Previous Page of 3Next Page

YAĞMURDAN KAÇARKEN AŞKA TUTULMAK

spinner.gif

BEREN 

Levent'in bana sarılışı ne kadar hoşuma gitse de ondan ayrılmak hiç de zor olmamıştı. Sonuçta insanların yaptıklarını affedebilmek ya da yoluna devam etmeyi seçmek yaptıklarını unutabilmek anlamına gelmiyordu. Göğsüne denk gelen başımı geriye çektim ve:

-''Bu neydi şimdi Levent?'' dedim.

Bana derin bir iç çekişle karşılık verdi:

-''Bu anı bozmasan için rahat etmezdi, biliyorum.'' dedi.

-''Soruma cevap ver sen.''

-''Beren, ben söyleyeceklerimi gerçekten söyledim. Sana kendimi anlatmak, bazı şeyleri açıklamak o kadar zor ki. Beni dinliyorsun ama söylediğim şeyler senin davranışlarını etkilemiyor. Ben yaptığım şeylerin ve onların ne kadar yanlış olduğunun farkına vardım. O zaman neden gelip sana sormadığımı bilmiyorum, belki de Buse'ye inanmak daha kolay gelmişti. Sonuçta güvendiğim biriydi. Aslın-...'' derken lafını sinirle kestim:

-''Şimdi niye soruyorsun o zaman? Değişen hiçbir şey yok. Sen sadece Buse'ye güvenmekle kalmadın, onun yediği haltlara da sessiz kaldın. Hayır, sen gerçekten iyi değilsin, aklını kullanamıyorsun bir kere. Sana artık ne yaptığını ya da ne yapmadığını sormak istemiyorum ben. Seninle tekrar bir şeyler yaşamak da istemiyorum, bir şeyler yaşamayı bırak sesini bile duymak istemiyorum ben senin.''

-''Beren. Ben gerçekten böyle olsun istemedim. Başlarda anlamam gerekirdi biliyorum. Ama hatamın farkındayım artık. Lütfen, bir kere oturup düzgünce konuşalım şu meseleyi, kestirip atma.''

-''Konuşursak peşimi bırakacak mısın?'' 

Sanki bir ara uğraştığı her şeyin boşuna olduğunu anlamışçasına baktı suratıma:

-''Tamam, peki. Bırakacağım.''

Sahile doğru gitmeye karar verdik. Biliyordu işte nerede daha huzurlu olacağımı, gerizekalı. Oturduk bir banka öylece durduk bir süre. Sessizliği bozan bu sefer bendim:

-''Neden sana en çok ihtiyaç duyduğum zamanda yanımda değildin? Söylenen şeylere kızmakta, hadi tamam inanmakta da haklısın. Ama neden bir kere olsun ''Nasılsın Beren?'' diyememiş oluyorsun ben orayı anlamıyorum.''

-''Bilmiyorum. Ama o zaman yapmadığım şeyleri şimdi geri alamam Beren, bunu ikimizde biliyoruz. Elimden gelen tek şey pişman olmak ve özür dilemek. Eskisi gibi olmayı ve benimle olmanı istiyorum. Bir şans ver bana Beren, lütfen.'' 

Levent'e bir şans daha vermek mi? Levent'in pişman olması mı? Eskisi gibi olmak istemesi mi? Ben bu soruların mantıklı açıklamasını bulamıyordum. Levent'le geçirdiğimiz süre boyunca Levent'le ilgili bildiğim en iyi şey gerçekten iyi bir kalbi vardı. Tamam biraz değişik bir çocuktu; olaylara bakış açısı, tepkileri, düşünmesi... Ama onda gerçekten hoşlandığım şeyleri bulabilmiştim. Boş bir çocuk değildi, onu amaçsız herhangi bir işle göremezdiniz. Diğerlerinden farkı buydu zaten. Etrafındakiler gibi tek derdi kullandığı arabanın daha iyi modelini alamıyor olması değildi, ne bileyim işte, farklıydı. "Gülüşünden kalbime düştün"  derdi, daha çok gülerdim. Bazen onun yanındayken zaman duruyordu sanki, onun yanındayken hiçbir şey önemli değildi. Mutluydum, hem de çok. Sonra babamın ölümü geldi çattı. O ahenk öyle bir bozuldu ki, annemin babamın en yakın arkadaşıyla olan ilişkisinin ortaya çıkışı, sanki babamın ölümünü istemişler gibi hemencecik evlenmeleri... Levent, babamın ölümünü atlatmama yardım etmeye çalıştı ve tam atlatacakken ortaya çıkan bu rezilliklerde ise yanımda olmayışıyla uğraştığı her şeyi yok ettiğini fark etmedi bile. İnsanlara karşı dimdik durmam gereken zamanlarda bir desteğe ihtiyacım vardı; sevdiğim birine en çok ihtiyaç duyduğum zamandı. Ama Levent sadece sessiz kalmayı tercih etti ve en sonunda da gitmeyi. Asıl acı olan tarafı ise benim onun beni bırakma sebebine aslında adam akıllı bir sebep bulmuşken, gerçeği öğrenmekti. Birinin lafına bakıp, sormadan etmeden nasıl bırakıp gidebiliyordu? Gerçekten saçmalık. Buse'yi bulup gebertmek istiyordum. Ben o günlere dönmeyi ne kadar isteğimi kelimelere dökemiyorum. Ama Levent'e tekrar güvenmeyi istiyor muyum, bilmiyorum.

