Karanlığın İçinde Kayboldum

spinner.gif

Bilmem kaçıncı bardağı da kafama diktikten sonra elimdeki bardağı sertçe masaya vurup, boğazımdaki o garip tadın yerini müthiş ve tarifsiz bir zevkin almasını sessizce izledim. İçtikçe içiyordum. Zevk aldıkça alasım geliyor, içkinin o muazzam tadı beni esir alıyor ve daha fazlasını istiyordu. Bardağımı tittizlikle barmenin önüne itelerken üzerime dikilen yoğun bakışları hissetmemle ani bir reflekse o yöne doğru döndüm. Uzaktan seçemediğim, yaklaşık 1.80-1.85 civarı, kaslı, sarışın bir adam bana kadeh kaldırıyordu. Muzipçe sırıtıp önüme döndüm. Yeni dolan bardağımı ona karşılık vermek için kaldırıp ona döndüm. Fakat orada kimse yoktu.

Ayaklarımı bar sandalyesine bağlı yuvarlak demir ayaklıktan zar zor indirip, aşağı atladım. -Boyum 1.65 civarı olduğundan dolayı bu sandalyelere de barmenlerin yardımıyla oturuyordum- Barın çıkışına ilerledim ve kapıyı zorla ittirip kendimi dışarı attım. Fazlasıyla sigara dumanı ve alkol kokusuyla dolan ciğerlerim temiz havayı sevinçli bir çocuk edasıyla içine çekti. Bu kısır-döngüyü tamamladığımda içerden en sevdiğim şarkının fısıltısı yükseliyordu. Şarkının ritmine kapılıp gitmişken bir çığlık yankılandı boş ve dar sokakta.

Tek bir sokak lambasının olduğu -ki bu sokak lambası sadece dekor olarak kullanılıyor gibiydi çünkü bu lambanın ışıkları bar açıldığından beri hiç yanmamıştı herneyse- dar sokakta o çığlığın sahibine bakmak akıl mantık işi değildi. Fakat körkütük sarhoş olmuşken -hatta ayıkken bile- akıl ve mantık nerde gezer bende!

Adımlarımı küçük ve hızlı hızlı atarken hala müziğin ritmine uyuyor olduğumu fark ettim. Müziğin bitmesiyle adımlarım geri geri gitmeye başlamıştı ki fısıltı halinde çıkan bir ses tekrardan adımlarımı karanlığa yöneltti.

''Yaklaş ve şahit ol, seni tam olara neyin beklediğine...''

Ürksemde yürümeye devam ettim.

''Yaklaş. Yaklaş ve şahit ol karanlığın kusursuzluğuna...''

Bedenim geri gitmeye çalışıyordu fakat ayaklarım bu emri reddediyordu. İyice yaklaşıyordum karanlığa.

'Yaklaş. Daha da yaklaş. İyice içine gir karanlığın. Seni almasına izin ver. İnan bana pişman olmayacaksın...''

Sesin sahibi karşısındaki kişiyi nasıl ürküteceğini iyi biliyordu.

''Son bir adım. Ardından kavuşacaksın istediğine. İkimizde arzuladığımız şeyleri son doruklarına kadar yaşayacağız...''

Korkudan çığlık atmamak için dudağımı dişledim ağzıma metalik bir tat gelene kadar. Oysa ki ne için gittiğimi, kime yaklaştığımı bilmiyordum bile. Göz açıp kapatıncaya kadar son adımımı da atmıştım.

Fısıltılar kesilmişti. Hayal güzümün doruklarına vardığını hissetmem sadece birkaç saniyemi almıştı.

''K-Kimse yok mu?''

Etrafımda döndüm birkaç kez. Fakat ne bir fısıltı ne de bir kişi vardı.

Topuklularımdan destek alarak etrafımda döndüm birkaç kez. Yalpaladığımı hissedince kendimi yerde buldum. Çok içmiştim. İlk defa sarhoşluğu bu kadar derin tadıyordum ki kahkaha atarak gülme isteğim dışa vurdu bir anda. Deli gibi kahkaha atıyordum. Sokakta birtek ben vardım. bunu farketmek için ayık olmama gerek yoktu.

Birden beni birşey yerden kaldırdı ve kollarını sıkıca belime doladı. Karanlıkta seçemiyordum onu. Kim, ne anlayamıyordum bir türlü. Fakat hissettiğim tek şey onun sıcacık nefesiydi. Boynumda ahenkle dans eden nefesi.

Ay ışığını üstümde hissettiğim an aklıma bir fikir geldi. Yerlerimizi değiştirirsem, onun kim olduğunu anlayabilirdim. Ellerimi onun omzuna koydum. Bunu yapmamı beklemiyordu doğal olarak. Onu aniden ışığa doğru çevirdim. Ama o daha atik davranarak benden kat be kat daha hızlı olarak eski pozisyonumuza dönmemi sağlamıştı. Fakat ışık yansıdığında gördüğüm şey yetip artmıştı bana.

Bir çift diş görmüştüm. Vampir dişi. Ciddiyim. Gördüm!

Düşüncelerim ve şaşkınlığımla boğuşurken boynuma önce bir sıcaklık, ardından soğukluk hakim oldu. Dişleri tenime girdiği an bir şeyi fark etmiştim.

Ben karanlığa değil, kendi sonuma yaklaşmıştım.

Yorumlar & Eleştiriler (16)



library_icon_grey.png Ekle share_icon_grey.png Paylaş

Kimler Okuyor

Önerilen