Önceki Sayfa of 207Sonraki Sayfa

ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ I

spinner.gif


ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ-I


Sunuş

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Dersleri, belgelenen süresi dört bin yıla ulaşan Türk tarihindeki en önemli

dönüm noktalarından birisi hakkında ülke gençlerini bilinçlendirmek amacıyla verilmektedir.
Tarihinin her döneminde mutlaka bağımsız bir devlete sahip olan Türk milletinin, kurduğu en uzun ömürlü

devletlerden birisi de Osmanlı Devleti idi. Bünyesinde her dilden, dinden, renkten insanları barış içinde

yaşatarak hakimiyetini dört kıtaya genişleten Osmanlı Devleti dönemine damgasını vurmuştu. Ancak XVII. asırdan

itibaren askeri alanda başlayıp idari, siyasi ve sosyal alanlara yayılan çalkantılar içerisinde varlığını devam

ettirmeye çalışmıştı,
Osmanlı Devleti XVII. ve XVIII. asırlarda gerçekleştirdiği reform çabalarına karşın uluslararası alandaki

muhataplarının güç ve zenginlik kaynağı olan sömürü yönteminden köklü devlet ve medeniyet anlayışı dolayısıyla

uzak kalmıştı. Bunun sonucunda çevresinde ve kendi topraklarında sömürü siyasetinin neticeleri ile karşı karşıya

gelmiştir. Sadece sömürü siyasetine bağlanamayacak kadar şiddetli ve kapsamlı olan Osmanlı karşıtı saldırılarda

sivil halk da büyük acılar çekmiştir. 1877-1878 Osmanlı-Rus, 1897 Osmanlı-Yunan Savaşları, Trablusgarp, Balkan ve

Birinci Dünya Savaşlarının hemen tamamında büyük toprak kayıplarına uğramıştır Bu savaşlarda yaşananlar

sıkıntılar, zorunlu göçler ve göçler sırasında maruz kalınan haksızlıklar toplumsal travmalar oluşturmuştur.
Uluslararası ilişkiler ve tarih literatüründe "Şark Meselesi" olarak adlandırılan Osmanlı topraklarının

paylaşılması sürecini, Osmanlı coğrafyasında birlikte yaşayan bir kısım Müslim ve gayrimüslim vatandaşların da

kendi bağımsızlıkları için uluslararası aktörler ile işbirliği yapması hızlandırmıştır. Gerçekten de bu unsurların

söz konusu dönemdeki faaliyetleri yeni Türk devletinin oluşum ve gelişim sürecindeki politikalarını birinci elden

etkileyen deneyimler olmuştur. Nitekim Osmanlı devletinin çok uluslu devlet yapısından milli devlet olmaya adeta

zorlandığı süreci ve politikaları 19. ve 20. yüzyıllarda yaşananlar üzerinden okumak mümkündür.
Birbiri ardına yaşanan savaşların sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve yakın geçmişin tecrübeleriyle

milletin doğrudan kaderine sahip çıkmaya başladığı yeni bir dönem de başlamıştır. İşgal edilen ülke topraklarının

kurtarılmasını hedefleyen bölük pörçük çabalar Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkmasıyla tek bir merkezden

yönetilen ve ülkenin bir bütün halinde kurtuluşunu hedefleyen milli mücadele'ye dönüşmüştür. Osmanlı Devleti

yıkılırken, Türk milleti, 19191922 arası verdiği mücadeleyle, adeta küllerinden doğan Anka Kuşu misali yeni Türk

Devleti'ni kurmuştur.
19. ve 20.yüzyıllarda yaşananların izleri ve hatıraları henüz taze iken, Türk İstiklal Harbi'nin öncesi ve

sonrasındaki sürecin yeni yetişen nesillere de öğretilmesi ihtiyacı hissedilmiştir. 1933 yılında İstanbul

Üniversitesi'ne bağlı olarak kurulan İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde Türk İstiklal Harbini yaşayanlarca ilk dersler

sunulmuştur.
Bu dersler 1981 yılından bu yana eğitimin her kademesinde verilmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün altını çizdiği gibi "Türkiye Cumhuriyeti aynı

milletin yeni bir devletidir" ve bu devletin temeli, Türk

milli kültürüdür.

Önceki Sayfa of 207Sonraki Sayfa

Yorumlar & Eleştiriler

library_icon_grey.png Ekle share_icon_grey.png Paylaş

Kimler Okuyor

Önerilen