LEVENT

Yanımda, bakışlarına aşık olduğum kız oturuyor. Söylediklerimi dinliyor, beni anlamaya çalışıyor ama neden olduğum şeyleri düzeltmeye gücüm yetmiyor, onu inandıramıyorum. Aslında yaptığım şeyin gerçekten affedilir yanı yok. Benim sevdiğim insanın yanında durmam gerekiyordu, yapmadım. Buse'nin oynadığı oyunu eğer telefonundaki mesajları görmeseydim, asla öğrenemeyecektim. Geçen sene Beren'e çektirmek istediğim bütün acıları Buse'ye bırakmıştım. Buse, garip biriydi. İnsanlarla dalga geçmeyi sever, karşısındaki insan onun standartlarına uymuyorsa gözü hiçbir şeyi görmüyordu. Çocukluktan beri tanıyorduk birbirimizi, benim çocukluk arkadaşım Buse'ydi. Ona inanmak bu yüzden bu kadar kolaydı. Okulun ilk senesinin ilk döneminde Beren'in babasının ölümüyle Beren'i hayata geri döndürmek kolay değildi. O her şeye gülerdi, gülmüyordu. Güldü mü gözlerinin içine kadar hissederdiniz mutlu olduğunu, artık değildi. Tam toparlanmıştı ki Hülya Teyze'nin Hakan Amca'yla ilişkisi ortaya çıktı ve evlenmeye karar verdiklerini söylediler. Beren'in o kadar sinirlendiğini hiç görmemiştim. Annesiyle oturduğu evden taşınıp, dedesiyle oturmaya başladı. Annesiyle konuşmadı, düğünlerine gitmedi. Beren'in yanında olmayı çok istiyordum ama benden bir adım önde Kerem vardı. Bazen onunla yarışmaya çalışmanın gereksiz olduğunu bile bile uğraşıyordum, sanki Beren'i ondan korumaya çalışıyordum. İkinci dönemde Buse bana onları öpüşürken gördüğünü söylediğinde Kerem'in Beren'e dokunan her noktasını kırmak, parçalamak istedim. Beren'e söylemek istediğim o kadar çok laf vardı ki, hangisi söylemek istediğime karar veremiyordum, belki de bir anda hepsini söylemeliydim. Beren'e bittiğini söylediğimde nedenini biliyor gibiydi, bir şey söylemedi bile. Hepsi aynıydı. Daha çok kızdım, içtikçe içtim. Kendimi diğer kızlara verdim, gecem gündüzüm birbirine girdi. Buse bu halimi yok etmek için uğraştı ve başardı. Beni normal halime Beren'e yaptıkları getirdi. İnsanların önünde küçük düşürdü, aşağıladı. Sanki iyileşiyordum. Beren benim için bitmişti, sevdiğim kız aslında yoktu. Sanki hiç varolmamıştı. Sanki hiç varolmamış gibi davranıyordu. Okulda yoktu, dışarıda yoktu, ruh gibiydi. Kerem, Beren'i bir dakika bile yalnız bırakmıyordu. Buse'nin ''-Görüyor musun?'' , ''- E ama yuh!'', ''Levent, hem de senin gözünün önünde yani, inanamıyorum canım.'' laflarıyla o kadar inandırıcıydı ki her şey. Okulun açılmasına kısa bir süre kala yazlıkta Buse'nin Beren'in suratına "Annenin kızısın.'' demesiyle ipler koptu. Beren'in bize tek lafı "Gerçekten harika bir çiftsiniz." oldu. ''Çift?'' diye sorguladığımda Buse'nin bakışlarıyla başbaşa kaldım. Buse, onunla geçirdiğimiz onca zamanda bazı beklentiler içine girmişti ve bende bunlara izin vermiştim. Bu sene başladığında Buse'yle gerçek bir çifttik ama Buse'nin ilişki anlayışı katıldığımız davetlere ve etrafımızda olan insan sayısına göre değişiyordu. Buse için yaşadığımız ilişki isimlerimizden ibaretti, ait olduğumuz dünyanın bu isimleri yanyana görmesi onun için yeterliydi. Benim ona söylediğim güzel bir lafla değil, aldığım hediyelerle mutlu oluyordu. Beren'le uzaklaştığım her şey benimleydi. Buse'nin telefonunda gördüğüm mesajlarda oynadığı oyun gayet açıktı. Kerem için olan düşüncelerim onun işine gelmişti. Ve işte ben burdaydım. Sevdiğim kız yanımda oturuyor ve ben hiçbir şey yapamıyorum:

Previous Page of 3Next Page

Comments & Reviews (9)

Login or Facebook Sign in with Twitter


library_icon_grey.png Add share_icon_grey.png Share

Cast

Liv Tyleras Elvan Türkel
Kaya Scodelarioas Beren Uygar
Sean O'pryas Levent Poyraz
Jamie Dornanas Kerem Tekin
Xavier Samuelas Alper Özer
Penn Badgleyas Efe Güven
Olivia Palermoas Ceylin Karayel
Miranda Cograveas Deniz Samyeli
Michelle Pfeifferas Hülya Uygar Tezol

Who's Reading

Recommended