Previous Page of 110Next Page

Behçet Cantürk'ün Anıları

spinner.gif

SU YAYINLARI 

Behçet Cantürk'ün Anıları 

(BECO) 

Soner YALÇIN 

ISBN 975 - 6709 -11 -1 

Yedinci Baskı : Kasım 2000 

Kapak Tasarımı : Hayalgücü Tasarımevi 

Baskı ve Cilt : Mart Matbaacılık Sanatları Tel: (0212) 212 03 39 Pbx 

Bu kitabın yayın hakları Su Yayınları'na aittir. 

Su Yayınları Dağıtım: Cağaloğlu Yokuşu Evren Han No: 29 / 53 Cağaloğlu İstanbul Telefax: 

(0212)5121668 

Ankara Büro : Sağlık l Sokak No: 10/9 Sıhhiye - Ankara Tel-.(0312)4306017 

Fax:(0312)4306018 e-mail: suyayinleri@hotmail.com 

Soner YALÇIN 

BECO 

Behçet Cantürk'ün Anıları 

ÖNSÖZ 

Yıl 1990. 

2000'e Doğru Genel Yayın Yönetmeni Doğu Perinçek, çantasından çıkardığı mektubu, "Soner, 

şunu okur musun" diyerek uzattı. 

Mektup Kayseri'de askerliğini yapan Nafiz Obay isimli birisinden geliyordu. O bay 

Mektubunda, Almanya'da uyuşturucu mafyasının içinde yer aldığını; eroin sattığını belirtiyordu. 

Dergiye açıklamalarda bulunmak istediğini yazıyordu. 

Telefonla Obay' a ulaştım. Randevulaştık. Kayseri'de bir parkla buluştuk. 40 yaşında, uzun 

boylu, candan bir adam. 18 yıl kaldığı Almanya'da, 8 yılını cezaevinde geçirmiş ve ardından sınır 

dışı edilmişti. 

Türkiye ile Avrupa arasındaki eroin trafiğini saatlerce konuştuk... 

Uyuşturucu ticaretinin merkezinde bulunmuş bir canlı tanıkla ilk kez görüşüyordum. Ve yeraltı 

dünyasına böyle girdim!.. 

Anlattıklarına şaşmamak elde değildi. İş ve siyaset dünyasının, spor çevrelerinin pek çok ünlü 

ismi, uyuşturucu ticaretinin içinde ve hattâ başındaydı. 

Nafiz Obay önemli bilgiler vermişti. Ancak bunların araştırılması ve belgelendirilmesi 

gerekiyordu. 

Bu iş tam iki yıl sürdü. 

9 Ağustos 1992 tarihli 2000' e Doğruda haberi kapaktan verdik: "Mafyanın merkezindeki adam 

anlatıyor!" 

Kapak büyük yankı yarattı. Çeşitli gazete ve dergiler haberden alıntı yaptı. Bu arada, yazıda adı 

geçen bazı kişiler tarafından dava edildim. Belgeleri mahkemeye sundum. Beraat ettim. 

Yeraltı dünyasını takip etmeyi bırakmadım. Bu camianın önde gelen bazı isimleriyle tanışma 

olanağı buldum. Yıllar geçtikçe konuyla ilgili geniş bir arşive sahip oldum. 

Arşivin neredeyse yarısı bir kişiye ilişkindi: Behçet Cantürk! 

Nihayetinde, bilgilerin belli bir olgunlaşma noktasında, Behçet Cantürk'ün yaşamının başlı 

başına bir kitaba konu olabileceğine karar verdim. Çalışmalarımı bu hedefe yönelttim. 

Ancak bu kitap salt bir "Baba" nın biyografisi olarak yazılmadı. Kanımca, Lice'den yola çıkıp, 

dünya çapında bir isim haline gelen Behçet Cantürk'ün serüveni, aynı zamanda Türkiye'nin son 

50 yılının toplumsal tarihi ile örtüşüyor. Toplumsal ilişkilerin, siyasal ve ahlâki değerlerin yakın 

tarihimizdeki dönüşümünü Cantürk ekseninde anlatmaya çalıştım. 

Bazı çevreler Behçet Cantürk'ü sadece yeraltı dünyasının bir patronu olarak tanır. Ama pek 

çoklarının gözünde Cantürk, âdeta siyasal bir kişilik ve neredeyse bir "Kürt Robin Hood'u" dur! 

O da herkes gibi farklı kimliklerin bir bileşimiydi: Uyuşturucu kaçakçısı, başarılı işadamı, 

sosyal demokrat, Ermeni kökenli, Kürt milliyetçisi, "Aile" reisi, Türkiyeli... 

Bu çalışmada bütünün fotoğrafını sunmak istedim... 

"BECO/Behçet Cantürk'ün Anıları" ülkemizin, ekonomik ve sosyal yapısını anlamaya yönelik 

çabalara bir katkı amacıyla kaleme alınmıştır. 

Kitabın hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ede rim... 

Soner Yalçın 

Haziran 1996 Ankara 

BABA REŞİT CANTÜRK 

Hava zifiri karanlıktı. Mekkareci Reşit Cantürk korkuyordu. Karanlıktan değildi korkusu, onu, 

ilk kez gittiği bu yol ürkütüyordu. Oysa kaç kez gitmişti Suriye'ye. O yolları ezbere biliyordu... 

Soğuktu ama terlediğini hissetti. Mendilini çıkarmayı düşündü, alnını silmek için. Vazgeçti, 

beyaz mendili jandarmalar görebilirdi. Canı sıkıldı, heyecanına engel olamıyordu. Fakat 

yüreğinin neden hızlı hızlı attığını biliyordu: Hem yola, hem de ilk kez taşıdığı bu mala 

yabancıydı. 

Yeni malın riski fazlaydı. Ancak parası çok iyiydi. Belki kazandığı bu para ile doktora gidip sık 

sık tutulduğu öksürük nöbetlerinden kurtulabilirdi... 

İlçesi Lice'de dikilecek, ekilecek toprağı yoktu.Taşımacılık-la geçiniyordu. İlk başlarda Van, 

Muş, Malazgirt, Solhan, Kar-kova'ya mal getirip götürüyordu. Ancak mekkarecilikte fazla para

Previous Page of 110Next Page

Comments & Reviews (1)

Login or Facebook Sign in with Twitter


library_icon_grey.png Add share_icon_grey.png Share

Who's Reading

Recommended