|
||||||||
![]() |
||||||||
|
|
||||||||
|
Daha sonra kararlı tavırla Roland'ın tabancasını Eddie'nin şakağına doğru çevirdi.
2 Silahşor kadının bütün bu yaptıklarını yarı açık gözlerle izliyordu. Hastalığının ateşi yeniden başlamıştı. Ama, ateşi henüz kendinden emin olmasını önleyecek kadar kötü değildi.... bu yüzden parmağı bedeninin tetiğinde olmak üzere (Roland'ın bedeni elinde silah olmasa bile patlamaya hazır bir tabanca gibiydi) bekledi. Kadın tetiği çekti Boş bir klik sesi çıktı. Elbette bu ses çıkacaktı. Silahşor ve Eddie dolu su tulumlarıyla birlikte yanına vardıklarında Odetta Holmes tekerlekli sandalyesinde bir tarafa kaykılmış durumda derin bir uykuya dalmış bulunuyordu. İki adam ellerindeki olanaklarla kumun üzerinde onun için iyi bir yatak hazırlayıp kadını sarsmadan sandalyesinden alarak yatağa taşımışlardı. Eddie, kadın uyanır diyor ama Roland daha iyisini biliyordu. Detta için sabah yemesini sağlamak üzere pişmiş ıstakoz etinden bir parçayı kenara ayırıp konuşmaya başlamışlardı. Eddie kadına ilişkin bir şey söylemiş ve bu bilgi Roland üzerinde bir şimşek gibi çakmıştı sanki. Silahşor'un her şeyi anlamasına bu kadarı yeterli olmuştu. O anda sezinlediklerini genç adama söyleyebilirdi ama söylemedi. Şimdi kendisinin, Eddie'nin Cort'u olması gerektiğini anlıyordu: Cort'un öğrencilerinden biri beklenmeyen bir ateşle yaralanıp kanlar akıtmaya başlayınca Cort'un tepkisi her zaman aynı olurdu: Bir çocuk çivi çakarken çekicin ne olduğunu parmağı ezilene değin anlayamaz. Ayağa kalk ve sızlanmayı bırak, sürfe! Sen, babanın yüzünü unutuyorsun! Demek ki, kendisi ona nöbet tutmasını söylediği halde Eddie uykuya dalmıştı. Roland arada kendisinin de uykuya dalmış olduğundan emindi. (Oysa, kadın sinsi bir varlık diyerek uzun süre uyanık beklemişti.) Daha önce tabancaları boşaltmış, içlerine kullanılmış fişekleri doldurmuş ve sonra kemerdeki tabancalıklara silahları yerleştirip hepsini birden Eddie'nin yanına koymuştu. Daha sonra beklemişti. Bir saat, iki saat, üç saat boyunca hep beklemişti. Dördüncü saatin yarısına daha gelmeden; yorgun ve ateşli bedeni pineklemeye başlarken Silahşor kadının uyandığını görmekten daha çok duyumsar gibi oldu ve kendisi de tümüyle uyanık duruma geldi. Kadının yerde yuvarlanarak ilerlediğini gördü. Kara tenli kadının elleri gene pençe haline dönüşmüştü. Tırnaklarını kuma gömüyor ve bedenini şimdi de silahları taşıyan kemerin bulunduğu yere doğru çekiyordu. Sonunda oraya varıp silahlardan birini tabancalıktan alan kadın Eddie'yi yaklaştı. Ve bir an duralarken kafasının dikildiği, burun deliklerinin şişip daraldığı, havayı koklamaktan çok tadar gibi soluduğu görüldü. Evet. Bu, öte taraftan kumsala getirdiği kadındı. Kadın dönüp kendisine baktığında Silahşor sahte uykunun ötesinde bir şey yaptı. Çünkü, kadın yapmacıkla aldatılamazdı. Bu yüzden Roland bir an için gerçekten uyur gibi oldu. Kadın bakışlarını öte yana çevirdiğinde uyandı ve tek gözünü açtı. Kadının tabancayı kaldırdığını ve genç adama doğrulttuğunu gördü. (Eddie ilk kez tabancayı kaldırırken zorlandığı halde kadın çok daha az bir çabayla bunu başarmıştı.) Bir an duralayan kadının yüzü şeytanca ifade taşıyordu. O anda kadın, Silahşor'a Marten'i anımsatmıştı. Kara tenli kadın tabancanın fişek yatağıyla oynamış ve önce onu yerine yerleştirememişti. Mermilerin arka kesimine bakıyordu. Roland bedeninin katılaştığını duyumsadı: Kadın şimdi ateşleme pimlerinin takılmış olduğuna bakacak ve sonra da tabancayı çevirip kartuşların ucunda mermilerin bulunup bulunmadığını görecek miydi? (Silahşor önce tabancayı ateş etmeyen mermilerle doldurmayı düşünmüştü. Ama sonra, Cort'un öğrettiklerini aklına getirmişti: Ustası Cort, her silahın Şeytan tarafından yönetildiğini ve bir kez ateş almayan kurşunun ikinci seferinde ateş edebileceğini söylerdi. bunları anımsayınca Roland o mermileri silahların fişek yatağına sürmekten vazgeçmişti.) Eğer şimdi kadın mermileri kontrol etmeye kalksa, Roland yerinden fırlayın onun üzerine atılacaktı. Oysa kadın mermileri kontrol etmeden fişek yatağını kapatmış, bu kez yerine oturtabilmiş, horozu çekmeye başlamış...Ve sonra yeniden durmuştu. Rüzgârın horozdan çıkacak hafif Tık sesini maskelemesini bekliyordu. Silahşor düşündü: İşte bir tane daha... Tanrı'm! Bu kadın bir şeytan ve üstelik bacakları da bulunmuyor. Ama o da kuşkusuz Eddie gibi bir Silahşor olacak. Kadının ne yapacağını görmek üzere bekledi. Silahın horozunu ateş etmeye uygun duruma getirmek üzere çeken kadın tabancayı Eddie'nin şakağının üç, beş santim kadar yakınına götürmüştü. Ve bir gulyabaninin, bir mezar hırsızının gülümseyişiyle sırıtarak tetiği çekti.
|
||||||||
|
© WP Technology Inc. 2010
User-posted content is subject to its own terms. |