılışını gördüm.

Kefenin kafa kısmında kan lekesi vardı.

Başından iki mermi.

Oğuz'un bedenini yatağında korkuyla kıvrılmış şekilde bulduk.

Büyük bir korkuyla can vermişti.

O bunları haketmiyordu.

Oğuz'un kefenlenmiş bedenini alıp mezara koydular.Bu sahneye annem öldüğünde bakamamıştım.Şimdi gözümü kırpmadan izliyordum.Onlar tahtaları koymak üzereyken bağırdım.

"Durun!"

Herkes kızarmış gözleriyle bana döndü.

Gence gelen ölüm istisnasız herkesin canını yakıyordu.

Kalabalığı yarıp mezarın önünde oturdum.

Hakan bakışlarını bana çevirmiş hüzünle beni izliyordu.

TiryakiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!