Wattpad   welcome!  login | sign up   Facebook Connect
 
Read what you like. Share what you write.
33
6,300 reads
0 comments
162 pages
Türkçe
#99378
OZiiii
OZiiii

Oct 21, 2008
Become a fan
Recommended

    OLASILIKSIZ-ADAM FAWER

    1. BÖLÜM

    KOŞULLARIN KURBANLARI

    Atlara, maçlara, kumarhanelere para yatıran veya bir boruda kaç yağmur damlası olduğu üzerine iddiaya
    giren bir kumarbaz, pek de lehinde olmayan bir olasılığa para yatırmıştır. Poker oynayan profesyonel bir
    kumarbaz ise, lehinde olan olasılıklara para yatırır. Biri romantik bir hayalperesttir, diğeri ise gerçekçidir.

    -Anthony Holden, profesyonel poker oyuncusu

    İnsanın şans faktörünü ve bunun sonuçlarını anlayabilmesinin yolu kumarı anlayabilmesinden geçer.
    Olasılık kalkülüsünün doğuşu kumara bağlıdır... İnsanın kumarı anlamaya çalışması gerekir; ama bunu felsefi
    bir şekilde algılamalı, yüzeyselliğinden arındırarak kavramalıdır.

    -Louis Bachelier, matematikçi

    "Bu yirmi sana Caine. Var mısın, yok musun?"

    David Caine kendisine söyleneni duyuyor, ama cevap veremiyordu; daha doğrusu koku cevap vermesine
    izin vermiyordu. Bu kokuyu daha önce hiç almamıştı. Sanki, çürümüş et ve yumurta, idrarla karışmıştı.
    İnternette okuduklarına bakılırsa bazıları kokulara dayanamayıp kendilerini öldürüyorlarmış. İlk başta bunun
    abartılı olduğunu düşünmüştü, ama şimdi... bunu neden yapmış olabileceklerini anlıyor gibiydi.

    Aslında bu kokuyu sinir hücrelerindeki sinyaller bir şekilde karıştığından hissettiğinin farkındaydı. Bunu
    bilmesi hiçbir şeyi değiştirmiyordu. David'in beyni bu kokuyu gerçekten algılıyordu. Hatta masanın etrafını sarmış
    olan sigara dumanından bile daha ağırdı koku. Walter'ın gece yarısı yediği yağlı McDonald's hamburgerinden
    bile daha gerçekti bu koku. Tüm odayı saran çaresizlik ve ter kokusundan daha baskındı.

    Koku o kadar kötüydü ki gözleri sulanmaya başladı; ama koku ne kadar kötü olursa olsun, habercisi olduğu
    şeyden daha kötü değildi. Caine bundan daha fazla nefret ediyordu. Kokuya bakılırsa vakit yaklaşıyordu; insanın
    midesini bulandıran, zihnini karıncalandıran kokunun ağırlığına bakılırsa bu nöbet hiç de hafif olmayacaktı.
    Daha da kötüsü, her şey çok hızlı gelişiyordu. Tam zamanını bulmuştu, daha kötü bir zamanlama olamazdı.

    Caine bir an için gözlerini kapayıp iyice sıktı. Çaresizce, kaderine engel olmaya çalışıyordu. Gözlerini açıp
    Walter'ın önünde duran buruşturulmuş kırmızı-sarı patates kutusuna baktı. Birden kutu gözünün önünde gitti
    geldi. Caine başını çevirdi; kusacağından korkmuştu.

    ''David iyi misin?"

    Caine kadının sıcak elini hissetti omzunda. Rahibe Mary Straight, eskiden gerçekten bir rahibeydi.
    Takma dişlerini David doğmadan önce yaptırmış olan kadın; onun değil annesi, anneannesi yaşındaydı. O
    masadaki tek kadındı. Hatta, Nikolaev'in oyuncuların her an önünde içki olsun da kalkmaları için bir neden olmasın
    diye tuttuğu iki ayağı bir çukurda Romen garson dışında, tüm kulüpteki tek kadındı rahibe. Herkes ona
    Rahibe diye hitap ediyordu; ama o bu mahzende ya da Rusların deyimiyle podvaal'da yaşayan erkeklerin
    daha çok manevi annesi gibiydi.

    Aslında, podvaal'da yaşamıyordu bu insanlar; ama masaların etrafına üşüşmüş yirmi kadar adama sorulsa,
    Caine onların çoğunun East Village'deki bu kalabalık, penceresiz bodrumda kendilerini evlerinde hissettiklerini
    söyleyeceklerine iddiaya girebilirdi. Kumarbazlar. Bağımlılar. Bazılarının finans dünyasının nabzını tutan Wall
    Street'te veya şehir merkezindeki önemli binalarda ofisleri vardı, hatta kartvizitleri kabartmalı gümüşi yazılarla
    süslüydü; ama herkes bunun hiçbir anlamı olmadığını biliyordu. Hayattaki en önemli şey, hatta tek önemli şey,
    dağıtılan kartlar ve oyunda olup olmamaktı.

    Her gece D Bulvarı'ndaki Chernobyl Rus lokantasının kalabalık mahzenine gelirlerdi. Bar kirliydi, ama Vitaly
    Nikolaev'in oyunları temizdi; işe hile karıştırmazdı. Pudralanmışçasına beyaz tenini ve ince, kız gibi kollarını ilk
    gördüğünde, Caine Vitaly'nin Rus mafyasının bir üyesi olduğuna ihtimal vermemişti.

    Ama, Vitaly Nikolaev, aslında yaşlı ve zararsız bir adam olan Melvin Schuster'ı kulüpte oynarken hile
    yaptığı için ölümüne dövdüğü gece, Caine işin doğrusunu gayet iyi anladı. Caine daha ne olup bittiğini
    anlayamadan Nikolaev hafif sarkık yüzlü ihtiyarın yüzünü gözünü dağıtmış, adamı kan revan içinde bırakmıştı. O
    zamandan sonra da podvaal'da kimse hile yapmaya cesaret edemedi.

    Caine yine de burasını evi gibi görüyordu. Batı yakasındaki küçük stüdyo daire uyuduğu, yıkandığı
    ve arada bir tıraş olduğu bir yerdi onun için. Bazen de kız atardı daireye; ama uzun zamandır bunu da
    yapmamıştı. Caine'in bu aralar görüştüğü tek kadının Rahibe Mary olduğu düşünülürse, buna

    Comments & Reviews ^top


    Login to post your comment.
    Be the first to comment on this!