Odaya yeniden girdiğimde Lisa yiyecek bir şeyler hazırlayacağını söylerek kapıyı kapatarak alt kata indi. Robin ile sessizce oturmaya devam ettik. "Pencereden kaçamadın mı?" diye alay ettiğinde "İnan bana sığsaydım kaçardım." dedim. "Ha denedin yani?" dedi. Göz devirdim ama cevap vermedim. Bir süre daha sessizlik. Sonrasında benden bir soru daha.

"Zoey neyi ima etti?" diye sordum. Dudağının bir kenarı yukarıya kıvrılırken "Gerçekten bilmek istiyor musun?" diyerek soruma soruyla karşılık verdi. En fazla ne ima etmiş olabilirdi ki? Başımı salladım. Cevabı net olmuştu. Fazla net.

"Öpüştüğümüzü."

Kan, yanaklarıma hücum ederken hızla "Öyle bir şey olmadı ama!" diye karşı çıktım. Güldü ve "Bende oldu demedim zaten." dedi. Tanrım! Zoey her şeyi nasıl böyle saçma anlamayı başarıyordu ki? Bu nasıl bir hayal gücüydü? Robin ise iç çekti ve "Hadi bakalım, Huysuz. Aklından geçen soruları sor. Saçmaysa cevaplamayacağım haberin olsun. Bu düşünceli bakışlar insanı bunaltıyor." dedi. Gülümsedim ve "Ciddi misin?" dedim heyecanla. Sonunda biri neden burada tutulduğumu mu açıklayacaktı?

"Neden buradayım?" diye sordum hemen. "Öyle gerekti." dediğinde ümitlerim söndü. Birkaç soru daha sordum ve onları da geçiştirdi. Aklıma gelen bir başka soruyu sordum. Bu ise gülmesine sebep oldu. Lisa ile çıkıp çıkmadığını sormuştum. "Ha-hayır. Hahahah! Hayır. Hahahahah! İyi güldürdün. Sağ ol." dedi. Bense ona uzaylı görmüş gibi baktım. Neden bu kadar gülmüştü ki?

Lisa odaya girmek için kapıyı çalmak gibi kibar bir davranışta bulunduğunda ona gülümsedim. "Yukarıda mı yersiniz mutfakta mı?" diye sordu. Robin ile bakıştık. "Sen in biz geliyoruz Li." dedi gülümseyerek. O da onaylarca başını sallayıp çıktı. "Şakalaştığımıza bakma, Huysuz. Sana istesem Zoey gibi davranabilirim." dedi. Gözlerim şaşkınlıkla açıldı. Bunu yapar mıydı? Yapardı tabi. Jared'in yaptığının yanında toz zerresi gibi kalırdı hatta. "Anlaşma yapalım. Ben sana asla Zoey gibi davranmayacağım. Ancak... Bilerek yaptığını bildiğim en ufak yanlışında bile bu evde tek gördüğün yüz Jared ve Zoey'nin yüzü olur. Anlaştık mı?" dedi.

Yutkundum. Bu ya evde bana güvenen biri olacağı ya da baskının daha da artacağı anlamına geliyordu. Ne kaybedebilirdim ki? "Kulağa adil geliyor. Anlaştık." dedim. Memnun bir şekilde başını salladı ve ayağa kalkıp kapıyı açtı. Aniden kulağımın dibinde hissettiğim nefesi olduğum yere saplanmamı sağladı. "Kaçmaya çalışma. Tüm kapılar kapalı ve pencereler kilitli. Kesici aletler saklandı ve sana kaçmanda yardımcı olacak her şey bu evden çıkarıldı." diye fısıldadı.

Merdivenlerin başına doğru yürürken beni de bileğimden sıkıca tutuyordu. Merdivenleri inmeye başladık. Tahta merdivenler her adımda hafif hafif gıcırdıyordu. Lisa da gıcırtıları duymuş olacak ki başını bir odadan çıkartıp merakla bu yöne baktı. Bakışları şaşkınlıkla dolmaya başladı ama mutlu görünüyordu. "Demek odadan çıktı?" dedi gülümseyerek. Lisa ile yan yana durduğumuzda "Bunu biri asla bilmeyecek. Asla!" dedi Robin. Lisa ile bakışıp Robin'e yeniden baktık. "Tamam." dedik aynı anda ve bakışıp kıkırdadık.

Dün gece Robin beni umursamadan elinde poşetlerle mutfağa girmişti anlaşılan. Ben mutfağı süzerken "Şey... Yemek konusunda iyi değilim..." dedi Lisa. Ağzını şapırdatır gibi bir ses çıkardıktan sonra yutkundu. "Ve ben biraz da tembelim... Kolaya kaçmışta olabilirim... Bu yüzden iyi bir kahvaltı hazırlamadım... Yani yediğiniz en iyi kahvaltı olmayacak." diye devam etti. Masaya oturduk ve sandviçlerimizi yemeye başladık. Kahvaltı bitince beni zorla odaya yeniden götürdüler. Aniden eve biri girerse hepimizin başı derde girecekti. "Bari bir örtü filan?" dedim Robin odadan çıkmak üzereyken. "O benim elimde değil. Anlaştığımız gibi. Sen uslu ol ben seni sürekli bu odadan çıkarayım." dedi. "Ama üşüyorum!" diye mızmızlandığımda umursamadan odadan çıktı.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!