Aynı Yıldızın Altında.

spinner.gif

Eğer bu sayfayı, kitabı okumak amacıyla açtıysan üzgünüm. Avcunu ağzına yaklaştır ve biraz da dilini kıpırdattır.

Elbette kitabı daha yeni okumadım ama daha yeni eleştirisini yapmaya karar verdim.

John Green'nin ilk kitaplarından biri olan "Alaska'nın Peşinde" kitabını raflarda hatta D&R'ın sitesinde ve Pegasus yayınlarının da facebook adresinde gördüğümde bu sevimli gözlüklü yazarı hiç mi hiç tanımıyordum. Kitabın sözleri beni cezbetmişti. İlk aşk, ilk içki, ilk küfür gibi bir şeylerdi sanırım. Ama o sıralarda parasızlığın kraliçesiydim ve alamadım. Daha sonra raflardan kalktı tabii.

Aynı Yıldızın Altında, kitabı daha türkçeye çevrilmeden önce belirli çizim sitelerinde (deviantart gibi) görüyordum. Çizimler makaleler yazılıyordu ve herkes tutturmuş hep bir ağızdan "OKAY" diyordu. Ben ise nedir bu muhabbet abi yiaaa cinsinde aval aval bakınıp hiç de araştırmamıştım lakin bir sabah Aynı Yıldızın Altında kitabını benim aşkım D&R mağazasında görene kadar. İlk başta iyi de bunun adı Aynı Yıldızın Altında değildi ki. Dedim.

Kitabın orjinal ismi "Kusur Yıldızlarımızda" anlamındaydı. Kitap kapağı sizi cezbediyor başta bunu söylemeliyim. Arada bir "ya bir ısırık alsam mı?" Diye düşünüyorsun. Aldım ben bu kitabı oturdum D&R koltuklarından birine okumaya başladım. Tabii kitabın arkasında yazarımızın en yakışıklısından bir resmi bulunuyor ama ben daha kitap karakterinin kız olduğunu bile bilmiyorum.

 

Hazel. İsim seçimi o kadar sade ve cezbediciydi ki. Bütün renklerin karmaşası...

Oturduğum yerde okumaya başladığımda mağaza çalışanlarının beni kovmasından korktum ( 70 sayfa kadar okumuştum) sonunda ne mi oldu?

"Bu kitabı alacaaaağğıııımmm" diye koşturdum mağazada. Ama alamadım. Parasızdım. Daha sonra aldım evde hemencecik okuyup bitirdim.

Elbette Augustus'a aşık oldum. Her kız gibi.

Kitap yazarı erkek bildiğiniz gibi. Ama baş kahramanı kız olarak ele alıyor ve kızların ruhundan çok anlıyor. Sadece bunun için bile okunabilir.

Hazel'ın Görkemli Izdırap kitabına duyduğu aşkı ve kimseyle paylaşamaması bile bana kendimi hatırlattı. Spoiler vermekten ölesiye korkuyorum ama Gus, hazel için bir Görkemli Izdırap'tı diyebilirim. Ve Isaac de çok tatlıydı.

Kitap ile ilgili tek eleştirim, yazarın paragraflarda çok açıklayıcı,tanımlayıcı anlatım tarzı benimsemesiydi. Ve metaforun tanımı bınlardan nasibini alan en küçük bir kelimeydi. Belkide çevirmenin azizliğine uğradık bilemiyorum.

Kitabın anlatıcısı Hazel Grace, ailesi tarafından zorla gönderildiği bir destek grubunda 17 yaşındaki eski basketbol oyuncusu Augustus Waters'la tanışıp ona aşık olan 16 yaşındaki bir kanser hastasıdır. Kitapta bu iki gencin hastalıklara göğüs gererek dünyada kendi küçük hayal fabrikalarını kurmaları mizahi bir dille anlatılır. Pek fazla arkadaşı olmayan ve bütün hayatı bir kilisedeki destek grubu ile ev arasında gidip gelen Hazel Grace, aşkı, sadakati ve sonsuzluğun terimini Gus'ta bulacaktır.

Kitaptan sevdiğim bir kaç replik:

''Sahile vurmuştum ve dalgalar üstümden geçip gidiyordu ama bir türlü boğulmuyordum.''

''Ben her zaman dünyanın bir dilek gerçekleştirme fabrikası olduğunu düşünmüştüm.''

''Suya gömülmeye devam ediyor'' dedi.Çölde bir lütuf okyanusta bir lanet.

 

Niagara Şelalesi gibi ağlamaya hazırlanın. Ve küçük bir battaniyeye sarılın.

Seviyorum, Augustus. Seviyorum.

Yorumlar & Eleştiriler (20)



library_icon_grey.png Ekle share_icon_grey.png Paylaş

Medya

Aynı Yıldızın Altında.

Kimler Okuyor

Önerilen