Önceki Sayfa of 9Sonraki Sayfa

Bedir harbi ve İlahi yardım

spinner.gif

Halis ECE

Bedir harbi ve İlahi yardım

 

Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz (c.c.) Bedir harbinin esrarıyla alakalı olarak Habibine hitaben, şu dikkat çekici açıklamalarda bulunmaktadır:

إِذْ يُرِيكَهُمُ اللَّهُ فِي مَنَامِكَ قَلِيلًا ۖ وَلَوْ أَرَاكَهُمْ كَثِيرًا لَفَشِلْتُمْ وَلَتَنَازَعْتُمْ فِي الْأَمْرِ وَلَٰكِنَّ اللَّهَ سَلَّمَ ۗ إِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

"Hani o vakitler Allah sana uykunda (rüyanda) onları az gösteriyordu. Eğer Allah sana onları kalabalık gösterseydi korkacaktınız ve savaş konusunda anlaşmazlığa düşecektiniz. Fakat Allah böyle bir şeyden sizi uzak tuttu. Çünkü O, gönüllerde yatanı da bilir." [1]

Düşün ki, o vakit uykunda veya gözünde Allah onları sana sayıca az gösteriyordu. Bu işle ilgili olmak üzere evvela bir rüya gösteriyordu... Ki, o rüya işin başlangıcı ile sonucu arasında bir bağlantı olduğunu ve olayın büsbütün tesadüfe bağlı bulunmadığını belgeler.

Hasılı; o çokluğu, azınlık olarak gösteriyordu sana... Sen de bunu Ashabına/Müslümanlara haber verip onları teşci ve teşvik ediyordun (cesaretlendirip gayrete getiriyordun). Bu bir aldanma ve aldatma değildi. Bir hikmeti (gizli sebebi), bir maslahatı vardı (inceliği ve deriliği olan, o anın vaziyetine göre icap eden iş ve davranış buydu).

Gerçekten de eğer sana onları (aslında oldukları gibi) çok gösterseydi Rabbin, elbette sizde yılgınlığa sebep olacaktı... Ve elbette o hususta münakaşa edecek, birbirinizle didişecek ve anlaşmazlığa düşecektiniz.

Harbi göze alıp almamak hususunda görüş ayrılığına düşecektiniz... Kiminiz sebat edecek; sözünde duracak, ahdine vefa gösterecek, kararlı olacak, yerinde duracaktınız... Kiminiz de firar taraftarı olacak, gizlice kaçma-kaybolma yolunu tercih edecektiniz.

Lâkin Allah, selamet ihsan etti... Sana onların dış görünüşüyle kalabalıklarını değil, hakikatteki zayıflıklarını, değersizliklerini gösterdi. Sizi yılgınlığa düşürmedi ve aranızda çıkacak muhtemel bir anlaşmazlığa meydan vermedi ve selamette tuttu.  

İşin başlangıcı ile sonunu başarılı kılıp selamete erdirdi. Muhakkak ki Allah (c.c.), sinelerde gizli sırları da bilir... Kalplerde/gönüllerde ne vardır ve onlar ne olacaktır, ne gibi sebep ve şartlarla değişik hallere uğrayacaktır, hepsini tamamiyle ve hakkıyla bilir.

***

وَإِذْ يُرِيكُمُوهُمْ إِذِ الْتَقَيْتُمْ فِي أَعْيُنِكُمْ قَلِيلًا وَيُقَلِّلُكُمْ فِي أَعْيُنِهِمْ لِيَقْضِيَ اللَّهُ أَمْرًا كَانَ مَفْعُولًا ۗ وَإِلَى اللَّهِ تُرْجَعُ الْأُمُورُ

"Ve işte onlarla karşılaştığınız vakit, onları sizin gözünüze az gösteriyordu; sizi de onların gözlerinde azaltıyordu. Çünkü Allah o mukadder olan işi yerine getirecekti. Bütün işler Allah'a döner/döndürülür." [2]

Yine onlarla karşı karşıya geldiğiniz sırada, onları az gösteriyor, gözünüzü yıldırmıyordu. Peygamber'in (s.a.v.) rüyasını, böylece görünüşte de doğruluyordu... Ve sizi her türlü korkudan selamette tutuyordu, size cesaret veriyor, yüreklendiriyordu. Onları gözünüzde büyütmüyordu.

Abdullah b. Mesud (r.a.), yanındaki arkadaşına, "Nasıl onları yetmiş kişi kadar görüyor musun?" demiş, o da "yüz kişi kadar görüyorum" demişti.

Ayrıca sizi de onların gözünde azaltıyordu. Nitekim Ebu Cehil o sırada "Muhammed ve Ashabı 'bir deve yiyimi' yani bir lokmacık demişti.

Bu henüz savaş başlamadan, cür'etlerini arttırmak, gurur ve saygısızlıkla gayr-i muntazam/düzensiz-disiplinsiz bir surette kıtale-vuruşmaya çattırmak için idi... Ki, savaşa başladıktan sonra, onların gözlerinde mü'minleri birdenbire büyütmüş, çoğaltıvermişti Cenab-ı Hak.

Âl-i İmrân sûresinde de geçtiği üzere, " göz görüşüyle kendilerinin iki katı kadar görüyorlardı." [3] Yani üçyüz onüç kişi olan Müslümanları, iki bin kişi gibi görüyorlardı... Kalplerine korku giriyor, ödleri kopuyordu!

Her iki tarafın kalpleri üzerinde sürekli değişip duran bu duygular, aslında normal göz yanılmalarının çok üstünde ve ötesinde bizzat Allah'ın iradesi ve hükmüyle meydana geliyordu.

Önceki Sayfa of 9Sonraki Sayfa

Yorumlar & Eleştiriler

library_icon_grey.png Ekle share_icon_grey.png Paylaş

Kimler Okuyor

Önerilen