Gözlerimi kirpistirarak uyandım. Jamie yanımda yoktu ancak dün gece onunla uyumustuk. Bu icimi havalandirmaya ve küçük ruhumun icimde kosusturmasina yetiyordu. Gerinerek kalktım ve aşağı indim. Herkes sofraya oturmuştu

"Beni neden uyandırmadınız?"

"Aslında uyandıracaktık ama Jamie kiyamadi."

Tanrım neden bu kadar tatlı? Onun arkasından dolaşırken yanagina bi öpücük kondurdum. Gülümsedi ve yemeğini ağzına götürürken gülümsemesi sürdü. Yanına oturdum ve bende yemeye başladım..

***

"Anne Tamam!"

Hızla dişlerimi fircaladim ve annemin aceleci hareketlerinden kurtulmak için kendimi banyoya.kapattım. Jamie birazdan burda olacaktı ancak annem benden daha heycanliydi. Bu sinirimi bozuyordu. Uzerime mavi, eteği dizimin biraz üzerinde olan elbisemi altima ise en sevdiğim topuklu ayakkabilarimi giydim. Bunları annem doğum günümde almıştı. Banyodan çıktım ve yüzümü biraz renklendirip aşağı indim annem bana uzun süre baktı

"Ah küçük kızım büyük bi kadın olmuş"

"Anne lütfen.."

Yanaklarimdan öptü bende onu öptüm o sırada kapı çaldı annem koşar adımlarla gidip kapıyı açtı. Jamie elinde koca bir çiçekle karsimizda duruyordu. Babam kapıya dayanmış annem kapıyı tutuyor bense ortalarinda sadece dikiliyordum. Jamie çiçekleri anneme uzatti

"Bunlar sizin için Bayan Carter"

Gülümsemesi tüm yüzüne yayıldı annemden kocaman sıcacık bir gülümsemeyle çiçekleri Jamie'den aldı.

"Tatlım ne gerek vardı.. Teşekkür ederim"

Jamie'ye sarıldı babamla gülümsedik. Babamı başıyla selamlamasinin ardından kolunu bana uzattı gulumsememe engel olamadım. İcimdeki küçük ruh yine sevinçten deliye dönmüş etrafta kosuyordu.

"Bayan Carter,"

"Bay Vincent,"

Egilip beni öptü gulumsedim ve kolunu sıkıca sarmaladim. Ah muhteşem hissediyorum Jamie başıyla annemi ve babamı selamlarken bende elbisemi duzelttim.

"Bayan Carter, Bay Carter, İyi günler dilerim.."

"İyi eğlenceler çocuklar"

Gülümsediler arabaya yürüdük bi Audi'sı vardı. Nereden bulmuştu ki? Benim için kapımı açtı ve binince örttü. Kendiside arabanın önünden dolaşarak bindi. Siyah takım elbisesinin içinde muhteşem gözüküyordu. Altın rengi kiravati parlıyor ve ona hoş bir hava katıyordu.

"Ne zamandır araban var?"

"Babam geçen yaz almıştı."

"Çok güzelmiş.."

"Teşekkürler"

Gülümsedi ve arabayı çalıştirdi. Bir süre yol aldık. Radyoda mükemmel bi şarkı çalıyordu. Sanırım bir koroydu.

"Parçanın ismi ne?"

"Spem in Alium, Thomas Tallis, mükemmeldir.."

"Öyle.. Hikayesi ne bunun?"

"Pek bi hikayesi yok. 40 kişilik bir koro. Bence kesinlikle her birini muhteşem sesleri var ve kiliselere laik değiller."

"Katılıyorum sanırım. Bu mükemmel.."

Gülümsedi. Bende gülümsedim. Bir süre yol aldıktan sonra sonunda geldik. Kapımı açıp beni indirdi. Ne kadarda kibar Elimden tutarak beni içeri götürdü. Bir gorevliye arabanın anahtarlarını fırlattı yurumeye devam ettik. Garson Jamie'yi başıyla selamladı

"Hoşgeldiniz Bay Vincent, Bayan Carter, masanız tam istediğiniz yerde efendim"

Soyadimi nerden biliyor? Beni öldürecek.. Garsonu takip ettik bize tam deniz kenarında muhteşem gözlerden uzak iki kişilik bir masa verdi. Oturduk. Bir sure sonra bakilabilecek derecede yakisikli başka bir garson siparislerimizi almak için yanımıza geldi.

"İkimizede Risotto Alla Repencie yanındada iki kadeh Mouton Cadet biri hafif olsun."

Ne?

"İkisinide hiç duymadım."

"Biliyorum bayılacaksın. Buranın şarapları mükemmeldir. Ayrıca Italyan yemekleriye ünlüdür"

"Az önce söylediğin şarap mıydı?"

"Evet, Mouton Cadet Rouge 1948, Bordeux Fransa. Dünyanın en iyi şarap yatağı."

"Fransa'da mı?"

"Evet, bir gün Bordeux'a gitmek gerçekten çok istiyorum. Belki de birlikte gideriz"

Gülümsedi bende gulumsedim. Fazla bilgiliydi. Dediklerinden hiçbir şey anlamamistim. Bordeux şehir mıydı? Herneyse. Yemeklerin güzel olacağını umuyordum. Jamie elini masanın üzerinden elime uzattı ve tuttu gülümsedim.

"Beğeneceğinizi umuyorum Bayan Carter"

"Tabii ki begenecegim Bay Vincent Siz seçtiniz.."

İkimizde gülümsedik onu öpmemek için kendimi zor tutuyordum ama direndim. Biraz ulaşılmazı oynayacaktim..

"Ee bana sormak istedigin şeyler vardı hani?"

"Evet var.. Hangisinden başlasam bilemiyorum ve seni de üzmek istemiyorum.."

"Rahat olabilirsin."

"Tamam. Hani bi abin vardı.. Ne oldu ona? Universiteyi simdiyece bitirmiş olması gerekirdi. Okula gitmiyor. Biliyorum. Ne oldu?"

"Ah Jess.. Abim üç sene önce trafik kazasında öldü."

"Ne!?"

"Ailem kimseye söylemedi çünkü kabullenmek istemiyorlardı.. Hâlâ istemiyorlar. Biliyorsun bu onlar için çok zor."

"Biliyorum. Özür Dilerim"

"Sorun değil"

Zorlada olsa gülümsedi. Ona karşılık verdim. Bunu bilmiyordum ve keşke hiç ogrenmeseydim.. Bu bir çok şeyi açıklıyordu..

"Jessica.. Bu gece benim evimde kalır mısın?"

Lütfen yorum yapmayı ve takip etmeyi unutmayın x :)

+25 vote +10 yorum sizi çok seviyorum görüşene dek hoşçakalın :D

-Fxxckoff

Deli (+18)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!