Önceki Sayfa of 12Sonraki Sayfa

yaşamak güzel şey be kardeşim- Nazım Hikmet

spinner.gif
YAŞAMAK GÜZEL ŞEY BE KARDEŞİM   NAZIM HİKMET Nâzım Hikmet 1902'de Selanik'te doğdu. İlköğrenimini İstanbul'da Göztepe'de yaptı. Galatasaray ve Nişantaşı sultanisinde okudu. 1917'de Bahriye Mektebi'ne geçti. Okulu bitirdikten sonra ciğerlerindeki bir hastalık dolayısıyla ve sağlık kurulu kararıyla subaylıktan çürüğe çıkarıldı. 1921 Ocağında Kurtuluş Savaşı'na katılmak üzere Anadolu' ya kaçtı. İnebolu'da Sadık Ahi adlı bir sosyalistle tanıştı. Ankara'ya gelince Bolu'da öğretmenliğe atandı. Ağustos sonlarına doğru Bolu'dan Trabzon'a, oradan da Batum üzerinden Moskova'ya gitti. Doğu Ülkeleri Emekçileri Üniversitesi'nde okudu. 1924'te Türkiye'ye döndü. Takriri Sükûn Kanunu çıkınca, 1925'te yeniden Moskova'nın yolunu tuttu. 1928'de yurduna geldi. 1932 sonlarına doğru tutuklandı, Bursa'da yargılanarak dört yıla hüküm giydi. Cumhuriyet'in onuncu yıldönümü dolayısıyla affa uğradı. Fakat 1937'de tekrar tutuklandı. 1938'de Ankara Harp Okulu Askeri Mahkemesince 15, Donanma Askeri Mahkemesince de 20 yıl hapse mahkûm edildi. 13 yıl yattıktan sonra, 1950'de Af Kanunuyla hapisten çıktı. 1951'de öldürüleceği tasasıyla yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. Çeşitli ülkeleri dolaştı. 3 Haziran 1963'te Moskova'da öldü.   Şiir: Güneşi İçenlerin Türküsü (1928), 835 Satır (1929), Jokond ile Si-Ya-U (1929), Varan 3 (1930), l+l=Bir (1930), Sesini Kaybeden Şehir (1931), Gece Gelen Telgraf (1932), Benerci Kendini Niçin Öldürdü? (1932), Portreler (1935), Taranta-Babu'ya Mektuplar (1935), Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936), Kurtuluş Savaşı Destanı (1905), Saat 21-22 Şiirleri (1965), Dört Hapishaneden (1966), Rubailer (1966), Memleketimden İnsan Manzaraları (1966-1967), Yeni Şiirler (1966), İlk Şiirleri (1969), Son Şiirleri (1970). Oyun: Bir Ölü Evi Yahut Merhumun Hanesi (1932), Kafatası (1932), Unutulan Adam (1934/ 1935), Ferhad İle Şirin (1965), Eneyi (1965), İnek (1965), Sabahat (1966), Ocak Başında (1966), Yolcu (1966), Yusuf İle Menofis (1967), Demokles'in Kılıcı (1974). Roman: Kan Konuşmaz (1965), Yeşil Elmalar (1965), Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim (1907). Masal: Sevdalı Bulut (1968). Mektup: Kemal Tahir'e Mahpusaneden Mektuplar (1968), Cezaevinden Mehmet Fuat’a Mektuplar (1968), Bursa Cezaevi'nden Vâ-Nû'lara Mektuplar (1970), Nâzım İle Piraye (1975). Deneme/Fıkra: İt Ürür Kervan Yürür (1936), Millî Gurur (1936), Sovyet Demokrasisi (1936).   ÖZET: Ahmet partili arkadaşlarının dileğiyle İstanbul'dan İzmir'e gider. Aç ve işsizdir. EniştesiŞükrü beyin evine uğrar. Şükrü bey eski İttihatçılardandır. Zengindir, ama korkmaktadır. Pencereden Ahmet'e sokakta köşedeki dilenciyi gösterir. Böylece, hâlâ izlendiğini anlatmak ister. Belki, solcular gibi, onu da tutuklayacaklardır. Çünkü, Kürt İsyanı bahane edilerek 1925 Martında Takriri Sükûn Kanunu çıkarılmış, muhalif gazeteler kapatılmış, İstiklâl Mahkemeleri kurulmuştur. Ahmet köşkten ayrılır. Kordon'un arkasında bir kahveye oturur. Simitle çayını yudumlar. Kalkar, bir süre yan sokaklarda dolaşır. Yorularak bir camiye girer, sırtını duvara dayıyarak biraz kestirir. Akşama doğru uyanır. Yoldaşı İsmail'le sözleştikleri yerde buluşurlar. Şehrin dışına penceresiz bir taş kulübeye giderler. Gaz lambasını yakarlar, konuşurlar. İçerde bir gizli basımevi kuracaklardır. Bunun için büyükçe bir çukur kazılması gerekmektedir. İsmail şafakla kalkıp işe gideceğinden erken yatar. Ahmet uyuyamaz. Kapının eşiğine oturur, sigarasını yakarak düşüncelere dalar: Moskova'da üniversitede okurken mutfakta nöbet tutarlardı. Bir gün Anuşka, Si-Ya-U, Hüseyinzade patates ayıklıyorlardı. Anuşka'nın güzel vücudu Ahmet'in gözüne çarpmıştı. Sonra ona duyduğu ilgi gittikçe artmıştı. Kız müdürün daktilosu idi, Si-Ya-U'nun da yakın arkadaşı... Ahmet sabahleyin çukuru kazmağa koyulur. Çıkan toprağı geceleyin İsmail'le dışarı taşırlar. Gazetelerden bazı solcuların yakalandığını, Ahmet'in de polisçe arandığını öğrenirler. Daha dikkatli olmağa karar verirler. Ahmet'in hiç dışarı çıkmaması gerekmektedir. Fakat günler geçtikçe bunalır. Dayanamaz, bir gün çıkar. Tepenin eteğindeki pınara kadar uzanır. Tam su içerken sarı bir köpek bacağını ısırır. O sıralar kuduz olayları yaygındır. Üstelik, iğnesi de ancak İstanbul'da yapılmaktadır. Ahmet'in ise oraya gitmesi çok tehlikelidir. Nitekim, İzmir'deki arkadaşları da buna izin vermezler...
Önceki Sayfa of 12Sonraki Sayfa

Yorumlar & Eleştiriler

library_icon_grey.png Ekle share_icon_grey.png Paylaş

Kimler Okuyor

Önerilen